klosdag etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
klosdag etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2026 Pazartesi

ALTIPARMAK SIRA DAĞLARI LİBNİN 3470 m ZİRVESİ ve TAR KULESİ 3380 m TIRMANIŞ FAALİYETİ

 

Altıparmak Libnin 3470 m Recep KULABER

ALTIPARMAK DAĞLARI LİBNİN ZİRVESİ (3470 m) ve TAR KULESİ (3380 m) TIRMANIŞ RAPORU

  • ​Faaliyeti Düzenleyen: Ordu Dağcılık İhtisas Kulübü
  • ​Faaliyet Sorumlusu: Yılmaz Seferoğlu
  • ​Faaliyetin Adı: 30 Ağustos Altıparmak Libnin Tırmanış Faaliyeti
  • ​Faaliyet Bölgesi: Rize / Avusor Yaylası
  • ​Faaliyet Tarihi: 29-30 Ağustos 2020
  • ​Rotalar: Dargovit Geçidi’nden Dadala Dağ Evi’nin bulunduğu vadiye inmeden yan geçiş yapılarak yükselindi.
  • ​Kamp Yeri: Avusor Yaylası, Mezaryatağı Mevkii
  • ​Teknik Malzemeler: Tam ip (1 adet), karabina, ekspres ara emniyet malzemeleri, perlon, yardımcı ip, emniyet kolonu (kullanılmadı), telsiz, GPS.
  • ​Hava Durumu: Mevsim normallerinde, bulutsuz, yıldızlar net, dolunay var, hafif rüzgârlı, yağış yok.
  • ​Sporcular: Yılmaz Seferoğlu, Mehmet Şenocak, Meltem Erbaş, Özcan Erbaş, Hamide Gülsüm Şahin, İsmail Sevindik, Sevgi Osma, Önder Osma, Apdulvahap Apaydın, Elif Aydın (Ordu Dağcılık); Recep Kulaber (KLOSDAG Dağcılık Kulübü); Osman Aslan (Çayeli Dağcılık).
  • ​Raporu Yazan: Recep Kulaber

​KAÇKAR ALTIPARMAK DAĞLARI HAKKINDA

​Türkiye’nin kuzeyinde, Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan Kuzey Anadolu Dağları'nın doğu bölümünü oluşturan bir dağ sırasıdır. 3000 metrenin üzerinde birçok zirvesi bulunur. Kaçkar Dağları, batıdan doğuya doğru dört ana bölümden oluşur:

  1. ​Batı: Verçenik ve Tatos Dağları
  2. ​Orta: Kavrun Dağları
  3. ​Orta: Bulut Dağları
  4. ​Doğu: Altıparmak Dağları

​Batıda Avusor Yaylası'ndaki Hızarkapı Geçidi'nden doğuda Yusufeli ilçesinin İntkor Yaylası'na kadar uzanan bu silsilenin en yüksek noktası Duatepe (3488 m), ikinci en yüksek noktası ise Libnin Zirvesi (3470 m)'dir. Altıparmak Dağları'na Rize'deki Avusor, Golazena, Dereyayla ve İntor yaylaları üzerinden ulaşılabilir. Verçenik ve Kavrun Dağları'na kıyasla daha az ziyaret edilen, bu nedenle daha sakin bir bölgedir.

​PROGRAM AKIŞI

​29 Ağustos 2020 (1. Gün)

​Saat 05.30'da Yılmaz Seferoğlu ve ben, Altıparmak ve Bulut Dağları'ndaki zirve tırmanışlarımızdan sonra Avusor Yaylası'na indik. Dört günlük kamp hayatından sonra, yayladaki Simge Dağ Evi'nin huzur veren atmosferinde dinlenerek faaliyete katılacak diğer arkadaşlarımızı bekledik.

​Saat 14.00'te Ordu Dağcılık'tan dokuz sporcu ve Rize'den katılan Osman arkadaşımız yaylaya geldiler. Yemeklerini yiyip son hazırlıklarını yaptıktan sonra, toplam 12 sporcu olarak kamp atacağımız Mezaryatağı bölgesine doğru hareket ettik. Dargovit Geçidi'ne giden belirgin patikadan yükselerek yaklaşık bir saat sonra kamp alanına ulaştık. Yaylanın doğu yönünde bulunan ve su kaynağı olan bu yeşil çayırlık düzlük, kamp için oldukça uygundu. Herkes çadırını kurarak ertesi günkü tırmanış için son hazırlıklarını tamamladı.

​30 Ağustos 2020 (2. Gün)

​Saat 04.30'da 12 kişilik ekiple Libnin Zirvesi faaliyeti için yola çıktık. Kampımızın doğu yönünde bulunan, rahat ve belirgin patikadan yavaş tempoda yükselişe geçtik.

​Saat 05.20'de günün aydınlanmasıyla Dargovit Aşitı'na vardık. Avusor Yaylası'nın bulunduğu vadiden kuzeydeki diğer vadiye geçişi sağlayan bu geçitte dinlenirken, harika manzaranın tadını çıkardık.

​Diğer vadiye geçtikten sonra vadi tabanına inmeden yaklaşık elli metre alçaldık. Miçilo Tepesi'nin eteğinden yan geçiş yaparak Tar Kulesi ve Miçilo Tepesi arasındaki kulvara geldik. Daha önce Libnin tırmanışını, dağın batısında bulunan Dadala Dağ Evi'nden klasik rotayla yapmıştık. Bu yeni rota, vadi tabanına inilmediği ve irtifa kaybedilmediği için bana daha kısa geldi.

​Saat 07.40'ta Tar Kulesi ve Miçola arasındaki eğimli kulvardan yükselerek aşita ulaştık.

​Önceden Yılmaz'la planladığımız gibi, ben Osman'ı yanıma alarak öne geçtim. Amacımız, grup Libnin'e çıkmadan önce Tar Kulesi'ne ilk bilinen tırmanışı yapmaktı. Rota bilinmediği için grubu bu rotaya sokmayacaktık. Ayrıca, grupla ilgilenen Yılmaz da bizden sonra Tar'a tırmanacaktı.

​Osman'la aşitten sonra 2-3 derecelik kaya tırmanışı yaparak klasik rotadaki aşita vardık. Önce kulenin güney yönünden tırmanmaya çalıştık ancak sert ve dik kaya bloklarıyla karşılaşınca vazgeçip kuzey tarafına geçtik. Rota oluşturarak yükseldik. 2-3 derecelik kaya tırmanışı ve kısa bir yan geçiş parkurundan sonra saat 09.10'da zirveye ulaştık.

​3380 metre yüksekliğindeki Tar Kulesi'ne bilinen ilk zirve tırmanışını gerçekleştirdiğimiz için Osman'la birbirimizi tebrik ettik ve ardından büyük bir kaya babası yaptık. Gruba yetişmek için fazla vakit kaybetmeden inişe geçtik. İnişimizde, Yılmaz'a zaman kazandırmak için kaya babalarından rota işaretleri oluşturduk. Bu rotaya, Yılmaz'ın Doğu Karadeniz'de yaptığı harika işlerden dolayı "Seferoğlu Rotası" adını verdim.

