kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2020 Perşembe

CİLO REŞKO(ULUDORUK4135m) 2019 mart KIŞ TIRMANIŞ FAALİYET RAPORU

2019 CİLO REŞKO(ULUDORUK 4135m) KIŞ TIRMANIŞ FAALİYET RAPORU 
Faaliyeti düzenleyen: KLOSDAG(Kulvar Lokal Santral Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas kulübü) 
Faaliyet sorumlusu: Sönmez ERKAYA, Kahraman AYTAN(yerel rehber),Recep KULABER(artçı) 
Faaliyetin adı: Cilo Reşko(uludoruk) Kış Tırmanış Faaliyeti 
Faaliyet Bölgesi: Hakkâri Türkiye 
Faaliyet Tarihi: 18-24 Mart 2019 
Rota: Klasik rota 
Kamp Yeri: 1.kamp serpil yaylası 2.kamp Horkadim yaylası 
Teknik Malzemeler: (kişisel ve kamp malzemelerin dışında)2 ad tam ip,15 adet karabina, Ara emniyet malzemeleri, çok sayıda perlon, yardımcı ip, Emniyet kolonu, Telsiz, GPS. Krampon, klasik kazma, kürek. 
Tırmanış anında Hava Durumu: Hava tahmini -5 bulutsuz dolunay var ve yıldızlar net, hafif rüzgârlı, yağış yok. 
 Sporcular: Sönmez ERKAYA(antrenör),Ali Emrah DOĞUYILDIZ, Cemal TURAN, Hakan ŞAHİN, Kenan ALTUN, Olcay KELEŞ, Recep KULABER, Sefer ÖZTÜRK, Seval SAYAR, Ümit BABALIK, Yüksel AKTİ, Zafir SEZER, Kahraman AYTAN(yerel rehber),Emrah KAYHAN.Basri TOPAL,Fatih KATRANCI,Sefer SOYDAN,Esat RENCA. 
Raporu yazan: Recep KULABER 

CİLO REŞKO(ULUDORUK) 4135 m

recep kulaber


Zirvesi dört mevsim boyunca erimeyen kar ve buz örtüsü ile kaplı tektonik bir dağ olan Cilo Dağı Güneydoğu Torosların en doğu uzantısını oluşturur. Türkiye’nin güneydoğu ucunda, Hakkâri ilinin sınırları içerisinde yer almaktadır. Cilo Dağı 4135 metrelik rakımıyla Türkiye’nin ikinci yüksek doruğudur. Cilo Dağı’nın önemli yüksek zirveleri arasında Uludoruk (Reşko-4135m), Suppa Durek (Erinç-4060m), Köşedireği Dağı (3700m), Kisara Dağı (3500m), Maunseli Sivrisi (3850m), Gelyona tepesi (3650m) yer alır. (wikipedia).                                                                                        Reşko Uludoruk zirvesinde ilk tırmanış, 1931 senesinde "Ludwig Sperlich" ve arkadaşı "Ludwig Krenek" tarafından gerçekleştirilmiştir. Zaman içerisinde birçok Türk ve yabancı sporcu Reşko zirvesine yaz ve kış tırmanışları yapmıştır. Fakat 32 yıl bu zirveye kış tırmanışı yapılmadı. 2013 yılında KLOSDAG kulübü sönmez ERKAYA liderliğinde ve yerel sporculardan oluşan bir ekiple başarılı bir tırmanış gerçekleştirilmiştir.                                                                                                       PROGRAM AKIŞI: 
 18 Mart 2019 
 Atatürk hava limanında faaliyete katılacak ekibin yarısı ile buluştuk. Saat 11,45 uçağı ile Hakkâri Yüksekova Selahaddin Eyyubi Havalimanına indik. Taksi ile 15 dk. Sonra Yüksekova zafer oteldeyiz. Ekibin diğer üyeleri ve yerel rehberimizle burada buluştuk. 
 Saat 15,00 
 Yüksekova 1950 m ile yüksek bir ilçe olmasından her taraf karla kaplı ve soğuk. Otelimize yerleştikten sonra faaliyet için eksiklerimizi tamamlamak için alışverişe çıktık. 
 Saat 21,00 
 Tanışma ve teknik toplantısı sonrası, Yüksekova’da yaşayan Kahraman ve Emrah bize sürpriz yapıp güzel bir mekâna götürdü. Gece eğlendik. 
 19 Mart 2019 
 Saat 08,00 
 2 minibüs 18 sporcu ve kamp çantalarımız ile Yeşiltaş'a hareket ettik. Önce yol üstünde askeri gözlem noktasında kimliklerimiz kontrol edildi. Ardından kar örtüsü ile kaplanmış, köylerden geçtik.Saat 9,00 da Yeşiltaş'a geldik. Askerler kimliklerimizi burada da toplayıp kayıt altına aldılar. Önceden izin alındığından her hangi bir problem çıkmadı. 




 Saat 09,30
 
 Araçlardan inip çantalarımızı sırtladık. Vadide Belkıs Dağı’nı solumuza alarak karla örtülü yoldan Yükseldik. Çığ düşmüş topaklaşmış kar kulvardan geçerek saat 11,50'de ağaçlar içinde boşaltılmış köy Darıca’ya vardık. 




 Saat 11,50 
 Kar yağışı ve tipi başladığından kapı ve penceresi olmayan bir eve girdik. Soğuktan korunmak ve ihtiyaçlarımız karşılamak için verilen bu mola ekip için moral oldu. 
 Saat 01,30 
 yoğun Kar yağışı altında yükselmeye devam ettik. Çığ riski taşıyan parkurdan dikkatli ve nizami geçtik. Yoğun kar örtüsü sebebi ile diz kapağımıza kadar ayağımız gömüldüğünden Kulvar lokal santral metodu ile yürüdük. Bu noktada yoğun kar sebebi ile dönme kararı alan dört dağcı ile karşılaştık. 



