24 Ağustos 2026 Pazartesi

KAÇKAR(KAVRUN) KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN KIŞ ZİRVE FAALİYETİ



KAÇKAR (KAVRUN) 3932 m KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN KIŞ ZİRVE FAALİYETİ

Faaliyet Tarihi: 06-10 Mart 2020                                                                                    
Rota
: K.buzul
Kamp Yeri: Yukarı kavrun yaylası (1 gece) Mezovit (2 gece)
Zirve Tırmanış Süresi: 9 saat 5 dakika.
Teknik Malzemeler: kask, kazma, krampon, emniyet kemeri (kullanıldı), karabina (kullanıldı), takoz, friend (kullanılmadı), ip, yardımcı ip, perlon (kullanıldı), çığ sondası (kullanılmadı), çığ kaytanı, biepsi (kullanıldı) kürek (kullanıldı), Hedik (kullanıldı), ilk yardım çantası (kullanılmadı), Bivak (kullanılmadı), Telsiz (kullanıldı), GPS (kullanıldı).                                      
                                   Hava Durumu:Çoğunlukla güneşliydi. Rüzgâr zirve günü orta şiddetteydi. Diğer günler hafif sıcaklık vardı. 
Sıcaklık zirve günü ve gecesi düşüktü. Diğer günler güneşle birlikte mevsim normallerindeydi.                                                                                         
Faaliyeti Düzenleyen: Yılmaz SEFEROĞLU (Lider)                                                                                                                                              Faaliyet hikâyesi yazarı: Recep KULABER                                                          
Sporcular: Batuhan TÜFENK (Ordu Dağcılık İhtisas kulübü), Ercan KESTİ (Çamlıhemşin Doğa Sporları ihtisas kulübü), Mahmut YANIK (Kaçkar Dağcılık Rafting Kayak Spor İhtisas Kulübü), Osman ASLAN (Rize Çayeli Doğa Sporları Kulübü), Recep KULABER (Kulvar Lokal Santral Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulübü), Yılmaz SEFEROĞLU (Ordu Dağcılık İhtisas kulübü)

KAÇKAR KAVRUN ZİRVE 3932 m 

                                                                                                            
Kaçkar Dağları Türkiye'nin kuzeyinde, Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan, bir dağ sırası. Doğusundaki birçok zirvesi 3500 m üzerindeyken, batı kesimi 2000 m yüksekliğe kadar ulaşır. En yüksek noktası olan Kaçkar Kavrun Dağı 3932 m yüksekliktedir. 1994 yılında milli park ilan edilmiştir. Milli parkın büyük bir bölümü Rize ili Çamlıhemşin ilçesi sınırları içinde, küçük bir bölümü de Artvin ili Yusufeli ilçesi sınırları içinde kalmaktadır. (Vikipedi)

KAÇKAR KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN GEÇMİŞ KIŞ ZİRVE TIRMANIŞLARI


Küçük buzul rotasından bilinen ilk kış zirve tırmanışı Aydın AKSAKAL ve Haydar CELAYİR 25 Şubat 1994 tarihinde gerçekleştirmişlerdir. İnişi ise Büyük buzul rotasından karar vermişler fakat buzula kestirmeden iple inmeye çalışırken üzücü kaza meydana gelmiş ve Aydın AKSAKAL beklenmedik bir şekilde düşüp ölmüştür.
Bu rotada bilinen ikinci kış tırmanışı ise 2005 Mart’ında Fatih TOSUN, Yıldırım SEÇMEN ve Zafer DEDEOĞLU’ndan oluşan ekip tarafından yapılmıştır.

KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN KAÇKAR (KAVRUN) KIŞ ZİRVE FAALİYETİ
Tırmandığımız dağlar yalnızca kaya ve buzdan değil, aynı zamanda hayal ve arzulardan oluşur (Mountain Filminden)

Yılmazın çabası ve havanın elvermesi ile nihayet faaliyet artık başlayacaktı. Son hazırlık ve eksiklerimi süratle tamamladım. Uzun yıllardır bu rotadan kış faaliyeti yapılamaması beni ayrıca heyecanlandırmıştı. Rota hedefini Yılmaz koyup bu konuda ciddi bir hazırlık yapmıştı. Türkiye’nin 4. Yüksek zirvesi olan 3937 metre yüksekliği ile Kaçkar kavrun dağının en teknik rotası olan Küçük Buzul Rotasından kışın tırmanacaktık. Bu rota gerek eğimi gerekse de bir kısmının mix (kar-buz-kaya) tırmanış parkurları içermesi tırmanış esnasında sırt çantamızın daha ağır olmasına neden olacak ve ekstra dikkat gerektirecekti. Ayrıca Mezovit’e iki günde ulaşmak enerjimizin büyük bir kısmını harcayacaktı. Faaliyet ekibinin ülkenin farklı şehirlerinde yaşayan altı Rizeli hemşeriden oluşması da güzel bir tesadüf olmuştu. Rize’de yaşayan Mahmut ve Osman ile süphan dağı tırmanışında tanışmıştık. Ordu’da yaşayan Yılmaz ve Batuhan’ı beraber yaptığımız faaliyetlerden zaten yakinen tanıyordum. Sadece Erzurum’da okuyan Ercan ile tanışmamıştık onunla da tanıştığımızda ortak pek çok noktamız olduğu ortaya çıktı.
06.03.2020                                                                                                                         
Saat 17.45
İstanbul Havalimanı’ndan 1 sa 30 dk sonra Ordu Giresun havalimanı’na ulaştım. Yılmaz havalimanından beni aracı ile aldı. Hızlı şekilde markete gittik ve üç kişilik faaliyet alışverişimizi buradan yaptık. Daha sonra yılmazın evine geçtik.Teknik malzemelerin büyük kısmını yılmaz tedarik ettiği için herhangi bir malzeme unutmamak için titiz bir şekilde tekrardan gözden geçirdik.    
Saat 23.45                                                                                                       
Yılmaz’ın aracı ile ordudan hareket ettik.Saat 03.00’da Rize merkeze ulaşarak, Batuhan’ı aldık ve birinci grup olarak Ayder’e hareket ettik. Diğer grup arkadaşlarımız Osman, Mahmut ve Ercan arkamızdan daha sonra gelip Yukarı Kavrun’da buluşacağız                                                                              
07.03.2020                                                                                                                                                                                                             saat 05.00                                                                                                                      
Hava aydınlanmadan Ayder’e (1300 m) ulaşıp aracımızı burada park ediyoruz yol karla kapalı olduğundan kamp yükümüzle yukarı kavruna buradan yürümeye başladık. 20 dakikada fazlalık eşyalarımızı araca bırakıp son hazırlıkları yaptık. Karanlık ve soğuk bir havada üç kişi ile faaliyete başladık.                                                                           
Saat 06.30
Tahmini -3 derecede rüzgarsız ve yıldızlı bir havada yürüyorduk, Aslında kar buraya kadar sert gibi gözüküyordu Âmâ hayallerimiz kısa bir süre sonra suya düştü. Daha 50 metre yürümeden kar batmaya başladı, mecburen hediklerimizi taktık. Ayder’den beri peşimize takılan çok sevimli Çoban köpeğini de uzun çabalardan sonra nihayet geri döndürdük.                                                                                           
Saat 07.30
Günün aydınlanması ile beraber Gallerdüzü (1750m)’ne ulaştık. Burada fırtınadan açılmış bir yayla barakasına sığınıp, beslenip sıvı alıp nefeslendik. Artık keyifler yerine geldiğine göre, yürümeğe devam edebilirdik.
 Saat 11.00
Yürüyüşe başlayalı 6 saat olmuştu, fakat sırt çantamdaki 28 kg yükle o kadar uzun süre gel diki bana. Neyse ki Aşağı Kavron yaylası görüş alanımızı girmişti. Bu da bize moral oldu yolumuzun azaldığını biliyorduk artık orman içine girdikçe, karda hedikle bile batıyorduk, bizden önce buradan geçmiş kişilerin ayak izlerini takip etmemiz bile bize bir avantaj sağlamamıştı. Aşağı kavron yaylasını geçer geçmez ayak izlerinin sahipleri ile geri dönerlerken karşılaştık. Yalçın ve bir grup genç çığ düşen yayla evlerine bakmaya çıkmışlardı. Sohbet ederken nefeslendik. Aslında Yukarı Kavron’a gelmiş olmamız gerekirdi sonuçta 12 km yürümüştük ama o hala çok uzaklardaydı. Yorgunluk iyice kendini hissettirmeye başladı. Önümüzde son yarım saatlik bir yol kalmıştı ama bu yol bana hiç bitmeyecek gibi görünüyordu.  
                