​Aşağı indiğimizde, grup aşitta mola vermiş bizi bekliyordu. Osman'la gruba katılmamızla birlikte, Yılmaz da yanına Vahap'ı alarak Tar Kulesi'ne tırmandı.

​Yeniden Libnin zirvesi rotasına girdik ve 3470 metre yükseklikteki zirveye 10.45'te ulaştık. Manzarası keyifli olan bu zirvede dar bir alanda yaklaşık bir saat geçirdik. 30 Ağustos olması sebebiyle saygı duruşu ve İstiklal Marşı'mızı okuduktan sonra inişe başladık. Çıkış rotamızın aksine, inerken klasik rotayı kullandık ve Dadala Dağ Evi'ne ulaştık.

​Vadiye indikten sonra merakımıza yenik düşerek Yılmaz'la birlikte Golazena Vadisi'ni görmek ve fotoğraflamak için dağ evinin kuzeyindeki tepeye tırmandık.

​Saat 16.30'da kampa döndük. Bu gece son kez çadırda uyuyup sabah yaylaya inerek faaliyetimizi sonlandırdık.

​
















altıparmak libnin tar kule zirve

Yılmaz seferoğlu tar'a tırmanırken
altıparmak libnin doğu yönü 

altıparmak libnin zirveden golazena ve duatepeye bakış


KAÇKAR 360⁰ TRANS VE GÜNEYDEN ZİRVE HİKAYESİ VE FAALİYET RAPORU


Recep KULABER
Kaçkar 360⁰Trans ve Güneyden Zirve Hikayesi ve Faaliyet Raporu

Faaliyet Tarihi: 06-10 Ağustos 2018 (5 Gün)
Faaliyeti Düzenleyen: Kaçkar dörtlüsü                                                                                              
Rota
: Kaçkar 360⁰Trans ve Güneyden Zirve Faaliyeti
Kamp Yeri: Derebaşı(1 gece)Atsızgöl(2 gece)Olgunlar(1 gece)
Tırmanış Süresi: 5 Saat 45 dk.
Teknik Malzemeler: 5 adet karabina(kullanılmadı),ip(kullanılmadı), ilk yardım çantası (kullanılmadı),Bivak(kullanılmadı) Telsiz(kullanıldı) GPS(kullanıldı)
Hava Durumu: Çoğunlukla sisli, 3 gün yağışlıydı. Yağış zirve günü öğleden sonra ve devam eden gece boyunca şiddetli ve çoğunlukla dolu şeklindeydi. Rüzgâr zirve günü orta şiddette, diğer günler hafif ti. Sıcaklık zirve günü ve gecesi düşüktü. Diğer günler güneşle birlikte mevsim normallerindeydi.                                                                                                                                                   Sporcular: Recep KULABER(KLOSDAG DAĞ. KULB.)Süleyman KESKİN(VERÇENİK DAĞ. KULB.)Cemal BAŞ(İKİZDERE DAĞ. KULB.)Erdal ÖZBEK(KORDELYA DAĞ. KULB.)                                                                                                                                                         Görev dağılımı: 

                              1-Recep KULABER: Lider ve İlk Yardım
                              2-Süleyman KESKİN: Teknik ve Lojistik
                              3-Cemal BAŞ: Teknik ve Rota Sorumlusu
                              4-Erdal ÖZBEK: Genel Koordinasyon-Planlama, İletişim ve Raporlama
   
   KAÇKAR KAVRUN ZİRVE 3932 m
 

 Kaçkar Dağları Türkiye'nin kuzeyinde, Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan, bir dağ sırası. Doğusundaki birçok zirvesi 3500 m üzerindeyken, batı kesimi 2000 m yüksekliğe kadar ulaşır. En yüksek noktası olan Kaçkar Kavrun Dağı 3932 m yüksekliktedir. 1994 yılında milli park ilan edilmiştir. Milli parkın büyük bir bölümü Rize ili Çamlıhemşin ilçesi sınırları içinde, küçük bir bölümü de Artvin ili Yusufeli ilçesi sınırları içinde kalmaktadır.(vikipedi)

Kaçkar 360⁰Trans ve Güneyden Zirve
Erdal’ın iki yıldır heyecanla ve ısrarla gündeme getirdiği, Kaçkar Trans faaliyet kararını TDF ileri kar buz eğitimdeyken aldık. “Tamam, Yapalım şu faaliyeti” dedik.

05 Ağustos 2018                                                                                                                                  

Saat 08.00
Akşamdan hazırladığım sırt çantamı almak için ofisime gidiyorum. Saat 09 da sefaköy den kalkan servis aracına binip, esenler otogarına oradan da 11,00 kalkacak araç ile Rize merkeze hareket ediyorum, ekip ile Rize merkezde buluşacağız.
        1.Gün :06 Ağustos 2018 pazartesi
Saat 06,30
Planladığımdan erken geliyorum, Rize otogarına. Çantam ile hızlı bir şekilde yürüyerek, Liman lokantasına varıyorum, Kahvaltımı bu mekânda yapacağım. İlk Ankara’dan Erdal geliyor, arkasından Rize de yaşayan Cemal ve Süleyman ile buluşuyoruz, ekip hazır. Sohbet edip hasret gideriyoruz, sonra hızlı bir şekilde ortak alışverişimizi yapıp,Saat 10,00 da Süleyman’ın aracı ile Kavrun yaylasına hareket ediyoruz.


Saat 12,00
Yukarı kavrun yaylasındayız, tekrar burada olmak güzel bir duygu ve buradaysak şahin pansiyonda Firdevs ablanın mıhlamasını ve sütlacını yemeden olmaz. Teknik toplantımızı da burada yapıp son hazırlıklarımızı tamamlıyoruz. İletişim için bizdeki telsizlerden birini yalçına bırakıyoruz.



Saat 14,00
Dört kişilik ekibimizle faaliyetimize başlıyoruz, her şey yolunda giderse beşinci gün şahin pansiyonun doğu yönünden buraya ulaşacağız. İlk hedefimiz 1.kamp atacağımız yer derebaşı. Kamp çantalarımızı sırtlayarak kavrun yaylasından hareket ediyoruz.



Yaylanın güney yönüne doğru patikadan yürüyerek yükseliyoruz. Yer yer patika dere kenarından gidiyor, yürürken derenin sesi müzik gibi. Geriye baktığımızda uzaklardaki yayla artık gözükmüyor, sis kar örtüsü gibi evlerin üstünü kaplıyor. Fakat sis bununla yetinmeyip bizi önüne katmış, yukarıya doğru adeta sel gibi akmaya devam ediyor.