 Saat 17,30 
 Sırta ulaşıp diğer vadi sektörüne geçtik. Vadi tabanına ulaşmak için artık aşağıya doğru yürüdüğümüzden işimiz daha kolaylaştı.Saat 17,30 da geceleyeceğimiz 1.kamp alanı serpil yaylasına geldik. Dere metrelerce kar altında. Ufak bir kısmı açıkta kalması, büyük şans. Çadırımızı attık, yemeğimizi yedikten sonra tartışmalı bir toplantı yaptık. Bizim guruptan 3 kişi yerel doğaseverlerden 5 kişi toplam 8 kişi dönme kararı aldılar. Fırtınalı ve gürültülü bir gece olmasına rağmen yorgunluktan erkenden uyuduk. 



 20 Mart 2019
 Saat 11,00 
 Birinci kamp alanına İki adet kurulmuş şekilde çadır bıraktık.9.kişi ve yerel rehberimiz toplam 10 sporcu ile Sönmez hoca liderliğinde yürüyüşe başladık. Ayağımızda krampon elimizde kazmalarımız la Hedef 2. kamp atacağımız Horkadim yaylası. Sıra ile iz açarak Saat 13,30 da kulvar girişine ulaştık. Eğimli kulvardan zor şartlarda yükselerek(hoca bu kulvara Azap kulvarı ismini koymuş) bata çıka gece 21,45 da horkedim yaylasına ulaştık. Rakım 3000 m. Çadırlarımızı atarken hoca duyuru yaptı ''Teknik toplantı saat 23,30 da'' 



 21 Mart 2019 
 Yorgunluktan dolayı bir gün dinlenme kararı almıştık.Harika bir manzara eşliğinde uykumuzu alarak uyandık.Dünkü sert hava gitmiş pırıl pırıl güneşli bir havaya bırakmıştı.Günü coğrafyanın tadını çıkartıp, kampta dinlenerek geçirdik. 

cilo,sönmez erkaya,recep kulaber


 22 Mart 2019 
 Saat 05,00 
10 kişilik ekiple Coğrafyaya göre güzel bir havada zirve yürüyüşümüze başladık. Horkedim vadisinin batı yönüne doğru yükseldik. Saat 06,30 da karla örtülmüş ilk çatlağı yarım saat sonrada ikinci çatlağı geçtik. Güneşin doğması ekibin moralini artırdı, Fakat Hedik olmadığından batak karda ilerlememiz çok zorlaştı. 



 Saat 12,30 
 Ekipte iz açan sporcuların azlığı yavaş yükselmemize neden oldu. Bitmeyeceğini düşündüğümüz sırt rotası bitti. Nihayet platoya(4000 m) ulaştık. Bu nokta zirvenin hemen altında düz sayılabilecek bir alan. Buradan 150 m yüksekteki zirve de artık gözüküyor.Önümüzde geçmemiz gereken sırt ve kılçık hattı rotası var.Tırmanışımız artık daha teknik olacak. Kısa bir moladan sonra ip birliğine girdik. İp birliğine girmek istemeyen sporcular olsa da hoca bu konuda ısrarcı oldu. İki düşme provası yaptıktan sonra artık hazırız. 



 Saat 01,15 
 Hocanın son uyarı ve bilgi aktarmasından sonra önceden belirlenen sıralama ile sırt hattına girdik. Dakikalar önce net gözüken zirve artık puslu havaya bürünmüştü. Sırt hattının korniş oluşan kuzey boşluğunu sağımıza alıp, yaklaşık 2 mt mesafe bırakarak yükselmeye başladık. Yaklaşık 5 dk. Sonra yüksek bir gürültü duyduk, beraberinde hava sirkülasyonuna neden olup karlı zemin sarsıldı. Ben ip birliğinin ikinci sırasındaydım, önümde olan Sönmez in yere kapandığını görünce hızlı bir şekilde kazmamı sapladım. O an anlamadım, hemen arkamdaki Olcay ve arkasından Seval iki büyük parça buzul kornişin kırılmasından yükseltiden aşağıya düşmüşler ve duvarda asılı kalmışlar. İki sporcunun arka arkaya düşmesi ile oluşan şok ilk benim belime ve kollarıma geldi. Şok beni sürükleyip uzaklaştırıp kuzey duvar boşluğuna yaklaştırdı.bir ayağım boşlukta idi.kazmamdan uzaklaşsamda bırakmadım. Ayrıca Omuzumda bulunan ip Sönmez’e yük binince gerginleşip boynuma baskı oluşturduğundan başım kara gömülmüştü. Ekipte tam zamanında kazmalarını sapladı. İp birliğinin Arka sırasındaki sporcu arkadaşlarım öne gelip sönmez hocaya yardımcı oldular. Hoca hızlı ve soğukkanlı bir şekilde karda istasyon kurarak yükü istasyona aktardı. Arkasından hızlı bir şekilde kurtarma çalışması yaparak iki arkadaşımızı sağlıklı bir şekilde yukarı aldık.Dakikalarca duvarda asılı kalan arkadaşlarım çok soğukkanlılardı .Ölümcül bir dağ kazasından burnumuz bile kanamadan kurtulduğumuz için Çok Sevindik.Kaybımız sadece bir çanta ve bir kazma oldu. Kısmen rahatlamıştık, artık korku dolu anları geride kalmıştı. 




Saat 15,10 
 piloto da toplantı yaparak dönme kararı aldık. Problemsiz bir şekilde iniş yaptık. Kamp attığımız alan Horkedim yaylasına saat 18,45'de ulaştık. Bir gece burada ertesi günde serpil yaylasında konaklayacağız. 
 23 Mart 2019 
 Dönüş uçağını kaçırma kaygısı yaşayan Sefer ve Cemal. Sabah erken saatte inme kararı alınca Kahraman'da onlara katıldı. Üç kişi kamptan ayrılıp Yeşiltaş’a yolculuğa başladılar. Bizde Saat 11,00 da toplanıp iniş yolculuğuna başladık. Sis altında kaygılı başladığımız inişimiz hava açınca keyfe dönüştü. Çıkarken bizi çok zorlayan azap kullarından Yer yer kayarak indik.
 Saat 13,20 
 Vadide serpil yaylasına doğru ilerlerken, bir sürprizle daha karşılaştık.