Saat 14.00                                                                                                                                     
Sevinçliyim, nihayet Yukarı Kavrun yaylasına ulaştık. Ayrıca gece yayla evinde konaklayacak olmamız mutluluğumu artırıyordu, bizim için büyük bir konfordu. Yayla girişindeki evlerin çığdan dolayı hasar gördüğünü gördük, defalarca geldiğim yayla evleri kar altında, ŞAHİN Pansiyon da tamamen karlar altında kalmıştı tanıyamamıştım.

Yılmaz’ın Ordu’dan konuşup kalmak için izin aldığı yayla ev de kar altında. Temizleyip içeri girmemiz çok çok zordu. B planını Yalçın Şahin’in atalarından kalan eski evinde kalmaya karar verdik. Evin kapısını açar açmaz kuzine sobasını yaktık, yeterli sıvı alamamıştık ve bu yüzden vücutlarımız dehidre olmaya başlamıştı. Derenin hala akması işimizi kolaylaştırdı.İçebildiğimiz kadar su içtik. Arkasından Yılmaz’ın evde hazırlattığı pişmiş kıyma ile harika bir kıymalı makarna yaptım, keyfimiz yerine geldi.

Saat 17.00                                                                                                                      
Sıcacık odada şekerleme yaparken Osman, Mahmut ve Ercan geldi. Ekip tamamlandı. Akşam güzel bir sohbetle moralleri yükseltip, günü noktalayıp uyuduk.
08.03.2020                                                                                                                           
Saat 08.00                           
 Yukarı Kavrun yaylasından Mezovit’e (Öküz Çayırı) hareket etmeden son hazırlıklarımızı yapıp, yola çıktık. Yürüyüş için mevsime göre hava gayet güzeldi. Memnun olmadığımız sırtımızdaki yüktü. Fakat böyle bir faaliyet yapıyorsanız taşıyacağınız malzemede fazla olacaktır. Buna göre Kendi aramızda malzeme taşıma paylaşımı yapmıştık, bizim ekibin tüm yiyeceği bendeydi. Yılmaz ve Batuhan teknik malzeme ve çadırı taşıyorlardı. Yılmaz her zamanki gibi önden kopup gitmişti bile üstelik ayağında bir sakatlık olmasına rağmen. Osman ise sürekli konuşuyor ekibi eğlendirip, moral veriyordu. Ercan ise tur kayağı ile artistlik hareketleri ve arada düşmesi, ekibe yeni bir hava getirmiş, enerjimiz yükselmişti. Kaçkarlarda yağmur gibi kar da çok yağardı.Durduktan sonraki günlerde güneş açınca, vadi yamaçları ve bu vadilere akan dere yatakların eğimleri yağan karın ağırlığına dayanamaz ve büyük bir gürültüyle koparak aşağılara doğru kayar. O an orada olmak kesinlikle istemezsiniz. Kaçkar kışı faaliyetinde en büyük risk çığ altında kalmaktır.Bende çığdan deli gibi korktuğumdan çığ parkurlarından geçerken çanta perlonum açık, gözüm hep yukarıda, kalbim ise daha da hızlı atıyordu. 
                                             
                                 
Saat 09.50                                                                                                                                 
Ayağımızda hedik olmasına rağmen bazen dizimize kadar kara batıyorduk ve ben faaliyetin ilk gününden beri hediğimle problem yaşıyordum. Sık, sık perlonu gevşeyip ayağımdan çıkıyor ve yeniden takmak süre aldığından sürekli geride kalıyordum, hatta hediksin bile gitmeyi göze aldım fakat kısa süre sonra belime kadar batınca, bu faaliyeti hediksin yapılması çok zor olduğuna karar verip tekrar hediklerimi takmak zorunda kaldım.
Buna rağmen Kapıya varıp burada mola verdik. Boğaların vadiden çıkmaması için yapılmış taş sur tamamen karların altında kalması ilgimizi çekti. Bu anı fotoğraf karesi ile ölümsüzleştirdik.


 Saat 12.00                                                                                                                                     
Güzel havada ve Kaçkarların muhteşem manzarası eşliğinde yürüyüşümüzün ikinci hedefi Mezovit’e(2900m) yaklaşık 4 saatlik yürüyüşün ardından ulaştık. 6 KM lig yürüyüşümüz bizi yormuştu. Mezovit’e Kaçkar Dağın eteğine ulaşmak,  Koca kayalar kar altında kaybolmuş, karlar altında bu mevsimde coğrafyayı tekrar görmek, zirveye çıkmak kadar mutluluk verici. Hemen karı düzleştirip hızlıca iki çadır kurduk, ertesi gün gerçekleştireceğimiz tırmanışın son hazırlıklarını yapıp, buranın tadını çıkartıp, dinlenecektik. Ayrıca dereninde küçük bir kısmı açık olması hazırlıklarımızı kolaylaştıracağı için bizim için güzel haberdi.

  09.03.2020                                                                                                                                                                                                        Saat 02.00
Zirveye çıkmak sadece inanmak ya da çok istemekle olmuyor. Fiziksel durumunuz, aklimatize olmanız, uykunuz, yiyip içtikleriniz, hatta karakteriniz ve inatçılığınız bile tırmanış için çok önemli ve ben bunun farkında olmama rağmen gece telefon alarmı ile uyandığımda kendimi çok yorgun hissediyorum. Uyku tulumundan çıkmam zor oldu, âmâ bugün faaliyetin en özel günü idi. Kalktık hemen sıcak bir çay içip, atıştırdık, donmuş botlarımızı üstüne hediklerimizi giydik ve saat 03.00 da gecenin karanlığında yola çıktık. Önden ben gidiyordum Umduğumuz gibi kar sertti ve dağ kayağı izleri vardı. Her zaman olduğu gibi yürümeye başlayınca üstümdeki heyecan da geçmişti.      
                                                                                                                        