Saat 18,00
Kamp atacağımız noktaya nihayet varıyoruz. Son sırtı kamp çantası ile tırmanmak bizleri biraz yordu, üstelik Rize’nin yağmuru bizi ıslatarak karşılaması da yorgunluğumuzun artmasına neden oldu. Gölün kenarında konforlu çadır kurma alanı bulmak için vakit kaybedince yemek yapmak için karanlığa kalıyoruz. Yemek yedikten sonra ben çaya kalmayıp erkenden çadırımda yatıyorum. Fakat gece Cemal ve Erdal’ın muhabbetinden uyanıyorum. Gölün doğu kısmında, zirve eteğinde kafa lambalı bir gurubu geçit yaparken gördükleri için bu grup kim muhabbeti bir zaman sonra hollywood filim senaryolarına konu olacak noktaya geliyor. Bu arada günler sonra karşılaşacağımız, Bulgar dağcı gurubu olduğunu öğreneceğiz. Yeri gelmişken kavrun yaylasındaki şahin pansiyonun sahibi Yalçın konusu geçen rotadan da kaçkar kavrun zirvesinin güneyine geçileceği ile ilgili bilgilerini bizimle paylaşmıştı.             
        2.Gün: 07 Ağustos 2018 salı
Sabah Derebaşında çadırlarımızdan çıkınca akşamki sisin ve çisenin dağıldığını görüyoruz, içimize yaşam sevinci doluyor. Güneşli bir günün bizi karşılaması paha biçilemez.



Saat 09,00
Keyifle kahvaltımızı yapıp kampımızı toplayıp derebaşı sırta hareket ediyoruz.                                                                      
Saat 11,37
Kavrun vadi manzarası eşliğinde eğimi yüksek patika yoldan yükselip sırta varıyoruz. Müthiş manzarayı kelimelere dökmem benim için çok zor. Uzunca bu sırt da mola verip her iki vadinin tadını çıkartıyoruz. Bir daha aynı faaliyeti yaparsak birinci kampın bu sırta olması gerektiğini konusunda hem fikir oluyoruz. Yalnız burada su yok diyor Erdal, kamp atarsak ben size su taşırım diyor cemal gülüşüyoruz, ekibin morali iyi. Sessiz duran Süleyman birbirinden güzel eski hikâyelerini tek tek anlatmaya başlıyor. Gülüşüyoruz.



 Saat 10,20
Manzaranın tadını çıkarttıktan sonra yürüyüşümüze devam ediyoruz, hedef kavron geçidi. Bu parkurda rota sırttan gidildiğinden eğim yok dolayısı ile yürüyüş kolay ve zevkli geçecek izlenimini veriyor. 



Patikanın bazı kısımları taşlar düzeltilerek döşenmiş insanların eli değdiği çok açık. Cemal bu yolların çok eski ticaret yolları olduğunu söylüyor. Nihayet su kaynağına geliyoruz, burada biraz nefeslenmek için mola veriyoruz.



Saat 13,45
Etabın son kısmı sırta çıkış, eğimi dik olduğundan Z çizerek çıkıyoruz artık başka bir vadideyiz. Yorulduk, dinlendikten sonra kısa bir aşağıya eğimli arazide yürüyoruz.



Nihayet Daha sonraki sohbetlerimize de konu olan zor bir vadinin yamacına geliyoruz. Vadinin karşı yamacı çok dik ve uzun gözüküyor, kendi aramızda rotayı değiştirip önce aşağıya inip yamacı baypas mı etsek diye müzakere yapıyoruz, rotanın uzayacağı fikri daha baskın çıkınca vadinin tabanına doğru inişimiz başlıyor.
Saat 17,07
Kamp yükü ile gerçekten çok çok zorlandığımız birinci sırtı çıkıyoruz. Cemal bu etapta kilo ve kondisyon eksikliğinden biraz zorlanıyor. Erdal da bu durumdan dolayı yokuşun ismi artık Cemo yokuşu diye yeni bir isim öneriyor. Gülüşüyoruz, grup motivasyonu yüksek tutmak için. Buna ne kadar ihtiyacımız olduğunu rotanın ilerleyen kısımlarında daha iyi anlayacağız. J
Saat 19,10
Ardından aynı zorlukta ikinci vadi etabını inip ikinci sırtı da geçiyoruz.
Saat 19,44
Yağmur ile beraber atsız göldeyiz. 



Planımıza göre B.Deniz gölünde kamp atacaktık, fakat gerek yorgunluktan gerekse de şiddetli yağmurdan dolayı devam etmemiz çok zor. Kampı bu küçük göl kenarına atıyoruz. Hızlı bir şekilde yemeğimizi yapıp, yiyoruz ve sabahki zirve için çantamızı hazırlayıp erkenden uyuyoruz. Saat 20,30
         3.Gün : 08 Ağustos 2018 çarşamba                
Saat 07,15
Kahvaltıdan sonra kampımızı atsız gölde bırakarak zirveye yürüyüşümüz başlıyor.20 DK sonra B.Denizgölü sırtındayız. Karadeniz de gördüğüm en güzel göl ve dağ manzarası. Harika, iyi ki gelmişiz. Bu noktada kısa mola verip manzaranın keyfine çıkartalım diyoruz.



Fakat göl tabanından bulunduğumuz noktaya sis hücum edince, acele ediyoruz.
Saat 09,25
Yamaçtan aşağıya inerek göl tabanına varıyoruz, yukarıdan gördüğümüz iki çadırın artık olmadığını görüyoruz. Erdal söyleniyor ‘burada kamp atacaktık.’ Vakit kaybetmeden Cemal in rehberliğinde yükselmemize devam ediyoruz, Bir ara kısa bir yanlış sapma yaşasak da saat 09,25 de ilk sırt a varıyoruz. Fakat burada altmış yaşlarında dağ faaliyeti için uygun olmayan kıyafetleri ile biri karşılıyor. Dilber düzünde kamp attığından ve ticari dağ çıkışı yapan bir grubun peşine takılarak bu noktaya geldiğini söylüyor, fakat rehber gelemeyeceği konusunda uyarınca bekleme kararı aldığından söz ediyor. Davranışı, konuşması ve kıyafetlerinden tırmanışa çok uygun olmadığına karar verip geri dönmesini tasfiye edip rotamıza devam ediyoruz.



B.Deniz gölden sonraki ikinci sırttan aşağıya inerken çok uzaklardaki karşı yamaçta kar kulvarında yükselen, bir gurup dağcıyı görüyoruz. Ticari zirve grubu olduğunu düşünerek Erdal’ın itirazına rağmen ayak izlerini takip etmeye başlıyoruz. Sırta varınca buzuldan iple Mezovit’e inme hazırlıkları yapan bu gurubun bizim tahmin ettiğimiz grubun olmadığını, Ukraynalı bir dağcı grubu olduğunu anlıyoruz.



Hızlı bir şekilde çapraz aşağıya inerek tekrardan rota babalarını buluyoruz, Oh doğru rotadayız. Fakat bu hata bize yaklaşık bir saat zaman kaybettiriyor. Grup olarak kendi aramızda gülüşerek bu kulvara da Ukrayna yokuşu takma isim takıyoruz.