 
 Uzaktan gördüğümüz askeri helikopterin hemen önümüzde inmesi, bizi şaşırtıp kaygılandırdı.Üstelik yardım talebimiz olmamıştı.Askerler binmemizi istediler. Şaşkın bir şekilde içeriye doluştuk. Askerler ’ ‘sizi almak için emir aldık’ ‘deyince içimize mutluluk kapladı. Saatlerce yürümüyeceğiz. Araç havalandı, günlerce yürüyüp, tırmandığımız coğrafya altımızda ufalıp, âdeta makete dönüştü. Artık mesafelerin önemi yoktu.15 dk. Uçuştan sonra dağın zirvesine kurulmuş bir karakola indik. Burada askeri bir doktor tarafından muayene edilip yüzümüzdeki kar yanıkları için krem uygulandı. Daha sonra biz çay eşliğinde sohbet edip dinlenirken, Sönmez ve Kenan Serpil yaylasında tedbir amaçlı bıraktığımız iki çadırı toplamak için helikopterle tekrar havalandı. 
 Saat 14,00 
 Helikopterle mesafelerin önemi yok. Araç bizi karakoldan 10 dk. İçinde Yüksekova’da askeri bir alana indirdi. Yetkililer bizi buradan üçüncü piyade karargâhına götürdüler. Karargâhtaki Komutanlarla tanışıp sohbet ettik.



 Sohbet esnasında tırmanış faaliyetimizi drone erle izlediklerini, dağdan inerken üç arkadaşın erken inmelerinden yardım getirmek için indikleri sonucuna vardıklarını. Helikopteri bu yüzden gönderdiklerini anlattılar.



 Yoğun sorumluluklarının içinde bizi düşünüp takip etmeleri,bizi duygulandırdı.Ordumuzla ilgili güvenimizi ve sempatimizi daha da artırdı. Saat 15,00 tekrar bir araca binip bizi otelimize bıraktılar. Günler sonra konforlu bir alana gelmek, büyük mutluluk. Erken inişe geçen arkadaşlarımız olaylardan habersiz saatler sonra otele ulaştılar. Tabi bizi otelde görünce çok şaşırdılar. Sabahında bu coğrafyadan biraz hüzünlü ama tekrar gelme sözü vererek ayrıldık. Recep KULABER



26 Mayıs 2020 Salı

ILGAZ DAĞI KÜÇÜKHACET(2546M) KIŞ ZİRVE FAALİYETİ


Recep KULABER
ILGAZ DAĞI KÜÇÜKHACET(2546M) KIŞ ZİRVE FAALİYETİ
Faaliyet Tarihi: 28 Şubat-01 Mart 2020
Faaliyeti Düzenleyen: Kulvar Lokal Santral Dağcılık ve doğa sporları İhtisas Kulübü                    

Rota: Klasik rota                                                                                                                            
Kamp Yeri: Milli park(kulübe yanı)
Tırmanış Süresi: 6 saat 20 dk.
Teknik Malzemeler:
Klasik kazma(kullanıldı),Krampon(kullanıldı),karabina(kullanılmadı),ip (kullanılmadı),Emniyet kolonu (kullanılmadı),ATC(kullanılmadı) GPS(kullanılmadı)
Hava Durumu: Tırmanış günü rüzgâr yok, yıldızlar gözüküyor, tahmini -3/-5 derece                                                                                            Sporcular: Sönmez ERKAYA(antrenör),Recep KULABER, Selma BAYAR, Murat TÜMENE, Serdar DEMİR, Sümer PASİN, Yasemin KAPIYOLDAŞ, Olcay KELEŞ, Nazım YAMAN, Tanju UĞUZTEMUR,


    ILGAZ DAĞLARI
    Batı Karadeniz Bölgesi'nin en yüksek dağ kütlesi olan Ilgaz dağları Kastamonu ve Çankırı İlleri sınırları içinde bulunmaktadır. En yüksek zirvesi olan Büyükhacat tepesi 2587 m, ikinci zirvesi Küçükhacat tepesi ise 2546 m yüksekliktedir. Yöresinin arazi yapısı genellikle serpantinler, şistler ve volkanik kayaçlardan meydana gelmiştir. Türkiye’nin en uzun ve hareketli kırık hattı olan Kuzey Anadolu Fayı, Ilgaz Dağı'nın güney eteklerinden geçmektedir. Saha değişik karakterlerde vadiler, sırtlar ve doruklardan meydana gelmiştir. Dağın özellikle kuzey kesimleri Karadeniz üzerinden gelen nemli hava kütlelerine maruz kaldığından dolayı, güney yamaçlarına göre nemli ve yağışlı bir iklime sahiptir. Orman üst sınırı 2000-2200 metredir. Orman üst sınırının üzerindeki Alpin kuşakta otsu bitkiler yaygındır. Ilgaz Dağı zengin bitki örtüsü ve canlı çeşitliliği ile 1976’da milli park unvanını almıştır. Göknar, Sarıçam, Karaçam ve ardıç ağaçlarının boy gösterdiği ve Tilki, geyik, karaca, yaban domuzu, ayı, ağaçkakan, baykuş, kocabaş gibi canlı türlerine de ev sahipliği yapar. Aynı zamanda snowboard severlerin uğrak noktası olan Ilgaz Kayak Merkezi yer alır.
ILGAZ DAĞI KÜÇÜKHACET(2546M) KIŞ ZİRVE FAALİYETİ
28 Şubat 2020                                                                                                                                       
Saat 23,45 İncirli’den kulübün organize ettiği araç ile İstanbul un Farklı noktalardan 10 sporcu ile buluşup Çankırı Ilgaz’a hareket ettik.
29 Şubat 2020                                                                                                                                       
Saat 07,00 da Ilgaz ilçesindeyiz. Bu güzel Anadolu kasabasında kahvaltı yapıp market alışverişimizi yapıyoruz, anı fotoğrafları çekilmeyi de unutmuyoruz.
recep kulaber