Saat 04.20
İyi bir tempo tutturarak yükseldik, hava yaklaşık -8 derece rüzgâr ise yükseldikçe sertleşiyordu, buna rağmen her şey iyi gidiyordu. Su içmek için durup sırt çantamdaki suyumu çıkartım bunun için dış katman eldiveni çıkartıp bileğime asmıştım. Suyu içip tekrar çantamı sırtıma aldığımda, sağ dış katman eldivenim yoktu. Bileğimden ipi çıkmış, Rüzgârdan uçmuştu. Şok oldum, Kendime çok kızdım bu hatayı nasıl yaptım diye zirveyi tehlikeye sokmuştum. Sakinleşip düşündüm arkadaşlarıma söyleyip geri mi dönsem diye. En azından küçük buzulun dibine kadar gidip orda durumumu tekrar gözden geçirmeye karar verdim. Elimdeki batonumun birini toplayıp tek batonla devam etmeyi, buzulun dibine kadar elimi sürekli hareket ettirerek ve tek eldiveni değiştirerek devam edecektim. Buzula geldiğimizde ise gün doğumu ile havanın ısınacağını düşünerek devam etmeye karar verdim. Bu fırsatı kaçıramazdım.                                                                                                                       
Saat 06,00
Üç saatlik yürüyüşün ardından Küçük buzulun sol altına varmıştık ve artık bundan sonraki maceramız yer yer 60-70 dereceyi bulacak kar, buz ve kayadan oluşan teknik tırmanış rotasından devam edecekti. Hediklerimizi ve Ercan’ın tur kayağını buzula bırakarak tırmanmaya başladık. Yaklaşık 250 metrelik etabı iz açarak krampon ve kazma ile rahat ve hızlı bir şekilde yükseldik. Fakat kaya ve kar setlerinden oluşan tırmanış parkuruna girdiğimizde, uzaktan can simidi gibi gördüğüm kayaların hiç de öyle olmadığını sığınacak liman yerine setler, dik balkonların oluştuğu için en ufak dikkatsizlikte ölümcül tuzaklar olduğunu gördüm. Bu tırmanışın hiç kolay olmayacağını anlamıştım. Elimizde kazmamız ayağımızda kramponlarımız ile kayaların arasında dik eğimde tırmanışımız zor ve zaman alıyordu. Ercan ve arkasından Batuhan burada inisiyatifi alarak önden ipi yukarıya taşıyıp, yaklaşık iki ip boyu bizim emniyetli çıkmamızı sağladılar.     
                                                                                                       
Saat 09.00
Artık gün doğmuştu ve elim üşümüyordu. Tekrar kayaların arasındaki kar kulvarlarına girmiştik. Yer yer kayaların üstündeki ince kar tabakası kramponların oturmadığından kayganlaşmasına neden oluyordu. Dikkatimizin hiç kaybolmaması gerekti. İrtifa aldıkça arkama baktığımda, boşluk hissi iyice kendini göstermişti. 
Saat 11.00
Bitmez tükenmez tırmanışımız devam ediyordu ve sırta yaklaşırken sanki eğim daha çok artıyordu. Ekibin en arkasında derinleşmiş izlere basmak güven veriyordu, âmâ benimde bu takımda bir şeyler yapmam gerekiyordu. Öne geçip bir süre iz açtım yükseldik. Artık kuzey klasik sırt rotası görünüyordu. Rotaya bağlanabilmek için yan geçmemiz gerekiyordu. Bunu planlarken Mahmut öne gelip iz açarak bizi saat 11’de sırta bağladı.

                                                                                                                           
Saat 11.30
Artık kuzey klasik sırt rotasındaydık zor bölümünü geride bırakmıştık ve yaz tırmanışından dolayı bu sırtı tanıyordum. Bu bana güven vermişti. Fakat bu kılçık sırt yazın gördüğüm gibi değildi karın yığılmasından dolayı burada da boşluk hissi vardı. Buna rağmen daha güvenliydi. Müsait bir noktada mola verdik, küçük buzul rotasında eğimden dolayı su içmemiş yemek yememiştik. Artık moraller düzelmişti. Kaygılarımız arkada kalmış, zirveye yaklaşmıştık. Arkamızda bıraktığımız müthiş rotaya ve boşluğa bakıp, içimden umarım inişi buradan yapmayız dedim, sanki arkadaşlarım bunu duymuşlar gibi Yılmaz; dönüş rotamızı Büyük Buzuldan yapmaya ne dersiniz deyince oybirliği ile Büyük Buzuldan inmeye karar verdik.                                     
Saat 12.15
Zirveye giden son metreler kısmen yumuşak ve rahattı. 45 dakikalık tırmanışın ardından saat 12,15’da 3937 metrelik bulutların üstü Kaçkar Dağı’nın zirvesindeydik. Müthiş manzara eşliğinde, zorlu bir tırmanışı geride bırakmanın mutluluğu ile tüm ekip birbirimizi kutluyorduk. Daha önce Kaçkar (kavrun) zirvesini hem kuzeyden hem de güneyden iki kere tırmanmıştım. Fakat bu tırmanış farklıydı. Mezovit’den Kaçkar buzullarını seyrederken gözüm hep buraya kayar, hayali rota oluşturup gözümle tırmanırdım. Hayalim gerçekleşmişti. Küçük buzuldan çıkıp büyük buzuldan inmek hem de bu faaliyeti kışın yapmak benim için fantastikti.  
recep kulaber
Saat 13.15                                                                                                                                                      
Zirve defteri ıslanıp donduğundan isimlerimizi yazamamıştık. Fakat zirve rüzgârlı olsa bile geçirdiğimiz bir saatte güzelce dinlenip bir şeyler atıştırıp fotoğraflar çekildik.  
Yorgunluğumuzu atmış enerjimizi yükseltmiştik, artık Büyük Buzul rotasına doğru inişe geçebilirdik. Dağın güney yakası rüzgârsız ve sıcaktı, karla örtülü olmasına rağmen sanki buraya bahar gelmiş güneş içimizi ısıtmıştı. Dağın bu yakasının rotasını hepimiz biliyorduk, fakat Ercan bu rotada ticari rehberlik yaptığı için bizden tecrübeli idi öne geçti. Güney batı yönüne kılçıktan uzun bir süre ilerledik. 


Sırtın sonuna gelince eğimli karlı arazide aşağıya inmek bana kaldı. Güney yönünde dikkatle aşağıya inerek birinci balkonu arkamızda bıraktık, tekrar yönümüzü güney batıya çevirdik.    