Rotada yükselirken, uzaklarda alakasız bir noktada kayalar ile cebelleşen, geri dönmesini tasfiye ettiğimiz kişiyi görüyoruz. Burada bırakamayacağımızı karar verip sesleniyoruz, yanımıza ulaştığında bizimle gelmesini grubumuzdan ayrılmamasını tembih ediyoruz.
Zirveye yaklaştığımızda hava bozmaya başlamıştı, bu noktada zirveden geri dönen ticari gurupla karşılaşıyoruz daha sonra tanıştığımız rehber Murat zirvede elektriklenme olduğundan dikkatli olmamızı ve zirvede çok kalmamamız ile ilgili tasfiyelerde bulunuyor.
Saat 12,58
Hızlı bir şekilde patlayacak bir hava gölgesinde zirveye varıyoruz. Her şeye rağmen burada olmak harika bir duygu, fakat zamanımız yok, çok hızlı bir şekilde fotoğraf çekimini yapıp, aşağıya inişe geçiyoruz. 


recep kulaber

İnişte kasklarımıza vuran dolunun sesi çok farklı bir duygu yaşamamıza neden oluyor.Dolu ve sonrası kara dönüşen yağış Karşı dağların yüzeylerini beyaza boyuyor.
Saat 17,21
Dolu ve sepken eşliğinde yorgun ve çok ıslak bir şekilde Atsız göldeki kampımıza varıyoruz. Yemek yapacak takat yok aperatif bir şeyler yiyip hızlı cana tulumlarımıza giriyoruz. (Ben ve Erdal soğan kaşar hazır ne bulduysak yedik,ama Cemal ve Süleyman yorgunluktan öylece yatmıştı.:) )
recep kulaber



        4.Gün : 09 Ağustos 2018   perşembe      
Saat 06,00
Sabaha kadar yağan yağmur nihayet duruyor, hızlı bir şekilde kampımızı topluyoruz, kahvaltıda ton balıklı makarna var. 



Saat 08,45
B.Deniz gölüne hareket ediyoruz. 



Göl ile dilberdüzü arasında faaliyetimizin en keyifle yürüyüşünü yapıyoruz. Yürüyüş esnasında bol cana doğaseverlerle karşılaşıp selamlaşıyoruz. İnsanları görmek harika.


Saat 11,22
Dilberdüzü ana Kamp alanına varıyoruz. Dağın yamacındaki yemyeşil çimenli düz alanda kurulmuş onlarca çadır. Burası harika bir kamp alanı.Burda olduğumuzdan mutluyuz.



 Arkadaşım Ayhan in burada görevli olduğunu bildiğimden arayıp buluyoruz. İkram ettiği çorbanın tadı hala damağımda ayrıca içtiğim bira hayatım boyunca içtiğim en lezzetli ve keyifli bira idi.



Saat 13,00
İstemeyerek de olsa programımız gereği bu güzel kamptan güzel duygularla ayrılıyoruz, hedefimiz olgunlar yaylası. Genişçe patikadan aşağıya doğru yürüyoruz. Dünya küçük yolda İstanbul dan Memet hoca ve grubu ile karşılaşıyoruz, selamlaşıyoruz, dağlarda tanıdıklarla karşılaşmak harika bir duygu.



Saat 14,44
Hastaf Yaylasındayız su ihtiyacımızı karşılayıp bu sessiz yaylada mola veriyoruz. Yaylanın müdavimlerinden bir yaylacı ile tanışıyoruz, bölgeyi konuşuyoruz.
Saat 16,10
Olgunlar yaylasındayız.



iki derenin birleştiği yerde ahşaptan yapılmış yaylanın tek mekânına gidiyoruz, işletmeci aile ile tanışıp mıhlama siparişi verip yanında hasretle çayımızı yudumluyoruz. Tekrardan masa ve sandalyede oturmanın ne kadar keyifli olduğunu hatırlıyoruz. Hava kararmadan bize önerilen kamp alanına kampımızı atıp hazırlıklarımızı tamamlayıp uyuyoruz.



       5.Gün: 10.08.2018 Cuma
Saat 07,00
Sabah kalkıp kahvaltımızı yapıyoruz arkasından kampı topluyoruz, çadırların altından öbekleşen böcekler dikkat çekiciydi. Dere kenarındaki işletmeye iniyoruz, yeni bir grup gelmiş, mekân cıvıl cıvıl, gurubun içerisindeki rehber kadını hatırlıyorum, Geyikbayırı anda karşılaştığım tırmanışçı bu arkadaş selamlaşıyoruz. Yaylada zaman geçirip, tanımaya çalışıp evleri ve sokaklarını fotoğraflıyoruz.

Saat 09,48
Olgunlardan Yukarı Kavrona yürüyüşe başlıyoruz dere kenarında bulunan genişçe patikadan yükseliyoruz. Karadeniz dağlarını diğer dağlardan ayıran en dikkat çekici özellik yağmur okadar yağıyorki bölgede her yerden dere akıyor.


 Saat 11,16 da  Dobe Yaylası geliyoruz yayla çok sessiz sadece  iki yayla evinden duman tütüyor.



Saat 12,33
Yayladan çıkıp Dobe Düzüne gelmeden sağda Naletleme yamacında bir gurup dağcı gurubu görünüyor. Birazdan yanımızda oluyorlar. Bunlar bizim zirve tırmanışı yaptığımız gün büyük buzuldan mezovite inen Ukraynalı grup. Sarılıp sohbet ediyoruz, bir birimize başarı dileyip ayrılıyoruz.



Saat 02,30
Naletleme geçidine yükselirken, molada Bulgar dağcı gurubu ile rastlaşıp, selamlaşıyoruz Erdal sohbete giriyor, “derebaşı kamp esnasında gece zirvede kafa lambalarını gördüğümüz gurup bunlarmış” diyor, “ayrıca sisten manzara göremediklerinden moralleri bozulmuş” diye bize çeviriyor. Vedalaşırken trans yaptığımızı öğrendiklerinde acıyarak bize bakmaları enteresandı. Artık rotamız daha eğimli Naletleme geçidine kadar yükseliyoruz, ardından Çarşak ve kayalık coğrafya bize eşlik etmeye başlıyor.