Saat 09,15                                                                                           
Kasabadan ihtiyaçlarımızı karşılayarak Ilgaz milli parka hareket ediyoruz. Kısa bir süre sonra Yolun hemen üstündeki karayolu tesislerine vardık bu noktada aracımızla vedalaşacağız. Tesis çalışanlardan izin alarak tesislerde Tozluklarımızı ve son hazırlıklarımızı yaptık, artık kar yürüyüşümüze başlayabiliriz. Faaliyet sonunda aracımız bizi tekrar bu noktadan alacak.
Saat 10,45
Karayolu tesislerin hemen arkasından karla kaplı yolda kamp yapacağımız alana doğru yürüyoruz.
Sırtımızda ağır sırt çantalarımız olmasına rağmen Bizden önce yürüyüş yapanların ayak izleri bizim daha konforlu yürümemizi sağlıyor. Karla gelin gibi süslenmiş çam ağaçların manzarası eşliğinde saat 12,45 de kamp alanımıza varıyoruz.
Ormanın açıklık yaratığı ahşap salaş kulübenin hemen yanında çadırlarımızı karın üstüne atıyoruz. Saat 15,00 kadar serbest zamanımız var çadırlarımıza yerleşip yemek ve diğer ihtiyaçlarımızı karşılayacağız.    

   
Saat 15,00
Sönmez hoca liderliğinde ben Recep artçılığında bir gün sonraki zirve için iz açmak ve aklimatizasyon olmak için sembolik zirveye hareket ediyoruz. Çam ağaçların arasında eğimli arazide batak karda iz açarak yükseliyoruz. Ayak izlerine bu bölgede de rastlıyoruz belli ki bizden başka sporcular da var.          Saat 16,30
Ağaçların hemen bittiği nokta olan sembolik zirvedeyiz.
Sembolik zirve ye varmamızla beraber kar tipi fırtına kopuyor, soğuktan fazla kalamıyoruz hızlı cana aşağıya iniyoruz. Aşağıya indikçe hava yumuşuyor, Kampımızın yakınında iki çadırdan oluşan kampı görünce meraklanıp yanına gidiyoruz. Karabük bölgesinin sporcuları olduğunu öğreniyoruz. Saat 17,45 kamptayız. Ertesi gün yapacağımız zirve için teknik toplantı yapıp zirve hazırlıkları ve dinlenmek için çadırlarımıza giriyoruz.                                                                                                                                                                                              
01 Mart 2020  
Saat 05,45
Hava sıcaklığı yaklaşık -3 gece yağan kar yağışı durmuş hava kapalı rüzgâr yok. Dört kişi kampta kalmaya karar veriyor, altı kişi zirveye hareket ediyoruz. Bir gün önceki izlerimiz kısmen kardan kapanmış.                                                     

Saat 07,30
Ağaçların bittiği sembolik zirveye varmamızla bizi bu noktada tekrar rüzgâr karşılıyor. Ardından sis basıyor.
Her şeye rağmen keyifle sırttan kuzey yönüne ilerleyip küçük bir vadiye iniyoruz. İnişte Küçükhacet zirve kütlesi tam karşımıza çıkıyor.

 Saat 09,30
Artık güneş iyice kendini göstermeye başlıyor ve üşüme madundan çıkıp sıcaktan terleme maduna geçiyoruz. Tırmanıştaki zamanın büyük kısmı bu büyük dağ kütlesini tırmanarak geçiriyoruz. Arkamıza baktıkça birçok zirve göz hizamızın altında kaldığını görüyoruz.  
  Saat 11,20
Nihayet zirveye varıyoruz. Fakat zirve bildiğim zirvelere pek benzemiyor sanki üstü tıraşlanmış ve düz alan yaratılmış gibi.40 dk. Zirvenin tadını çıkartıp soluklanıp ihtiyaçlarımızı görüp inişe geçiyoruz.  

 
 Saat 14,30

  Rahat bir inişle kamp alanımıza varıyoruz biz inerken dağa çıkan ODTÜ öğrencileri bu spora ilginin devam ettiğini gösteriyor. Seviniyoruz. Hızlı cana kampımızı toplayıp karayolu tesislerine hareket edip faaliyeti sonlandırmak istiyoruz.                               

14 Nisan 2020 Salı

KAÇKAR(KAVRUN) KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN KIŞ ZİRVE FAALİYETİ



KAÇKAR (KAVRUN) 3932 m KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN KIŞ ZİRVE FAALİYETİ

Faaliyet Tarihi: 06-10 Mart 2020                                                                                    
Rota
: K.buzul
Kamp Yeri: Yukarı kavrun yaylası (1 gece) Mezovit (2 gece)
Zirve Tırmanış Süresi: 9 saat 5 dakika.
Teknik Malzemeler: kask, kazma, krampon, emniyet kemeri (kullanıldı), karabina (kullanıldı), takoz, friend (kullanılmadı), ip, yardımcı ip, perlon (kullanıldı), çığ sondası (kullanılmadı), çığ kaytanı, biepsi (kullanıldı) kürek (kullanıldı), Hedik (kullanıldı), ilk yardım çantası (kullanılmadı), Bivak (kullanılmadı), Telsiz (kullanıldı), GPS (kullanıldı).                                      
                                   Hava Durumu:Çoğunlukla güneşliydi. Rüzgâr zirve günü orta şiddetteydi. Diğer günler hafif sıcaklık vardı. 
Sıcaklık zirve günü ve gecesi düşüktü. Diğer günler güneşle birlikte mevsim normallerindeydi.                                                                                         
Faaliyeti Düzenleyen: Yılmaz SEFEROĞLU (Lider)                                                                                                                                              Faaliyet hikâyesi yazarı: Recep KULABER                                                          
Sporcular: Batuhan TÜFENK (Ordu Dağcılık İhtisas kulübü), Ercan KESTİ (Çamlıhemşin Doğa Sporları ihtisas kulübü), Mahmut YANIK (Kaçkar Dağcılık Rafting Kayak Spor İhtisas Kulübü), Osman ASLAN (Rize Çayeli Doğa Sporları Kulübü), Recep KULABER (Kulvar Lokal Santral Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulübü), Yılmaz SEFEROĞLU (Ordu Dağcılık İhtisas kulübü)