                                     
                
                             
Saat 15.00                                   
Yaklaşık 60 metrelik iki yan geçişi olan çığ parkuru karşımızda idi ve güneş ışıkları tam parkurun üstünde çığ riskinin en yüksek olduğu zamandı. Burayı geçmek çok büyük bir riskti. Bu geçiş sırasında çığ düşmesi durumunda vadi eğimi ve uzunluğundan dolayı kurtulma şansımız çok azdı. Uzun süre bu noktada kalarak ne yapmamız gerektiğini konuştuk, alternatiflere baktık, o sırada ilk vadinin yavaş yavaş gölgeye dönmesini görünce riski göze alarak dikkatli bir biçimde geçmeye karar verdik. İyice gölge olunca, kırmızı kurdele kuyruklarımız ile ilk Batuhan sonra sırası ile hepimiz parkuru hızlı ve mesafeli geçerek derin bir nefes aldık.                                               
Saat 17.00
Nihayet Büyük Buzul ’un en üst noktası Kapı geçidine ulaştık.Küçük buzul’daki boşluk hissi beni olumsuz etkilediği için buranın eğimini merak ediyordum. Eğimin fazla olmadığını görünce şaşırdım, anlatılan ve okuduklarımdan buranın çok daha eğimli olduğu söylenmiş veya ben hayalimde böyle canlandırmıştım, beklentimin altında olması beni mutlu etti. Girişte bir ip boyu ipli inmeye karar verdik.hemen yakındaki büyük bir kaya babasından yardımcı iple emniyet alıp 60 metrelik iple ekip tek tek indi.
İpi toplamak da bana kaldı ve en son ben indim.Büyük buzulun eğimi beni mutlu etmiş rahatlamıştım ve nerdeyse koşarak aşağıya 30 dk. İnip arkadaşlarıma buzulun çıkışında yetiştim.                                
Saat 18.45
Yaklaşık 50 dakika süren buzul inişinin ardından karanlık çökmüş ve heybetli buzul kütlesini arkamızda bırakmıştık. Fakat bir problemimiz daha vardı. Çıkarken bıraktığımız hediklerimiz ve tur kayağı Küçük Buzul’da kalmıştı. Batuhan ve Ercan gidip almak için gönüllü olurlarken Mahmut, Osman ve Yılmaz onları bekleyeceklerdi, ben de sıcak bir şeyler hazırlamak için kampa gidiyordum.
Saat 19.30
Kampa vardığımda ortalık zifiri karanlıktı. Bir taraftan sıvı alıp arkadaşlarım için sıcak su ve bulgur pilavı hazırladım. Ekipte saat 21.10’da yorgun ve üşümüş bir şekilde kampa ulaştı. Bol sıvı alıp beslendik. Plana göre bu akşam Kavrun yaylasına inecektik, bu yorgunlukla inmemiz zor.Planı değiştirip sabah inmeye karar veriyoruz.Başarılı bir tırmanışı geride bırakmanın gururu ve yorgunluğu ile tulumlarımıza girdik. Yılmaz elinde dolu çay bardağı ile uyuya kalıyor,uyku tulumunda ıslaklığı sabah fark edince uyuya kalıp döktüğünü anlıyor.yorgunluğumuzun özetiydi.                                                                                 
10.03.2020                                                                                                                               
Saat 07.50
Sabah 7 gibi uyanıp kahvaltı yapmadan kampımızı topladık ve inişe geçtik. 1 Saat 30 dakika sonra yukarı Kavrun yayla evine ulaştık.

Yemek ve fazlalık eşyalarımız için kısa bir mola verdik. Ercan tur kayağı ile önden gidip sobayı yakması paha biçilemezdi ve 4 saat sonra da Ayder’e ulaştık. Çamlıhemşin’de yemek molasından sonra artık eve dönme zamanı gelmişti.

Kışın dağda olmak, zirveye çıkmak, zorlu bir uğraştır. Donanım, Bilgi, Tecrübe ister, kondisyon hatta kontrollü inatçılık ister. Ödülü ise sadece kayıtlara geçmek zirvede manzarayı seyretmek, Ego okşamak değildir. Aynı zamanda hayal ve arzulardan oluşan içinizdeki zirveye de tırmanırsınız. Kışın dağ zordur. Bu zor faaliyetin öğrettikleri de ilginç aynı zamanda korkutucuydu. Faaliyet boyunca gözlerim çığ riski nedeni ile sürekli parkurlardaydı. Yukarı Kavrun’daki çığın, elektrik direkleri ve yayla evlerini kâğıt gibi yırtıp sağa sola savurmasına tanık oldum. Ayder’in hemen iki kilometre üstünde yola düşen,içinde kaya ve ağaçların da olduğu çığ kütlesini gördüm. Ve Yakın zamanda düşen bu çığ kütlesinin üstünden geçtim. Üstelik çığ parkuru olarak görmediğim araziden kopmuş olması çığ konusunda beni biraz daha korkuttu.Fakat korku beni eğiterek kış faaliyetlerinde çok daha dikkat edilmesi konusunda tecrübe sahibi yaptı. 
Hayatımın en zor tırmanışlarından birini gerçekleştirmeme ve bu deneyimi beraber yaşadığım ekip arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler.
 Recep KULABER

24 Eylül 2024 Salı

AĞRI DAĞI 5137 M YAZ ZİRVE FAALİYETİ(5-10 Eylül )

 

AĞRI DAĞI 5137 M YAZ ZİRVE FAALİYETİ(5-10 Eylül )

Faaliyeti düzenleyen: KLOSDAG(Kulvar Lokal Santral Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas kulübü)                                                                                                                                               

Faaliyet sorumlusu: Sönmez ERKAYA                                                

Faaliyetin adı: KLOSDAG Ağrı dağı yaz zirve faaliyeti                        

Faaliyet Bölgesi: Ağrı-Doğubayazıt                                                       

Faaliyet Tarihi: 5-19 Eylül.20                                                                

Rota: Klasik rota                                                                                    

Kamp Yeri: Doğubeyazıt bağevi 1.kamp 3200m 2.kamp 4200m                                            

Teknik Malzemeler: kişisel ve kamp malzemelerin dışında. Tam ip(kullanılmadı)Ara Emniyet malzemesi(kullanılmadı),Emniyet kolonu,(kullanılmadı)kazma, kırampon, Telsiz, GPS.                                                                                                                              

Tırmanış anında Hava Durumu: Yüksekliğe göre güzel bir hava var. Yıldızlar açık. Hafif rüzgâr var. Tahmini hava sıcaklığı 0 in altında                                                                                                                         

Sporcular: Sönmez ERKAYA(antrenör )Birol SAZAK, Can Mesut, Cemal TURAN, Erol TİMUÇİN, Fatih SOLMAZ, Hatice ERENER, Hikmet ŞAHİN, Hüseyin KAYMAZ, Kadriye TERZİOĞLU, Kenan ALTUN, Mehmet YÜZÜAK, Mine DALDABON, Mustafa TÜLÜMAN, M.Serdar CANTÜRK, Naki GÜLŞEN, Nazım YAMAN, Osman ŞAHİNOĞULLARI, Recep, KULABER, Sait DOMANİÇ, Serdar YAVAŞ, Tayfun KESKİN, Otkuer YAŞAR, Ümit BABALIK, Yüksel AKTİ.                                                                                                                             

Raporu yazan: Recep KULABER     


          
                                                                                                    

 AĞRI DAĞI 5137 M

 Anadolu yarım adası ve Avrupa’ nın en yüksek doruğu olan Ağrı Dağı ( 5137 metre ) yüksekliği olan sönmüş bir volkandır. Dünya dağcılarının ilgisini çeken bu zirve Türk, İran ve Ermenistan sınır kavşağında yer alır. Küçük Ağrı dağı ise (3896 metre ) Doğusunda yükselir. Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı volkan dağları arasında ise Serdar Bulağı Platosu(2600m) yer alır. Yaz kış buzlarla kaplı bu zirvenin Kutsal kitaplarda da adı geçer. Büyük Tufan'dan sonra Nuh'un gemisine ev sahipliği yapması dolayısıyla efsanevi özelliği olan bir dağdır. Ağrı Dağı'nın farklı dillerde birçok ismi vardır. Başlıcaları Ararat, Kuh-i Nuh, Gli Dağ, Cebel ül Haris'tir.1940 yılındaki bir deprem sonucunda Büyük Ağrı Dağının kuzey yamacında kaya ve buzul bloklarının kopması (Abıch, l845) bazı araştırmalara göre sıcak su patlaması sonucu büyük bir heyelan ve derin bir heyelan vadisi (Cehennem Deresi) oluşmuş. Bu heyelan sırasında yok olan Ahura köyü yerine bu günkü Yeni Doğan köyü kurulmuştur. Marco Polo'nun hiç bir zaman çıkılamayacak dediği dağa ilk tırmanışı kayıtlara göre 1829 yılı Eylül ayında Alman Prof. J. Von PARROT tarafından yapılmıştır. Ağrı dağına ilk kış çıkışı ise 21 Şubat 1070 yılında Dr. Bozkurt ERGÖR tarafından gerçekleştirilmiştir. Cumhuriyet döneminde Türk dağcıları hemen hemen her yıl dağın zirvesine çıkmayı başarmışlardır. Ağrı dağına tırmanmak için en uygun zaman Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarıdır. Kış tırmanışı için şubat ayıdır.