Rotanın eğimi ve yağmur bizi yoruyor, yemek molasını geçitten hemen sonra deva sal kaya blokları arasında verip nefesleniyoruz. Tam bu noktada sisler içinden başka bir dağcı gurubu çıka geliyor. Kaçkarların tekrar popüler olması bizi sevindiriyor. Tanışıyoruz, yemeğe davet ediyoruz, Çekyalı olduklarını öğreniyoruz, gurubun liderinin Türkçe bildiğini öğrenince sevinip sohbeti koyulaştırıyoruz, Fince de bildiğini Erdal öğrenince coşup, Fince sohbet başlatıyor, biz mi seyrediyoruz.
Dağcı gurupla vedalaştıktan sonra faaliyetin en can sıkıcı yürüyüşünü yapmaya başlıyoruz çisi soğuk ve görüşümüzü tamamen kapatan sis.
Saat 16,50
Önce aşağıya iniş başlıyor, uzun ve yorucu bir yürüyüşten sonra göller tabanına iniyoruz, sisten dolayı gölleri görememek bizleri üzüyor. Ardından dik bir tırmanış ve göller çeşmeye varıyoruz. Biraz nefeslendikten sonra dere sesini takip edip dereden karşıya geçiyoruz. kavrun sırta varıyoruz, yorgunluğu derinden hissediyoruz, fakat yürü yürü bitmiyor.
Saat 18,52
Nihayet uzaktan yayla evleri gözüküyor, şahin pansiyonun güney batısından başladığımız faaliyete beş gün sonra Kaçkar zirveyi 360 derece dolaşıp doğu yönünden varıyoruz, Başarmanın gururu bizleri çok çok mutlu ediyor.

Bu faaliyet de Beş gün zaman geçirdik, her şeyimizi paylaştık. İyi bir ekip olduk, inanıyorum ki bu beraberlik birbirimizi kardeş yaptı. İyi ki bu faaliyeti yaptık İyi ki varsınız kardeşlerim, dostlarım. Sonsuz teşekkürler.
Recep KULABER

KAÇKAR(KAVRUN) KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN KIŞ ZİRVE FAALİYETİ



KAÇKAR (KAVRUN) 3932 m KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN KIŞ ZİRVE FAALİYETİ

Faaliyet Tarihi: 06-10 Mart 2020                                                                                    
Rota
: K.buzul
Kamp Yeri: Yukarı kavrun yaylası (1 gece) Mezovit (2 gece)
Zirve Tırmanış Süresi: 9 saat 5 dakika.
Teknik Malzemeler: kask, kazma, krampon, emniyet kemeri (kullanıldı), karabina (kullanıldı), takoz, friend (kullanılmadı), ip, yardımcı ip, perlon (kullanıldı), çığ sondası (kullanılmadı), çığ kaytanı, biepsi (kullanıldı) kürek (kullanıldı), Hedik (kullanıldı), ilk yardım çantası (kullanılmadı), Bivak (kullanılmadı), Telsiz (kullanıldı), GPS (kullanıldı).                                      
                                   Hava Durumu:Çoğunlukla güneşliydi. Rüzgâr zirve günü orta şiddetteydi. Diğer günler hafif sıcaklık vardı. 
Sıcaklık zirve günü ve gecesi düşüktü. Diğer günler güneşle birlikte mevsim normallerindeydi.                                                                                         
Faaliyeti Düzenleyen: Yılmaz SEFEROĞLU (Lider)                                                                                                                                              Faaliyet hikâyesi yazarı: Recep KULABER                                                          
Sporcular: Batuhan TÜFENK (Ordu Dağcılık İhtisas kulübü), Ercan KESTİ (Çamlıhemşin Doğa Sporları ihtisas kulübü), Mahmut YANIK (Kaçkar Dağcılık Rafting Kayak Spor İhtisas Kulübü), Osman ASLAN (Rize Çayeli Doğa Sporları Kulübü), Recep KULABER (Kulvar Lokal Santral Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulübü), Yılmaz SEFEROĞLU (Ordu Dağcılık İhtisas kulübü)

KAÇKAR KAVRUN ZİRVE 3932 m 

                                                                                                            
Kaçkar Dağları Türkiye'nin kuzeyinde, Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan, bir dağ sırası. Doğusundaki birçok zirvesi 3500 m üzerindeyken, batı kesimi 2000 m yüksekliğe kadar ulaşır. En yüksek noktası olan Kaçkar Kavrun Dağı 3932 m yüksekliktedir. 1994 yılında milli park ilan edilmiştir. Milli parkın büyük bir bölümü Rize ili Çamlıhemşin ilçesi sınırları içinde, küçük bir bölümü de Artvin ili Yusufeli ilçesi sınırları içinde kalmaktadır. (Vikipedi)

KAÇKAR KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN GEÇMİŞ KIŞ ZİRVE TIRMANIŞLARI


Küçük buzul rotasından bilinen ilk kış zirve tırmanışı Aydın AKSAKAL ve Haydar CELAYİR 25 Şubat 1994 tarihinde gerçekleştirmişlerdir. İnişi ise Büyük buzul rotasından karar vermişler fakat buzula kestirmeden iple inmeye çalışırken üzücü kaza meydana gelmiş ve Aydın AKSAKAL beklenmedik bir şekilde düşüp ölmüştür.
Bu rotada bilinen ikinci kış tırmanışı ise 2005 Mart’ında Fatih TOSUN, Yıldırım SEÇMEN ve Zafer DEDEOĞLU’ndan oluşan ekip tarafından yapılmıştır.

KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN KAÇKAR (KAVRUN) KIŞ ZİRVE FAALİYETİ
Tırmandığımız dağlar yalnızca kaya ve buzdan değil, aynı zamanda hayal ve arzulardan oluşur (Mountain Filminden)