KAÇKAR KAVRUN ZİRVE 3932 m 

                                                                                                            
Kaçkar Dağları Türkiye'nin kuzeyinde, Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan, bir dağ sırası. Doğusundaki birçok zirvesi 3500 m üzerindeyken, batı kesimi 2000 m yüksekliğe kadar ulaşır. En yüksek noktası olan Kaçkar Kavrun Dağı 3932 m yüksekliktedir. 1994 yılında milli park ilan edilmiştir. Milli parkın büyük bir bölümü Rize ili Çamlıhemşin ilçesi sınırları içinde, küçük bir bölümü de Artvin ili Yusufeli ilçesi sınırları içinde kalmaktadır. (Vikipedi)

KAÇKAR KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN GEÇMİŞ KIŞ ZİRVE TIRMANIŞLARI


Küçük buzul rotasından bilinen ilk kış zirve tırmanışı Aydın AKSAKAL ve Haydar CELAYİR 25 Şubat 1994 tarihinde gerçekleştirmişlerdir. İnişi ise Büyük buzul rotasından karar vermişler fakat buzula kestirmeden iple inmeye çalışırken üzücü kaza meydana gelmiş ve Aydın AKSAKAL beklenmedik bir şekilde düşüp ölmüştür.
Bu rotada bilinen ikinci kış tırmanışı ise 2005 Mart’ında Fatih TOSUN, Yıldırım SEÇMEN ve Zafer DEDEOĞLU’ndan oluşan ekip tarafından yapılmıştır.

KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN KAÇKAR (KAVRUN) KIŞ ZİRVE FAALİYETİ
Tırmandığımız dağlar yalnızca kaya ve buzdan değil, aynı zamanda hayal ve arzulardan oluşur (Mountain Filminden)

Yılmazın çabası ve havanın elvermesi ile nihayet faaliyet artık başlayacaktı. Son hazırlık ve eksiklerimi süratle tamamladım. Uzun yıllardır bu rotadan kış faaliyeti yapılamaması beni ayrıca heyecanlandırmıştı. Rota hedefini Yılmaz koyup bu konuda ciddi bir hazırlık yapmıştı. Türkiye’nin 4. Yüksek zirvesi olan 3937 metre yüksekliği ile Kaçkar kavrun dağının en teknik rotası olan Küçük Buzul Rotasından kışın tırmanacaktık. Bu rota gerek eğimi gerekse de bir kısmının mix (kar-buz-kaya) tırmanış parkurları içermesi tırmanış esnasında sırt çantamızın daha ağır olmasına neden olacak ve ekstra dikkat gerektirecekti. Ayrıca Mezovit’e iki günde ulaşmak enerjimizin büyük bir kısmını harcayacaktı. Faaliyet ekibinin ülkenin farklı şehirlerinde yaşayan altı Rizeli hemşeriden oluşması da güzel bir tesadüf olmuştu. Rize’de yaşayan Mahmut ve Osman ile süphan dağı tırmanışında tanışmıştık. Ordu’da yaşayan Yılmaz ve Batuhan’ı beraber yaptığımız faaliyetlerden zaten yakinen tanıyordum. Sadece Erzurum’da okuyan Ercan ile tanışmamıştık onunla da tanıştığımızda ortak pek çok noktamız olduğu ortaya çıktı.
06.03.2020                                                                                                                         
Saat 17.45
İstanbul Havalimanı’ndan 1 sa 30 dk sonra Ordu Giresun havalimanı’na ulaştım. Yılmaz havalimanından beni aracı ile aldı. Hızlı şekilde markete gittik ve üç kişilik faaliyet alışverişimizi buradan yaptık. Daha sonra yılmazın evine geçtik.Teknik malzemelerin büyük kısmını yılmaz tedarik ettiği için herhangi bir malzeme unutmamak için titiz bir şekilde tekrardan gözden geçirdik.    
Saat 23.45                                                                                                       
Yılmaz’ın aracı ile ordudan hareket ettik.Saat 03.00’da Rize merkeze ulaşarak, Batuhan’ı aldık ve birinci grup olarak Ayder’e hareket ettik. Diğer grup arkadaşlarımız Osman, Mahmut ve Ercan arkamızdan daha sonra gelip Yukarı Kavrun’da buluşacağız                                                                              
07.03.2020                                                                                                                                                                                                             saat 05.00                                                                                                                      
Hava aydınlanmadan Ayder’e (1300 m) ulaşıp aracımızı burada park ediyoruz yol karla kapalı olduğundan kamp yükümüzle yukarı kavruna buradan yürümeye başladık. 20 dakikada fazlalık eşyalarımızı araca bırakıp son hazırlıkları yaptık. Karanlık ve soğuk bir havada üç kişi ile faaliyete başladık.                                                                           
Saat 06.30
Tahmini -3 derecede rüzgarsız ve yıldızlı bir havada yürüyorduk, Aslında kar buraya kadar sert gibi gözüküyordu Âmâ hayallerimiz kısa bir süre sonra suya düştü. Daha 50 metre yürümeden kar batmaya başladı, mecburen hediklerimizi taktık. Ayder’den beri peşimize takılan çok sevimli Çoban köpeğini de uzun çabalardan sonra nihayet geri döndürdük.                                                                                           
Saat 07.30
Günün aydınlanması ile beraber Gallerdüzü (1750m)’ne ulaştık. Burada fırtınadan açılmış bir yayla barakasına sığınıp, beslenip sıvı alıp nefeslendik. Artık keyifler yerine geldiğine göre, yürümeğe devam edebilirdik.
 Saat 11.00
Yürüyüşe başlayalı 6 saat olmuştu, fakat sırt çantamdaki 28 kg yükle o kadar uzun süre gel diki bana. Neyse ki Aşağı Kavron yaylası görüş alanımızı girmişti. Bu da bize moral oldu yolumuzun azaldığını biliyorduk artık orman içine girdikçe, karda hedikle bile batıyorduk, bizden önce buradan geçmiş kişilerin ayak izlerini takip etmemiz bile bize bir avantaj sağlamamıştı. Aşağı kavron yaylasını geçer geçmez ayak izlerinin sahipleri ile geri dönerlerken karşılaştık. Yalçın ve bir grup genç çığ düşen yayla evlerine bakmaya çıkmışlardı. Sohbet ederken nefeslendik. Aslında Yukarı Kavron’a gelmiş olmamız gerekirdi sonuçta 12 km yürümüştük ama o hala çok uzaklardaydı. Yorgunluk iyice kendini hissettirmeye başladı. Önümüzde son yarım saatlik bir yol kalmıştı ama bu yol bana hiç bitmeyecek gibi görünüyordu.  
                