1 - Güney yamaçtan tırmanış Doğubayazıt Çevirme köyü mevkiinden,

2 - Doğu yüzünden tırmanış Iğdır-Aralık ilçesi Büyük Ağrı dağı ile Küçük Ağrı dağı arasından Serdarbulak yaylasından dağa çıkılır.

3 - Batı yüzünden tırmanış yine Ağrı sınırları içerisinden örtülü köyü küp gölünden çıkılır.

PROGRAM AKIŞI:

05 Eylül

Saat 03.00

İstanbul Halkalıda ikamet ettiğim evimden çıkıp, toplu taşıma araçları ile Sabiha Gökçen havalimanına iki saat on beş dk. da ulaştım. Ekipten bazı Sporcu arkadaşlarımla alanda buluştum. Saat 7,30 da kalkan uçakla Ağrı’ya uçtuk. Saat 09,30 da Ağrı havalimanına indik. HAVAŞ aracı ile alandan bir saat yirmi dk. da Doğubayazıt’a ulaştık. İlçeye ulaştığımızda kahvaltı yapıp faaliyet için eksiklerimizi tamamladık. Ayrıca yerel rehberimiz Cuma hoca ile çarşıda karşılaşıp tanıştık.     

Saat 14.00

Program gereği farklı bölgelerden gelen sporcular Doğubayazıt(1670m)'da buluştuk.  Pandemi sürecinde enfeksiyondan korunmak için ilçenin dışında bağ evinde(dede sabo evi) kalacağız. Bağ evinde kalacağımızı duyduğumda konforsuz olacağından isteksizdim. Fakat ilçe merkezinden 10 dk. Uzaklıktaki geniş bahçeli olan bu evde harika keyifli ve özgürce vakit geçirdik. Üstelik Ağrı dağı manzaralıydı. Ev sahibi Hasan ve eşi bizleri çok güzel ağırladı(hasan 05316817775).


Gece Bağ evinde takım bir araya geldik, Akşam yemekte apdigör yerel yemeği var. Teknik toplantı yaptık arkasından dağa götürmeyeceğimiz eşyaları bırakarak, çantamızı katırlara yükleyecek bir şekilde hazırladık.


06 Eylül

Saat 08,40

Dağ evine gelen iki araca çantalarımıza yükleyerek Çevirme köyüne hareket ediyoruz. Uzaktan tek kütle olarak gözüken dağ yaklaştıkça vadileri, tepeleri beliriyor. Mıcırlı yolda ilerleyerek bir saat içerisinde köye varıyoruz. Köyden araçla yaklaşık iki Km daha yükselip toprak yolun sonuna geldik. Bu noktada çantalarımız ile indik.



Saat 10,10

Çantalarımız atlara yüklenirken hoca son uyarı ve bilgilerini aktardıktan sonra,25 kişi ile 3200 m kampına güzel bir havada yürüyüşe başladık. Önce toprak yolu takip ederek yükseldik. Sonra yoldan ayrılıp patikaya girdik. Belirgin ve rahat patikadan yavaş tempoda yükseldik.

Saat 15,00

Patikada yükselirken farklı guruplarla iletişim halinde 3200 m kampına ulaştık. Kamp alanı Kayaların arasında hafif meyilli bir yamaçta çayır â. Çokça çadır ve Farklı ülkelerden gelen dağcılar vardı. Atların çantalarımızı getirmesi ile bizde çadırımızı attık. Suyu olan bu kamp keyifliydi. Keyfini çıkarttık.

Saat 09,00

Kampta yaptığımız Teknik toplantı sonrasında Badim ve ben uyum tırmanışı için yükseldik. Yükseldiğimizde bizimkinin dışında iki tane daha kamp olduğunu ve çokça çadır olduğunu gözlemledik. Bölgede dağcı guruplarına faaliyet hizmeti veren guruplar var.Çadırımıza dönüp hazırlıklarımıza yaptık.Akşam çadırımızda müsafir ağırladık.Fakat Sessizlik saatinde kamp sakinleri tarafında uyarılınca erkenden uyumak zorunda kaldık.

7 Eylül

Saat 09,20

Sabah kalkıp keyifli harika bir kahvaltı yaptık. Eşyalarımızı toplayıp Çantalarımızı atlara yükledik. Badimin çadırını kurulu bırakıp, benim çadırı üst kamp alanına götürüyoruz. Tekrar patikadan yükselmeye devam ediyoruz. Rotanın sert olmamasına rağmen artık yüksekliği hissediyoruz.       

                                           

Saat 01,30

Ürkütücü gözüken, Cehennem vadi yamacından yükselip 4200 m kamp alanına ulaştık.

Burası diğer kamp alanı gibi yeşil çimen yok. Kaya yapısı çok farklı, volkanik kayaçlar, kavrulmuş taşlar ve yakınında buzullar hakim. Yumuşak volkanik dağ görüntüsü burada geçerli değil.Açık alan olmasından fazlaca rüzgarlı.Ayrıca çadır atılacak yerler sınırlı. Kayaların arasında ufak taşları tasfiye yapıp alanın konforlu olmasını sağlayıp çadırımızı attık. Sabitlemesini ve gerdirmelerini de iri kayalarla yaptık. Yaz tırmanışı olmasına rağmen burada kış koşulları geçerli. Mehmet ve Mustafa’nın çadırı rüzgardan patlayınca, diğer arkadaşlara misafir oldular. Kampın hemen yakınında su var,ama tatsız tuzsuz .Genede kar eritmeyeceğimiz için sevindim.Ekipten Can bizim çadırda kalacak.Üç kişi yemek yapıp yedikten sonra guruptan bir arkadaşımız yükseklikten dolayı hastalandığını öğrendik.kendini iyi hissetmediğinden 3200 m kampına inme kararı alıyor. İki arkadaşımız ona eşlik edecek.

Mehmet, Mustafa ben uyum tırmanışı için yaklaşık 300 m yükselip kampa indik. Ertesi gün zorlu tırmanış faaliyetimiz için rüzgâr sesi ve çadırın pollerin eğilip bükülmesi sesi içinde uyku tulumlarımıza girip dinlenmeye çalıştık.