Yılmazın çabası ve havanın elvermesi ile nihayet faaliyet artık başlayacaktı. Son hazırlık ve eksiklerimi süratle tamamladım. Uzun yıllardır bu rotadan kış faaliyeti yapılamaması beni ayrıca heyecanlandırmıştı. Rota hedefini Yılmaz koyup bu konuda ciddi bir hazırlık yapmıştı. Türkiye’nin 4. Yüksek zirvesi olan 3937 metre yüksekliği ile Kaçkar kavrun dağının en teknik rotası olan Küçük Buzul Rotasından kışın tırmanacaktık. Bu rota gerek eğimi gerekse de bir kısmının mix (kar-buz-kaya) tırmanış parkurları içermesi tırmanış esnasında sırt çantamızın daha ağır olmasına neden olacak ve ekstra dikkat gerektirecekti. Ayrıca Mezovit’e iki günde ulaşmak enerjimizin büyük bir kısmını harcayacaktı. Faaliyet ekibinin ülkenin farklı şehirlerinde yaşayan altı Rizeli hemşeriden oluşması da güzel bir tesadüf olmuştu. Rize’de yaşayan Mahmut ve Osman ile süphan dağı tırmanışında tanışmıştık. Ordu’da yaşayan Yılmaz ve Batuhan’ı beraber yaptığımız faaliyetlerden zaten yakinen tanıyordum. Sadece Erzurum’da okuyan Ercan ile tanışmamıştık onunla da tanıştığımızda ortak pek çok noktamız olduğu ortaya çıktı.
06.03.2020                                                                                                                         
Saat 17.45
İstanbul Havalimanı’ndan 1 sa 30 dk sonra Ordu Giresun havalimanı’na ulaştım. Yılmaz havalimanından beni aracı ile aldı. Hızlı şekilde markete gittik ve üç kişilik faaliyet alışverişimizi buradan yaptık. Daha sonra yılmazın evine geçtik.Teknik malzemelerin büyük kısmını yılmaz tedarik ettiği için herhangi bir malzeme unutmamak için titiz bir şekilde tekrardan gözden geçirdik.    
Saat 23.45                                                                                                       
Yılmaz’ın aracı ile ordudan hareket ettik.Saat 03.00’da Rize merkeze ulaşarak, Batuhan’ı aldık ve birinci grup olarak Ayder’e hareket ettik. Diğer grup arkadaşlarımız Osman, Mahmut ve Ercan arkamızdan daha sonra gelip Yukarı Kavrun’da buluşacağız                                                                              
07.03.2020                                                                                                                                                                                                             saat 05.00                                                                                                                      
Hava aydınlanmadan Ayder’e (1300 m) ulaşıp aracımızı burada park ediyoruz yol karla kapalı olduğundan kamp yükümüzle yukarı kavruna buradan yürümeye başladık. 20 dakikada fazlalık eşyalarımızı araca bırakıp son hazırlıkları yaptık. Karanlık ve soğuk bir havada üç kişi ile faaliyete başladık.                                                                           
Saat 06.30
Tahmini -3 derecede rüzgarsız ve yıldızlı bir havada yürüyorduk, Aslında kar buraya kadar sert gibi gözüküyordu Âmâ hayallerimiz kısa bir süre sonra suya düştü. Daha 50 metre yürümeden kar batmaya başladı, mecburen hediklerimizi taktık. Ayder’den beri peşimize takılan çok sevimli Çoban köpeğini de uzun çabalardan sonra nihayet geri döndürdük.                                                                                           
Saat 07.30
Günün aydınlanması ile beraber Gallerdüzü (1750m)’ne ulaştık. Burada fırtınadan açılmış bir yayla barakasına sığınıp, beslenip sıvı alıp nefeslendik. Artık keyifler yerine geldiğine göre, yürümeğe devam edebilirdik.
 Saat 11.00
Yürüyüşe başlayalı 6 saat olmuştu, fakat sırt çantamdaki 28 kg yükle o kadar uzun süre gel diki bana. Neyse ki Aşağı Kavron yaylası görüş alanımızı girmişti. Bu da bize moral oldu yolumuzun azaldığını biliyorduk artık orman içine girdikçe, karda hedikle bile batıyorduk, bizden önce buradan geçmiş kişilerin ayak izlerini takip etmemiz bile bize bir avantaj sağlamamıştı. Aşağı kavron yaylasını geçer geçmez ayak izlerinin sahipleri ile geri dönerlerken karşılaştık. Yalçın ve bir grup genç çığ düşen yayla evlerine bakmaya çıkmışlardı. Sohbet ederken nefeslendik. Aslında Yukarı Kavron’a gelmiş olmamız gerekirdi sonuçta 12 km yürümüştük ama o hala çok uzaklardaydı. Yorgunluk iyice kendini hissettirmeye başladı. Önümüzde son yarım saatlik bir yol kalmıştı ama bu yol bana hiç bitmeyecek gibi görünüyordu.  
                
Saat 14.00                                                                                                                                     
Sevinçliyim, nihayet Yukarı Kavrun yaylasına ulaştık. Ayrıca gece yayla evinde konaklayacak olmamız mutluluğumu artırıyordu, bizim için büyük bir konfordu. Yayla girişindeki evlerin çığdan dolayı hasar gördüğünü gördük, defalarca geldiğim yayla evleri kar altında, ŞAHİN Pansiyon da tamamen karlar altında kalmıştı tanıyamamıştım.

Yılmaz’ın Ordu’dan konuşup kalmak için izin aldığı yayla ev de kar altında. Temizleyip içeri girmemiz çok çok zordu. B planını Yalçın Şahin’in atalarından kalan eski evinde kalmaya karar verdik. Evin kapısını açar açmaz kuzine sobasını yaktık, yeterli sıvı alamamıştık ve bu yüzden vücutlarımız dehidre olmaya başlamıştı. Derenin hala akması işimizi kolaylaştırdı.İçebildiğimiz kadar su içtik. Arkasından Yılmaz’ın evde hazırlattığı pişmiş kıyma ile harika bir kıymalı makarna yaptım, keyfimiz yerine geldi.

Saat 17.00                                                                                                                      
Sıcacık odada şekerleme yaparken Osman, Mahmut ve Ercan geldi. Ekip tamamlandı. Akşam güzel bir sohbetle moralleri yükseltip, günü noktalayıp uyuduk.
08.03.2020                                                                                                                           
Saat 08.00                           
 Yukarı Kavrun yaylasından Mezovit’e (Öküz Çayırı) hareket etmeden son hazırlıklarımızı yapıp, yola çıktık. Yürüyüş için mevsime göre hava gayet güzeldi. Memnun olmadığımız sırtımızdaki yüktü. Fakat böyle bir faaliyet yapıyorsanız taşıyacağınız malzemede fazla olacaktır. Buna göre Kendi aramızda malzeme taşıma paylaşımı yapmıştık, bizim ekibin tüm yiyeceği bendeydi. Yılmaz ve Batuhan teknik malzeme ve çadırı taşıyorlardı. Yılmaz her zamanki gibi önden kopup gitmişti bile üstelik ayağında bir sakatlık olmasına rağmen. Osman ise sürekli konuşuyor ekibi eğlendirip, moral veriyordu. Ercan ise tur kayağı ile artistlik hareketleri ve arada düşmesi, ekibe yeni bir hava getirmiş, enerjimiz yükselmişti. Kaçkarlarda yağmur gibi kar da çok yağardı.Durduktan sonraki günlerde güneş açınca, vadi yamaçları ve bu vadilere akan dere yatakların eğimleri yağan karın ağırlığına dayanamaz ve büyük bir gürültüyle koparak aşağılara doğru kayar. O an orada olmak kesinlikle istemezsiniz. Kaçkar kışı faaliyetinde en büyük risk çığ altında kalmaktır.Bende çığdan deli gibi korktuğumdan çığ parkurlarından geçerken çanta perlonum açık, gözüm hep yukarıda, kalbim ise daha da hızlı atıyordu. 
                                             
                                 
Saat 09.50                                                                                                                                 
Ayağımızda hedik olmasına rağmen bazen dizimize kadar kara batıyorduk ve ben faaliyetin ilk gününden beri hediğimle problem yaşıyordum. Sık, sık perlonu gevşeyip ayağımdan çıkıyor ve yeniden takmak süre aldığından sürekli geride kalıyordum, hatta hediksin bile gitmeyi göze aldım fakat kısa süre sonra belime kadar batınca, bu faaliyeti hediksin yapılması çok zor olduğuna karar verip tekrar hediklerimi takmak zorunda kaldım.
Buna rağmen Kapıya varıp burada mola verdik. Boğaların vadiden çıkmaması için yapılmış taş sur tamamen karların altında kalması ilgimizi çekti. Bu anı fotoğraf karesi ile ölümsüzleştirdik.