Saat 14.00                                                                                                                                     
Sevinçliyim, nihayet Yukarı Kavrun yaylasına ulaştık. Ayrıca gece yayla evinde konaklayacak olmamız mutluluğumu artırıyordu, bizim için büyük bir konfordu. Yayla girişindeki evlerin çığdan dolayı hasar gördüğünü gördük, defalarca geldiğim yayla evleri kar altında, ŞAHİN Pansiyon da tamamen karlar altında kalmıştı tanıyamamıştım.

Yılmaz’ın Ordu’dan konuşup kalmak için izin aldığı yayla ev de kar altında. Temizleyip içeri girmemiz çok çok zordu. B planını Yalçın Şahin’in atalarından kalan eski evinde kalmaya karar verdik. Evin kapısını açar açmaz kuzine sobasını yaktık, yeterli sıvı alamamıştık ve bu yüzden vücutlarımız dehidre olmaya başlamıştı. Derenin hala akması işimizi kolaylaştırdı.İçebildiğimiz kadar su içtik. Arkasından Yılmaz’ın evde hazırlattığı pişmiş kıyma ile harika bir kıymalı makarna yaptım, keyfimiz yerine geldi.

Saat 17.00                                                                                                                      
Sıcacık odada şekerleme yaparken Osman, Mahmut ve Ercan geldi. Ekip tamamlandı. Akşam güzel bir sohbetle moralleri yükseltip, günü noktalayıp uyuduk.
08.03.2020                                                                                                                           
Saat 08.00                           
 Yukarı Kavrun yaylasından Mezovit’e (Öküz Çayırı) hareket etmeden son hazırlıklarımızı yapıp, yola çıktık. Yürüyüş için mevsime göre hava gayet güzeldi. Memnun olmadığımız sırtımızdaki yüktü. Fakat böyle bir faaliyet yapıyorsanız taşıyacağınız malzemede fazla olacaktır. Buna göre Kendi aramızda malzeme taşıma paylaşımı yapmıştık, bizim ekibin tüm yiyeceği bendeydi. Yılmaz ve Batuhan teknik malzeme ve çadırı taşıyorlardı. Yılmaz her zamanki gibi önden kopup gitmişti bile üstelik ayağında bir sakatlık olmasına rağmen. Osman ise sürekli konuşuyor ekibi eğlendirip, moral veriyordu. Ercan ise tur kayağı ile artistlik hareketleri ve arada düşmesi, ekibe yeni bir hava getirmiş, enerjimiz yükselmişti. Kaçkarlarda yağmur gibi kar da çok yağardı.Durduktan sonraki günlerde güneş açınca, vadi yamaçları ve bu vadilere akan dere yatakların eğimleri yağan karın ağırlığına dayanamaz ve büyük bir gürültüyle koparak aşağılara doğru kayar. O an orada olmak kesinlikle istemezsiniz. Kaçkar kışı faaliyetinde en büyük risk çığ altında kalmaktır.Bende çığdan deli gibi korktuğumdan çığ parkurlarından geçerken çanta perlonum açık, gözüm hep yukarıda, kalbim ise daha da hızlı atıyordu. 
                                             
                                 
Saat 09.50                                                                                                                                 
Ayağımızda hedik olmasına rağmen bazen dizimize kadar kara batıyorduk ve ben faaliyetin ilk gününden beri hediğimle problem yaşıyordum. Sık, sık perlonu gevşeyip ayağımdan çıkıyor ve yeniden takmak süre aldığından sürekli geride kalıyordum, hatta hediksin bile gitmeyi göze aldım fakat kısa süre sonra belime kadar batınca, bu faaliyeti hediksin yapılması çok zor olduğuna karar verip tekrar hediklerimi takmak zorunda kaldım.
Buna rağmen Kapıya varıp burada mola verdik. Boğaların vadiden çıkmaması için yapılmış taş sur tamamen karların altında kalması ilgimizi çekti. Bu anı fotoğraf karesi ile ölümsüzleştirdik.


 Saat 12.00                                                                                                                                     
Güzel havada ve Kaçkarların muhteşem manzarası eşliğinde yürüyüşümüzün ikinci hedefi Mezovit’e(2900m) yaklaşık 4 saatlik yürüyüşün ardından ulaştık. 6 KM lig yürüyüşümüz bizi yormuştu. Mezovit’e Kaçkar Dağın eteğine ulaşmak,  Koca kayalar kar altında kaybolmuş, karlar altında bu mevsimde coğrafyayı tekrar görmek, zirveye çıkmak kadar mutluluk verici. Hemen karı düzleştirip hızlıca iki çadır kurduk, ertesi gün gerçekleştireceğimiz tırmanışın son hazırlıklarını yapıp, buranın tadını çıkartıp, dinlenecektik. Ayrıca dereninde küçük bir kısmı açık olması hazırlıklarımızı kolaylaştıracağı için bizim için güzel haberdi.