8 Eylül

Saat 08,30

Fırtınadan dolayı gece çıkamadık.Sabah hava düzelince,yükselmeye karar verdik.Güzel sayılabilecek bir havada 20 kişi zirveye hareket ediyoruz(iki arkadaşımız zirveye daha erken hareket ettiler).Akşamki fırtına dinmişti. Yavaş bir tempoda yükseldik. Platonun altında 4700 m de ekibimizden bir arkadaşımız sağlık sebebi ile dönme kararı aldı. İki kişi de eşlik etmek için üç kişi döndüler.


Saat 14,30 da platoya vardık. Burası nerdeyse düz bir alan. Bu noktada kramponlarımızı giyip kazmalarımızı elimizi alıyoruz. Önümüzde cehennem vadisine akan eğimli büyük bir buz kütlesi var.


 Saat 15,50

Girişte Buz kütlesinin vadiye eğimden dolayı kayma riski olmasından ip açmayı pilanlamıştık. Hoca risk analizi yapıp, gerek görmüyür. Öne geçiyorum,bizden önce çıkanların ayak izini takip ettim.Buz rotasını rahat geçip külaha vardık.Sis bastığından önümüzü görmiyorduk,eğimli son parkuru tırmanıp 17 kişi ile nihayet zirveye varıyoruz.



Saat 16,10

Aşırı rüzgâr ve soğuk günlerce uğraştığımız bu zirvede fazla vakit geçirmemize engeldi.Zirvede fazla vakit geçiremiyoruz.4200 M kampına inişe geçiyoruz.

Saat 19,00

problemsiz bir şekilde 4200 m kampındayız bu akşamda burada konaklayacağız.

9 Eylül

Saat 10,30 

Hepimiz zirve yorgunluğundan harika uyumuştuk. Sabah kalktık ve mutlu,keyifle kahvaltımızı yaptık. Çantalarımızı Atlara yükleyerek mutlu ve eğlenceli bir atmosferde aşağıdaki kampa inmeye başlıyoruz.İniş daha kolay oldu ve 3200 kampındayız.Burada bıraktığımız çadır ve eşyalarımızı hızlıcana toplayıp inişe geçtik.kamuoyunda tartışılan dağdaki çöp tartışmalarının doğru ve çözülmesi gereken bir problem olduğunu gözlemliyoruz. 


 
  İnişte Dağda gördüğüm tek su kaynağında hatıra fotoğrafı çektiriyoruz.

3200 m kampından 2,40 dk. da Çevirme köyün üstündeki araçlara vardık.

Saat 13,25

Bağ evindeyiz. Artık Güzelce dinlenip, seyahatin turistlik bölümünü yapabilir, Görülmesi gereken yerleri gezebiliriz.


ALTIPARMAK SIRA DAĞLARINDA ÜÇ ZİRVE DUATEPE,GÜNEY DUATEPE ve ÇİFTEGÖL ZİRVELERİ


Recep KULABER
ALTIPARMAK SIRA DAĞLARINDA ÜÇ ZİRVE DUATEPE 3488 M DUATEPE GÜNEY 3486 M ve ÇİFTEGÖL TEPE 3372 M
Faaliyet Tarihi: 26-29 Temmuz 2019          
Faaliyeti Düzenleyen: Recep KULABER, Yılmaz SEFEROĞLU, Batuhan TÜFENK                    

Rota: Duatepe Batı kar kulvar rotası. Duatepe güney zirve Güney rota. çiftegöl tepe doğu rota
Kamp Yeri:
Çifte göl
Tırmanış Süresi: Duatepe 5 saat
Teknik Malzemeler:
Klasik kazma(kullanıldı),Krampon(kullanıldı),karabina(kullanıldı),ip (kullanıldı),Emniyet kolonu (kullanıldı),ATC(kullanıldı) Yardımcı ip(kullanıldı), perlon(kullanıldı) ilk yardım çantası (kullanılmadı),Bivak(kullanılmadı) GPS(kullanılmadı)
Hava Durumu: Tırmanış günü rüzgâr yok, yıldızlar gözüküyor, tahmini 15-20 d.                                                                                         
Sporcular: Recep KULABER(KLOSDAG DAĞ. KULB.) Yılmaz SEFEROĞLU(ODAK DAĞCILIK KULB.) Batuhan TÜFENK(KDRK)
    
    KAÇKAR&ALTIPARMAK SIRA DAĞLARI
    Türkiye'nin kuzeyinde, Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan dağ sırasıdır. Kuzey Anadolu Dağları'nın doğudaki bölümünü oluşturur.3000 m üstünde birçok zirvesi vardır. Kaçkar dağları batıdan doğuya doğru 4 bölüm halinde uzanır. 1.bölüm Batıda Verçenik ve Tatos dağları , 2.bölüm Ortada Kavrun dağları 3.bölüm ortada Bulut dağları 4.Doğuda Altıparmak dağları yer alır. Batıda Hızarkapı gediğinden Doğuda Yusufeli İntkor yaylasına kadar uzanan altıparmak sıra dağlarının en yüksek zirvesi 3488 m yüksekliği ile Duatepe zirve.Ayrıca Kaçkar Dağları'nın ulaşımı en zor ve en az turist çeken kesimidir.Duatepe dağının Güney kısmı Artvin Yusufeli ne Kuzey kısmı Rize Ardeşen Golazena yaylasına bakar. Dağ kretase şist ve kireç taşından oluşmuş volkanik ara tabakalı katmanları ortasında granit kayaçları yer alır.Bir metinde Karataş zirvesi olarak geçen zirve yörede Duatepe olarak bilinir. Bu isimle adlandırılmasının nedeni ise eski tarihlerde yöre insanların zirveye çıkıp ibadet (pagan kültüründen kalma olabilir)etmeleridir. Dağda su bolluğu dikkati çeker, kaya altındaki buzullardan inen sular önce krater gölleri oluşturmuş (Ergisu, yukarı Ergi sular, Çifte göller, soğanlı göller)buradan akan onlarca ufak akarsular birleşerek Ardeşen ve Pazar arasında akan Fırtına ile birleşir ve Karadeniz'e dökülür. Duatepe yamacında Ormanların yerini Alpin bitkiler alır. Zirvenin Eteklerinde flora çeşitli ve çok canlıdır. Kafkas orman gülü, mersin yapraklı ayı üzümü en çok rastlanan türlerdir, eğri çayırsaçı, yabani zambak, dağ lahanası, altın başak gibi otsu türler görülür. Otların yüzeyi kapatamadığı kayalık alanlarda yosun ve dikenler rastlanır Ayrıca Orman gülünün 3000 m yükseklikte görüldüğü yerdir. Türkiye açısından endemik tür sayısı bu bölgede çok fazladır. Dağ yaz aylarında tırmanmak ne kadar kolay ise kış aylarında tırmanmak o kadar zordur. Kış aylarında kar vadileri doldurur, yaylaları örter. Ayrıca buzulların eğimi her zaman çığ düşmesine uygundur. Tırmanma Zamanı Yaz Tırmanışları için en uygun zaman Ağustos ve Eylül ayları, Kış Tırmanışları için en uygun zaman Şubat ve Mart aylarıdır. 
Recep KULABER