 Saat 12.00                                                                                                                                     
Güzel havada ve Kaçkarların muhteşem manzarası eşliğinde yürüyüşümüzün ikinci hedefi Mezovit’e(2900m) yaklaşık 4 saatlik yürüyüşün ardından ulaştık. 6 KM lig yürüyüşümüz bizi yormuştu. Mezovit’e Kaçkar Dağın eteğine ulaşmak,  Koca kayalar kar altında kaybolmuş, karlar altında bu mevsimde coğrafyayı tekrar görmek, zirveye çıkmak kadar mutluluk verici. Hemen karı düzleştirip hızlıca iki çadır kurduk, ertesi gün gerçekleştireceğimiz tırmanışın son hazırlıklarını yapıp, buranın tadını çıkartıp, dinlenecektik. Ayrıca dereninde küçük bir kısmı açık olması hazırlıklarımızı kolaylaştıracağı için bizim için güzel haberdi.

  09.03.2020                                                                                                                                                                                                        Saat 02.00
Zirveye çıkmak sadece inanmak ya da çok istemekle olmuyor. Fiziksel durumunuz, aklimatize olmanız, uykunuz, yiyip içtikleriniz, hatta karakteriniz ve inatçılığınız bile tırmanış için çok önemli ve ben bunun farkında olmama rağmen gece telefon alarmı ile uyandığımda kendimi çok yorgun hissediyorum. Uyku tulumundan çıkmam zor oldu, âmâ bugün faaliyetin en özel günü idi. Kalktık hemen sıcak bir çay içip, atıştırdık, donmuş botlarımızı üstüne hediklerimizi giydik ve saat 03.00 da gecenin karanlığında yola çıktık. Önden ben gidiyordum Umduğumuz gibi kar sertti ve dağ kayağı izleri vardı. Her zaman olduğu gibi yürümeye başlayınca üstümdeki heyecan da geçmişti.      
                                                                                                                        
Saat 04.20
İyi bir tempo tutturarak yükseldik, hava yaklaşık -8 derece rüzgâr ise yükseldikçe sertleşiyordu, buna rağmen her şey iyi gidiyordu. Su içmek için durup sırt çantamdaki suyumu çıkartım bunun için dış katman eldiveni çıkartıp bileğime asmıştım. Suyu içip tekrar çantamı sırtıma aldığımda, sağ dış katman eldivenim yoktu. Bileğimden ipi çıkmış, Rüzgârdan uçmuştu. Şok oldum, Kendime çok kızdım bu hatayı nasıl yaptım diye zirveyi tehlikeye sokmuştum. Sakinleşip düşündüm arkadaşlarıma söyleyip geri mi dönsem diye. En azından küçük buzulun dibine kadar gidip orda durumumu tekrar gözden geçirmeye karar verdim. Elimdeki batonumun birini toplayıp tek batonla devam etmeyi, buzulun dibine kadar elimi sürekli hareket ettirerek ve tek eldiveni değiştirerek devam edecektim. Buzula geldiğimizde ise gün doğumu ile havanın ısınacağını düşünerek devam etmeye karar verdim. Bu fırsatı kaçıramazdım.                                                                                                                       
Saat 06,00
Üç saatlik yürüyüşün ardından Küçük buzulun sol altına varmıştık ve artık bundan sonraki maceramız yer yer 60-70 dereceyi bulacak kar, buz ve kayadan oluşan teknik tırmanış rotasından devam edecekti. Hediklerimizi ve Ercan’ın tur kayağını buzula bırakarak tırmanmaya başladık. Yaklaşık 250 metrelik etabı iz açarak krampon ve kazma ile rahat ve hızlı bir şekilde yükseldik. Fakat kaya ve kar setlerinden oluşan tırmanış parkuruna girdiğimizde, uzaktan can simidi gibi gördüğüm kayaların hiç de öyle olmadığını sığınacak liman yerine setler, dik balkonların oluştuğu için en ufak dikkatsizlikte ölümcül tuzaklar olduğunu gördüm. Bu tırmanışın hiç kolay olmayacağını anlamıştım. Elimizde kazmamız ayağımızda kramponlarımız ile kayaların arasında dik eğimde tırmanışımız zor ve zaman alıyordu. Ercan ve arkasından Batuhan burada inisiyatifi alarak önden ipi yukarıya taşıyıp, yaklaşık iki ip boyu bizim emniyetli çıkmamızı sağladılar.     
                                                                                                       
Saat 09.00
Artık gün doğmuştu ve elim üşümüyordu. Tekrar kayaların arasındaki kar kulvarlarına girmiştik. Yer yer kayaların üstündeki ince kar tabakası kramponların oturmadığından kayganlaşmasına neden oluyordu. Dikkatimizin hiç kaybolmaması gerekti. İrtifa aldıkça arkama baktığımda, boşluk hissi iyice kendini göstermişti. 
Saat 11.00
Bitmez tükenmez tırmanışımız devam ediyordu ve sırta yaklaşırken sanki eğim daha çok artıyordu. Ekibin en arkasında derinleşmiş izlere basmak güven veriyordu, âmâ benimde bu takımda bir şeyler yapmam gerekiyordu. Öne geçip bir süre iz açtım yükseldik. Artık kuzey klasik sırt rotası görünüyordu. Rotaya bağlanabilmek için yan geçmemiz gerekiyordu. Bunu planlarken Mahmut öne gelip iz açarak bizi saat 11’de sırta bağladı.