  09.03.2020                                                                                                                                                                                                        Saat 02.00
Zirveye çıkmak sadece inanmak ya da çok istemekle olmuyor. Fiziksel durumunuz, aklimatize olmanız, uykunuz, yiyip içtikleriniz, hatta karakteriniz ve inatçılığınız bile tırmanış için çok önemli ve ben bunun farkında olmama rağmen gece telefon alarmı ile uyandığımda kendimi çok yorgun hissediyorum. Uyku tulumundan çıkmam zor oldu, âmâ bugün faaliyetin en özel günü idi. Kalktık hemen sıcak bir çay içip, atıştırdık, donmuş botlarımızı üstüne hediklerimizi giydik ve saat 03.00 da gecenin karanlığında yola çıktık. Önden ben gidiyordum Umduğumuz gibi kar sertti ve dağ kayağı izleri vardı. Her zaman olduğu gibi yürümeye başlayınca üstümdeki heyecan da geçmişti.      
                                                                                                                        
Saat 04.20
İyi bir tempo tutturarak yükseldik, hava yaklaşık -8 derece rüzgâr ise yükseldikçe sertleşiyordu, buna rağmen her şey iyi gidiyordu. Su içmek için durup sırt çantamdaki suyumu çıkartım bunun için dış katman eldiveni çıkartıp bileğime asmıştım. Suyu içip tekrar çantamı sırtıma aldığımda, sağ dış katman eldivenim yoktu. Bileğimden ipi çıkmış, Rüzgârdan uçmuştu. Şok oldum, Kendime çok kızdım bu hatayı nasıl yaptım diye zirveyi tehlikeye sokmuştum. Sakinleşip düşündüm arkadaşlarıma söyleyip geri mi dönsem diye. En azından küçük buzulun dibine kadar gidip orda durumumu tekrar gözden geçirmeye karar verdim. Elimdeki batonumun birini toplayıp tek batonla devam etmeyi, buzulun dibine kadar elimi sürekli hareket ettirerek ve tek eldiveni değiştirerek devam edecektim. Buzula geldiğimizde ise gün doğumu ile havanın ısınacağını düşünerek devam etmeye karar verdim. Bu fırsatı kaçıramazdım.                                                                                                                       
Saat 06,00
Üç saatlik yürüyüşün ardından Küçük buzulun sol altına varmıştık ve artık bundan sonraki maceramız yer yer 60-70 dereceyi bulacak kar, buz ve kayadan oluşan teknik tırmanış rotasından devam edecekti. Hediklerimizi ve Ercan’ın tur kayağını buzula bırakarak tırmanmaya başladık. Yaklaşık 250 metrelik etabı iz açarak krampon ve kazma ile rahat ve hızlı bir şekilde yükseldik. Fakat kaya ve kar setlerinden oluşan tırmanış parkuruna girdiğimizde, uzaktan can simidi gibi gördüğüm kayaların hiç de öyle olmadığını sığınacak liman yerine setler, dik balkonların oluştuğu için en ufak dikkatsizlikte ölümcül tuzaklar olduğunu gördüm. Bu tırmanışın hiç kolay olmayacağını anlamıştım. Elimizde kazmamız ayağımızda kramponlarımız ile kayaların arasında dik eğimde tırmanışımız zor ve zaman alıyordu. Ercan ve arkasından Batuhan burada inisiyatifi alarak önden ipi yukarıya taşıyıp, yaklaşık iki ip boyu bizim emniyetli çıkmamızı sağladılar.     
                                                                                                       
Saat 09.00
Artık gün doğmuştu ve elim üşümüyordu. Tekrar kayaların arasındaki kar kulvarlarına girmiştik. Yer yer kayaların üstündeki ince kar tabakası kramponların oturmadığından kayganlaşmasına neden oluyordu. Dikkatimizin hiç kaybolmaması gerekti. İrtifa aldıkça arkama baktığımda, boşluk hissi iyice kendini göstermişti. 
Saat 11.00
Bitmez tükenmez tırmanışımız devam ediyordu ve sırta yaklaşırken sanki eğim daha çok artıyordu. Ekibin en arkasında derinleşmiş izlere basmak güven veriyordu, âmâ benimde bu takımda bir şeyler yapmam gerekiyordu. Öne geçip bir süre iz açtım yükseldik. Artık kuzey klasik sırt rotası görünüyordu. Rotaya bağlanabilmek için yan geçmemiz gerekiyordu. Bunu planlarken Mahmut öne gelip iz açarak bizi saat 11’de sırta bağladı.

                                                                                                                           
Saat 11.30
Artık kuzey klasik sırt rotasındaydık zor bölümünü geride bırakmıştık ve yaz tırmanışından dolayı bu sırtı tanıyordum. Bu bana güven vermişti. Fakat bu kılçık sırt yazın gördüğüm gibi değildi karın yığılmasından dolayı burada da boşluk hissi vardı. Buna rağmen daha güvenliydi. Müsait bir noktada mola verdik, küçük buzul rotasında eğimden dolayı su içmemiş yemek yememiştik. Artık moraller düzelmişti. Kaygılarımız arkada kalmış, zirveye yaklaşmıştık. Arkamızda bıraktığımız müthiş rotaya ve boşluğa bakıp, içimden umarım inişi buradan yapmayız dedim, sanki arkadaşlarım bunu duymuşlar gibi Yılmaz; dönüş rotamızı Büyük Buzuldan yapmaya ne dersiniz deyince oybirliği ile Büyük Buzuldan inmeye karar verdik.                                     
Saat 12.15
Zirveye giden son metreler kısmen yumuşak ve rahattı. 45 dakikalık tırmanışın ardından saat 12,15’da 3937 metrelik bulutların üstü Kaçkar Dağı’nın zirvesindeydik. Müthiş manzara eşliğinde, zorlu bir tırmanışı geride bırakmanın mutluluğu ile tüm ekip birbirimizi kutluyorduk. Daha önce Kaçkar (kavrun) zirvesini hem kuzeyden hem de güneyden iki kere tırmanmıştım. Fakat bu tırmanış farklıydı. Mezovit’den Kaçkar buzullarını seyrederken gözüm hep buraya kayar, hayali rota oluşturup gözümle tırmanırdım. Hayalim gerçekleşmişti. Küçük buzuldan çıkıp büyük buzuldan inmek hem de bu faaliyeti kışın yapmak benim için fantastikti.  
recep kulaber
Saat 13.15                                                                                                                                                      
Zirve defteri ıslanıp donduğundan isimlerimizi yazamamıştık. Fakat zirve rüzgârlı olsa bile geçirdiğimiz bir saatte güzelce dinlenip bir şeyler atıştırıp fotoğraflar çekildik.  
Yorgunluğumuzu atmış enerjimizi yükseltmiştik, artık Büyük Buzul rotasına doğru inişe geçebilirdik. Dağın güney yakası rüzgârsız ve sıcaktı, karla örtülü olmasına rağmen sanki buraya bahar gelmiş güneş içimizi ısıtmıştı. Dağın bu yakasının rotasını hepimiz biliyorduk, fakat Ercan bu rotada ticari rehberlik yaptığı için bizden tecrübeli idi öne geçti. Güney batı yönüne kılçıktan uzun bir süre ilerledik. 