ALTIPARMAK SIRA DAĞLARINDA ÜÇ ZİRVE DUATEPE 3488 DUATEPE GÜNEY 3486 M ve ÇİFTEGÖL TEPE ZİRVE 3372 M
 Atalarımın bu dağların eteklerinde yaşamış olmaları bana her sene bu coğrafyaya gelip zirve faaliyeti yapma isteği ve zorunluluğu yüklemişti.Yine faaliyet tarihi gelip çatmıştı,uzun zamandır bölgeye faaliyet yapma isteğini bana ileten Yılmaz SEFEROĞLU ile planlamaya karar verdik.Batuhan’ı da projeye dahil etmeden olmazdı.Kaçkar sıra dağlarında iki bölümden oluşacak proje pilanladik.Birinci ayağı önce Ardeşen Golazena yaylasında Duatepe ve yakınında bulunan güney duatepe, kanlıtepe olmak üzere 3 zirveyi kapsayacak. Daha sonra kampımızı diğer bölgeye taşıyarak çok daha teknik tırmanış olacağını öngördüğümüz ve ilk zirve tırmanış olarak bildiğimiz Gudaşev zirve faaliyetini kapsayacaktı.
26 Temmuz 2019                                                                                                                           
Sabah akşamdan hazırladığım sırt çantam ile Esenler otogarı oradan da otobüs ile 19 saatlik bir yolculuktan sonra Ardeşen e ulaşıyorum.
27 Temmuz 2019                                              
Saat 07,00                                                                                                                                     
Sabahın erken saatinde ulaştığım ilçede arkadaşlarımı bekler iken kahvaltıda börek yemeğe karar verip araştırırken Ardeşen’de yaşayan akrabam İbo ile karşılaşıp kahvaltıyı beraber yapıyoruz. Kahvaltı sırasında İbo vaktinin olduğunu ve bizimle gelip gelemeyeceğini bana sorunca Arkadaşlarıma danışacağım sözünü veriyorum.
Saat 09,00
Yılmaz ve Batuhan geliyor, vakit kaybetmeden Faaliyet süresi boyunca ihtiyacımızı karşılayacak yemek planı yapıp alışverişimizi yapıyoruz.
Saat 10,00
Ardeşen’den Yılmazın aracı ile İbo ide ekibe dahil ederek Golazena yaylasına hareket ediyoruz. Sisli, yağmurlu ve çamurlu toprak yolda zorda olsa ilerliyoruz.
Saat 11,25
Çaçağona, Zizeni (1775m) aracımızla ulaşıp kısa bir süre burada mola veriyoruz.
Saat 13,00
Sisli bir havada zorlu bir yolculuktan sonra nihayet Golazena yaylasına varıyoruz. Yayla sakinleri ile tanışıp sohbet edip yakın bir akrabamın yayla evinde yemek yiyoruz.

Saat 16,00
Son hazırlıklarımızı tamamlayarak kamp çantalarımızla kamp yapacağımız Çifte Göl’e üç kişi hareket ediyoruz İbo nun yaylada kalıp ertesi gün bize katılmasına karar veriyoruz. Sisin yoğun olmasından patikayı kaybedince Kumar bitkilerin içerisinde kendimizi bulup, cebelleşerek yükselmeye çalışıyoruz.
Saat 18,15
Rotayı kaybetmemiz bize çok güç kaybetmemize ve 45 dk. Geç gelmemize mal oluyor. Nihayet sis içinde çifte göllerin üst göl kenarına geliyoruz, kampımızı burada kuracağız. Hızlı bir şekilde Çadırımızı kurarak yemek ve zirve çantamızı hazırlayarak erkenden uyuyoruz.

28 Temmuz 2019                                                                                                                             
Saat 03,30   
Akşam zirve toplantısında konuşup karar verdiğimiz gibi kalkıp son hazırlıklarımızı yaparak saat 04,30 da üç kişilik ekip ile Duatepe’ye hareket ediyoruz. Akşamki sis artık yok, rüzgâr yok yıldızlar harika gözüküyor.

Saat 06,20
Eğimi yüksek çarşak rotadan yükselip kulvara girip, sert kar rotasının başlangıç noktasına varıyoruz, burada batonlarımızı toplayıp kramponlarımızı giyip ellerimize kazmalarımızı alıyoruz.

Saat 07,20
Eğimi yüksek ve adrenalini yüksek kar rotasını solo bitirip sırta varıyoruz. Burada bizi güneşin karşılaması bize moral oluyor. Bu noktada güneşin tadını çıkarıp yemeğimizi yiyip nefesleniyoruz.

Krampon, kazmalarımızı bu noktada bırakıp batonlarımızı tekrar ellerimize alıyoruz, Sırttan önce kuzeye yönüne yükselip doğuya yan geçiş yaparak çok belirgin babaları takip ederek kuzey yönünde yükseliyoruz.

Saat 09,00
İple iniş yapacağımız baca noktasına ulaşıyoruz. Bu noktada istasyon kurup iple önce iniş ardından kısa yan geçiş yaparak, bu kilit parkuru gerimizde bırakıyoruz.

Saat 09,30
Zirvenin hemen altında yaklaşık 3 derecelik kaya tırmanışı ile zirveye varıyoruz. Zirvenin harika manzara Show ı izleyip, fotoğraf çekimi ve atıştırmalıklarımızı yiyoruz.
recep kulaber

Yaklaşık bir saat sonra aşağıya iniş için hareket ediyoruz. Önce kayalardan tutunarak iniyoruz ardından baca rotasından ip açarak kolayca geçip baca noktasına başlangıcına tekrar varıyoruz. Bu noktadan günün ikinci zirvesi için doğu yönüne Duatepe Güney zirvesi için ilerliyoruz.

Saat 11,30
Zirvenin güney yönünden yaklaşık 3 derecelik tırmanışla ikinci zirveye ulaşıyoruz. 

Yaklaşık iki yıl önce bilinen ilk tırmanışını yaptığım Duatepe Güney zirvesinde tekrar ulaşmak güzel bir duygu.Zirvenin keyfini çıkartıp Batuhan ile güzel bir kaya babası yapıyoruz.

Saat 14,15
Vakit kaybetmeden Hızlı bir şekilde tekrar malzemelerimizi bıraktığımız sırta iniyoruz.


bu noktadan çiftegöl tepe kaya kütlesinin doğu yönünden 2/3 derecelik zor kaya tırmanışı yaparak zirveye ulaşıyoruz, zirvede bizi deniz bulutu bekliyordu.

Aşağıya inerken Kar kulvar rotasındaki kar daha çok sertleştiğinden daha zor ve daha dikkatli bir şekilde indik bir dikkatsizlik sonucu oluşabilecek kaza ciddi sonuçlara yol açacağı bilinci içindeydik.
Saat 18 de kamptayız
Bu gece de burdayız
Başarılı bir şekilde faaliyeti bitirip Kampı topluyoruz

ANTALYA GEYİK SİVRİSİ DAĞI FAALİYET RAPORU


GEYİK SİVRİSİ DAĞI(1715m) FAALİYET HİKAYESİ(RAPOR)                                                                   

Sporcular: Adalet YURTÇU,Recep KULABER
Faaliyet tarihi: 07/Eylül/2018                           
Teknik malzemeler: ip,ara emniyet malzemesi,karabina,perlon,atc,yardımcı ip,ekspres,Tırmanış ayakkabısı.                                                                                  
Geyiksivrisi dağı
Antalya denince deniz sahil ve güneş aklımıza gelir. Ama bu turizm kenti akla gelenlerin dışında önemli dağlara da ev sahipliği yapar. Şehir merkezinden batıya doğru baktığınızda görünen 1715 metrelik sivri yükselti Geyik Sivrisi zirvesidir. Beydağları, dağ kümesinin içerisinde bulunan, heybetle yükselen, dev kaya kütlelerinden oluşmuştur. Antalya’nın çatısını oluşturan dağlarından olan bu dağ Kuzeyinde tırmanış rotaların bulunduğu ünlü Geyikbayır, güneyinde Yarbaşçandır ve Çitdibi Köyleri bulunmaktadır. Eteklerinde ise harika Kızılçam ormanları ile kaplı, dağ sırtını Sarp Katran Dağına yaslar.           