                                                                                                                           
Saat 11.30
Artık kuzey klasik sırt rotasındaydık zor bölümünü geride bırakmıştık ve yaz tırmanışından dolayı bu sırtı tanıyordum. Bu bana güven vermişti. Fakat bu kılçık sırt yazın gördüğüm gibi değildi karın yığılmasından dolayı burada da boşluk hissi vardı. Buna rağmen daha güvenliydi. Müsait bir noktada mola verdik, küçük buzul rotasında eğimden dolayı su içmemiş yemek yememiştik. Artık moraller düzelmişti. Kaygılarımız arkada kalmış, zirveye yaklaşmıştık. Arkamızda bıraktığımız müthiş rotaya ve boşluğa bakıp, içimden umarım inişi buradan yapmayız dedim, sanki arkadaşlarım bunu duymuşlar gibi Yılmaz; dönüş rotamızı Büyük Buzuldan yapmaya ne dersiniz deyince oybirliği ile Büyük Buzuldan inmeye karar verdik.                                     
Saat 12.15
Zirveye giden son metreler kısmen yumuşak ve rahattı. 45 dakikalık tırmanışın ardından saat 12,15’da 3937 metrelik bulutların üstü Kaçkar Dağı’nın zirvesindeydik. Müthiş manzara eşliğinde, zorlu bir tırmanışı geride bırakmanın mutluluğu ile tüm ekip birbirimizi kutluyorduk. Daha önce Kaçkar (kavrun) zirvesini hem kuzeyden hem de güneyden iki kere tırmanmıştım. Fakat bu tırmanış farklıydı. Mezovit’den Kaçkar buzullarını seyrederken gözüm hep buraya kayar, hayali rota oluşturup gözümle tırmanırdım. Hayalim gerçekleşmişti. Küçük buzuldan çıkıp büyük buzuldan inmek hem de bu faaliyeti kışın yapmak benim için fantastikti.  
recep kulaber
Saat 13.15                                                                                                                                                      
Zirve defteri ıslanıp donduğundan isimlerimizi yazamamıştık. Fakat zirve rüzgârlı olsa bile geçirdiğimiz bir saatte güzelce dinlenip bir şeyler atıştırıp fotoğraflar çekildik.  
Yorgunluğumuzu atmış enerjimizi yükseltmiştik, artık Büyük Buzul rotasına doğru inişe geçebilirdik. Dağın güney yakası rüzgârsız ve sıcaktı, karla örtülü olmasına rağmen sanki buraya bahar gelmiş güneş içimizi ısıtmıştı. Dağın bu yakasının rotasını hepimiz biliyorduk, fakat Ercan bu rotada ticari rehberlik yaptığı için bizden tecrübeli idi öne geçti. Güney batı yönüne kılçıktan uzun bir süre ilerledik. 


Sırtın sonuna gelince eğimli karlı arazide aşağıya inmek bana kaldı. Güney yönünde dikkatle aşağıya inerek birinci balkonu arkamızda bıraktık, tekrar yönümüzü güney batıya çevirdik.    

                                     
                
                             
Saat 15.00                                   
Yaklaşık 60 metrelik iki yan geçişi olan çığ parkuru karşımızda idi ve güneş ışıkları tam parkurun üstünde çığ riskinin en yüksek olduğu zamandı. Burayı geçmek çok büyük bir riskti. Bu geçiş sırasında çığ düşmesi durumunda vadi eğimi ve uzunluğundan dolayı kurtulma şansımız çok azdı. Uzun süre bu noktada kalarak ne yapmamız gerektiğini konuştuk, alternatiflere baktık, o sırada ilk vadinin yavaş yavaş gölgeye dönmesini görünce riski göze alarak dikkatli bir biçimde geçmeye karar verdik. İyice gölge olunca, kırmızı kurdele kuyruklarımız ile ilk Batuhan sonra sırası ile hepimiz parkuru hızlı ve mesafeli geçerek derin bir nefes aldık.                                               
Saat 17.00
Nihayet Büyük Buzul ’un en üst noktası Kapı geçidine ulaştık.Küçük buzul’daki boşluk hissi beni olumsuz etkilediği için buranın eğimini merak ediyordum. Eğimin fazla olmadığını görünce şaşırdım, anlatılan ve okuduklarımdan buranın çok daha eğimli olduğu söylenmiş veya ben hayalimde böyle canlandırmıştım, beklentimin altında olması beni mutlu etti. Girişte bir ip boyu ipli inmeye karar verdik.hemen yakındaki büyük bir kaya babasından yardımcı iple emniyet alıp 60 metrelik iple ekip tek tek indi.
İpi toplamak da bana kaldı ve en son ben indim.Büyük buzulun eğimi beni mutlu etmiş rahatlamıştım ve nerdeyse koşarak aşağıya 30 dk. İnip arkadaşlarıma buzulun çıkışında yetiştim.                                
Saat 18.45
Yaklaşık 50 dakika süren buzul inişinin ardından karanlık çökmüş ve heybetli buzul kütlesini arkamızda bırakmıştık. Fakat bir problemimiz daha vardı. Çıkarken bıraktığımız hediklerimiz ve tur kayağı Küçük Buzul’da kalmıştı. Batuhan ve Ercan gidip almak için gönüllü olurlarken Mahmut, Osman ve Yılmaz onları bekleyeceklerdi, ben de sıcak bir şeyler hazırlamak için kampa gidiyordum.
Saat 19.30
Kampa vardığımda ortalık zifiri karanlıktı. Bir taraftan sıvı alıp arkadaşlarım için sıcak su ve bulgur pilavı hazırladım. Ekipte saat 21.10’da yorgun ve üşümüş bir şekilde kampa ulaştı. Bol sıvı alıp beslendik. Plana göre bu akşam Kavrun yaylasına inecektik, bu yorgunlukla inmemiz zor.Planı değiştirip sabah inmeye karar veriyoruz.Başarılı bir tırmanışı geride bırakmanın gururu ve yorgunluğu ile tulumlarımıza girdik. Yılmaz elinde dolu çay bardağı ile uyuya kalıyor,uyku tulumunda ıslaklığı sabah fark edince uyuya kalıp döktüğünü anlıyor.yorgunluğumuzun özetiydi.                                                                                 
10.03.2020                                                                                                                               
Saat 07.50
Sabah 7 gibi uyanıp kahvaltı yapmadan kampımızı topladık ve inişe geçtik. 1 Saat 30 dakika sonra yukarı Kavrun yayla evine ulaştık.

Yemek ve fazlalık eşyalarımız için kısa bir mola verdik. Ercan tur kayağı ile önden gidip sobayı yakması paha biçilemezdi ve 4 saat sonra da Ayder’e ulaştık. Çamlıhemşin’de yemek molasından sonra artık eve dönme zamanı gelmişti.

Kışın dağda olmak, zirveye çıkmak, zorlu bir uğraştır. Donanım, Bilgi, Tecrübe ister, kondisyon hatta kontrollü inatçılık ister. Ödülü ise sadece kayıtlara geçmek zirvede manzarayı seyretmek, Ego okşamak değildir. Aynı zamanda hayal ve arzulardan oluşan içinizdeki zirveye de tırmanırsınız. Kışın dağ zordur. Bu zor faaliyetin öğrettikleri de ilginç aynı zamanda korkutucuydu. Faaliyet boyunca gözlerim çığ riski nedeni ile sürekli parkurlardaydı. Yukarı Kavrun’daki çığın, elektrik direkleri ve yayla evlerini kâğıt gibi yırtıp sağa sola savurmasına tanık oldum. Ayder’in hemen iki kilometre üstünde yola düşen,içinde kaya ve ağaçların da olduğu çığ kütlesini gördüm. Ve Yakın zamanda düşen bu çığ kütlesinin üstünden geçtim. Üstelik çığ parkuru olarak görmediğim araziden kopmuş olması çığ konusunda beni biraz daha korkuttu.Fakat korku beni eğiterek kış faaliyetlerinde çok daha dikkat edilmesi konusunda tecrübe sahibi yaptı. 
Hayatımın en zor tırmanışlarından birini gerçekleştirmeme ve bu deneyimi beraber yaşadığım ekip arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler.
 Recep KULABER