Sırtın sonuna gelince eğimli karlı arazide aşağıya inmek bana kaldı. Güney yönünde dikkatle aşağıya inerek birinci balkonu arkamızda bıraktık, tekrar yönümüzü güney batıya çevirdik.    

                                     
                
                             
Saat 15.00                                   
Yaklaşık 60 metrelik iki yan geçişi olan çığ parkuru karşımızda idi ve güneş ışıkları tam parkurun üstünde çığ riskinin en yüksek olduğu zamandı. Burayı geçmek çok büyük bir riskti. Bu geçiş sırasında çığ düşmesi durumunda vadi eğimi ve uzunluğundan dolayı kurtulma şansımız çok azdı. Uzun süre bu noktada kalarak ne yapmamız gerektiğini konuştuk, alternatiflere baktık, o sırada ilk vadinin yavaş yavaş gölgeye dönmesini görünce riski göze alarak dikkatli bir biçimde geçmeye karar verdik. İyice gölge olunca, kırmızı kurdele kuyruklarımız ile ilk Batuhan sonra sırası ile hepimiz parkuru hızlı ve mesafeli geçerek derin bir nefes aldık.                                               
Saat 17.00
Nihayet Büyük Buzul ’un en üst noktası Kapı geçidine ulaştık.Küçük buzul’daki boşluk hissi beni olumsuz etkilediği için buranın eğimini merak ediyordum. Eğimin fazla olmadığını görünce şaşırdım, anlatılan ve okuduklarımdan buranın çok daha eğimli olduğu söylenmiş veya ben hayalimde böyle canlandırmıştım, beklentimin altında olması beni mutlu etti. Girişte bir ip boyu ipli inmeye karar verdik.hemen yakındaki büyük bir kaya babasından yardımcı iple emniyet alıp 60 metrelik iple ekip tek tek indi.
İpi toplamak da bana kaldı ve en son ben indim.Büyük buzulun eğimi beni mutlu etmiş rahatlamıştım ve nerdeyse koşarak aşağıya 30 dk. İnip arkadaşlarıma buzulun çıkışında yetiştim.                                
Saat 18.45
Yaklaşık 50 dakika süren buzul inişinin ardından karanlık çökmüş ve heybetli buzul kütlesini arkamızda bırakmıştık. Fakat bir problemimiz daha vardı. Çıkarken bıraktığımız hediklerimiz ve tur kayağı Küçük Buzul’da kalmıştı. Batuhan ve Ercan gidip almak için gönüllü olurlarken Mahmut, Osman ve Yılmaz onları bekleyeceklerdi, ben de sıcak bir şeyler hazırlamak için kampa gidiyordum.
Saat 19.30
Kampa vardığımda ortalık zifiri karanlıktı. Bir taraftan sıvı alıp arkadaşlarım için sıcak su ve bulgur pilavı hazırladım. Ekipte saat 21.10’da yorgun ve üşümüş bir şekilde kampa ulaştı. Bol sıvı alıp beslendik. Plana göre bu akşam Kavrun yaylasına inecektik, bu yorgunlukla inmemiz zor.Planı değiştirip sabah inmeye karar veriyoruz.Başarılı bir tırmanışı geride bırakmanın gururu ve yorgunluğu ile tulumlarımıza girdik. Yılmaz elinde dolu çay bardağı ile uyuya kalıyor,uyku tulumunda ıslaklığı sabah fark edince uyuya kalıp döktüğünü anlıyor.yorgunluğumuzun özetiydi.                                                                                 
10.03.2020                                                                                                                               
Saat 07.50
Sabah 7 gibi uyanıp kahvaltı yapmadan kampımızı topladık ve inişe geçtik. 1 Saat 30 dakika sonra yukarı Kavrun yayla evine ulaştık.

Yemek ve fazlalık eşyalarımız için kısa bir mola verdik. Ercan tur kayağı ile önden gidip sobayı yakması paha biçilemezdi ve 4 saat sonra da Ayder’e ulaştık. Çamlıhemşin’de yemek molasından sonra artık eve dönme zamanı gelmişti.

Kışın dağda olmak, zirveye çıkmak, zorlu bir uğraştır. Donanım, Bilgi, Tecrübe ister, kondisyon hatta kontrollü inatçılık ister. Ödülü ise sadece kayıtlara geçmek zirvede manzarayı seyretmek, Ego okşamak değildir. Aynı zamanda hayal ve arzulardan oluşan içinizdeki zirveye de tırmanırsınız. Kışın dağ zordur. Bu zor faaliyetin öğrettikleri de ilginç aynı zamanda korkutucuydu. Faaliyet boyunca gözlerim çığ riski nedeni ile sürekli parkurlardaydı. Yukarı Kavrun’daki çığın, elektrik direkleri ve yayla evlerini kâğıt gibi yırtıp sağa sola savurmasına tanık oldum. Ayder’in hemen iki kilometre üstünde yola düşen,içinde kaya ve ağaçların da olduğu çığ kütlesini gördüm. Ve Yakın zamanda düşen bu çığ kütlesinin üstünden geçtim. Üstelik çığ parkuru olarak görmediğim araziden kopmuş olması çığ konusunda beni biraz daha korkuttu.Fakat korku beni eğiterek kış faaliyetlerinde çok daha dikkat edilmesi konusunda tecrübe sahibi yaptı. 
Hayatımın en zor tırmanışlarından birini gerçekleştirmeme ve bu deneyimi beraber yaşadığım ekip arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler.
 Recep KULABER