      


Geyik sivrisi faaliyeti
Kaya tırmanış faaliyeti için Antalya Olympos'a gitmiştik.Faaliyet sonrası Arkadaşım Adalet YURTÇU 'Yarın Geyiksivrisi dağına tırmanır mıyız?’ Diye sorunca hiç düşünmeden çok isterim diye yanıtladım. O an faaliyetin temeli atılmış oldu.Geyikbayırında tırmanan sporcuları âdeta yukarıdan izleyen, yüksekliği ve heybeti ile insana acizlik hissi veren, bu dev kaya kütlesi bende ulaşılmaz hissi yaratıp iz bırakmıştı.Geyiksivrisi çok yüksek olmamasına rağmen tırmanışa deniz seviyesinden başlandığı için ciddiye alınıp saygı gösterilmesi gereken bir zirve olduğunu düşünüyorum.Ayrıca iki kişinin planlayıp tırmanacağı bir faaliyet olacaktı. Onlarca zirve faaliyettim olmasına rağmen ilk defa rotası ile ilgili bilgim olmadan ve hazırlıksız   tırmanacaktım.Adalet daha önce tırmanmış olsada bu faaliyet beni heyecanlandırmıştı. Olympos dönüş akşamı hazırlıklarımızı ve teknik toplantımızı yaparak erkenden uyuyoruz.

 07 Eylül 2018
Saat 06 kalkıp Ada nın aracı ile Çağlarca Elmin yaylasına hareket ediyoruz. Saat 7,40 da yaylaya varıp, yaylanın yaklaşık 200 metre yukarısına aracı park ediyoruz. Dik başlayan patika ile birlikte serin havada Kızılçam ağaçları arasında yürüyüşe geçiyoruz.
 

Adalet YURTÇU

           
 Bir süre sonra, patikanın yer yer kaybolmasından dolayı Ada akıllı telefonumdaki wikiloc uygulamasını açmamı söyleyip, ısrarla ‘kapıyı bulmamız gerek ’diyor.


Saat 09,00
Kapı bölgesini bulduk.İp açmadan, doğal oluşmuş tutamak ve basamaklar sayesinde rahat bir şekilde tırmanarak bu bölgeden geçiyoruz. Manzaralı bir noktada mola verip keyifle kahvaltımızı yapıyoruz.


Orman içerisinde yer yer kaybolan patika ve çarşak rotada yükselmeye devam ederken gerek işaret olmadığından, gerekse de wikiloc uygulamasının sapmasından iki kaya bloğunun arasından girerek doğu yönüne doğru alçalıyoruz, yanlış rota olduğunu anlayıp geri döndüğümüzde bu hatamız bize bir saat zaman kaybettiriyor.



   Saat 11,00
Tekrar rotayı bulup yükseliyoruz, sol tarafı uçurum sağ tarafı ise yüksek duvar olan bölgeye varıyoruz Ada iki kere zirve yapmasının tecrübesi ile ‘artık rota daha belirgin duvar eteğinden yatay olarak gideceğiz diyor’ Bu bölgeden geçerken rotanın bazı noktalarında boşluk hissi yaşıyoruz.

Adalet YURTÇU

     Dikkatli bir şekilde ilerliyoruz, yatay geçişin bittiği noktaya yakın yerde ip açıp, emniyetli geçip yamaç kayalıklara ulaşıyoruz. Burada artık bizi işaretli babalar karşılıyor. Gerek doğal oluşmuş rahat tutamaklarla tırmanarak, gerekse de yan yükselerek, bu bölgeden geçiyoruz.



  Saat 01,00
Masa kayasındayız, bu noktada mola verip,manzaranın keyfini çıkartıyoruz.



  Saat 14,50
Moladan sonra tırmanış başlıyor. Ada ‘ip açacağız’ diyor bundan sonra ki parkurda tamamen dikkat ve teknik malzeme kullanmamız gerekecek. Bu parkurun dört noktasında ip açıp yükseliyoruz.

Adalet yurtçu

Recep KULABER

   Arkamızda kalan dik duvarın üzerinde önce Geyikbayırı manzarası daha sonrada Antalya şehir ve deniz manzarası bizi büyülüyor. Fakat dönüş yolunda karanlıkta kalma kaygısını da yoğun yaşıyoruz.




Saat 15,45
Nihayet Zirvedeyiz. Seviniyoruz, Zirve manzarasının büyüleyici güzelliği karşısında hipnotizma oluyoruz. Bir süre seyrettikten sonra zirvede kendimize nefis bir ziyafet çekiyoruz.
     



                                  
Saat 16,30
Zirve defterine imza ve fotoğraf çekiminden sonra hızlıca inişe geçiyoruz.

Adalet YURTÇU

Hava kararmadan zor etabı geçmemiz gerek. Bu duygu acele etmeme neden oluyor, birkaç noktada rotadan çakmamıza neden olsa da Hava Kararmak üzereyken zor teknik etabı bitirip yan geçiş yapacağımız duvar eteğine geliyoruz. Bu etaptan inmiş olmak bizi az da olsa rahatlatıyor. Artık hava kararmıştı ve kafa lambalarımızı açmıştık.
                                                  
Saat 20,30
Kafa lambalarımız ile yan geçişi bitirip, zorda olsa kapı bölgesine gelmiştik. Bu bölgede kafa karışıklığı yaşasamda Kapıyı bulmuştuk. Yorgunluk ile beraber Ada nın diz ağrısının artması gerekse de gece ilerlemenin zor olmasından buraya gelişimiz çok yavaş olmuştu. Kapı bölgesinde ağaçtan emniyet noktası oluşturarak İp ile inip patika yolunu buluyoruz. Patika bizi az da olsa rahatlatıyor.
Saat 23,00
 Elmin yaylasında yol kenarına park ettiğimiz, aracı görünce çok sevindik, nihayet araca varmıştık. Klasik rotadan bilenler için 7-9 saat süren tırmanış bizim için 15 saat sürmüştü. Zirve yapmıştık ama altı çizilecek ve not alınacak çok dersler vardı.Bize göre Bunlar!

  1-Geyik Sivrisi zirve faaliyeti için rotayı iyi bilen veya rehber eşliğinde gidilmesi tafsiye edilir.2-Teknik malzemeleri eksiksiz, tam alınması gerekir. 3-Derecesi yüksek olmasa da teknik tırmanış gerektiren bir dağ       4- ekibin eğitimli ve kondisyonlu olması gerektiren bir dağ 5- Rota üzerinde işaretler mevcut olsa da, pek çok noktada izler birbirinden ayrılmakta ve dağılmakta olduğundan rota okuma konusunda dikkatli olunmalı.6- Dağın zirveye giden rotasında kilit noktaları olup kesinlikle kaçırmamanız gereken bir dağ 7- Su kaynağı olmadığından fazlaca su alınması gereken bir dağ.

                                              
RECEP KULABER