14 Nisan 2020 Salı

KAÇKAR(KAVRUN) KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN KIŞ ZİRVE FAALİYETİ



KAÇKAR (KAVRUN) 3932 m KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN KIŞ ZİRVE FAALİYETİ

Faaliyet Tarihi: 06-10 Mart 2020                                                                                    
Rota
: K.buzul
Kamp Yeri: Yukarı kavrun yaylası (1 gece) Mezovit (2 gece)
Zirve Tırmanış Süresi: 9 saat 5 dakika.
Teknik Malzemeler: kask, kazma, krampon, emniyet kemeri (kullanıldı), karabina (kullanıldı), takoz, friend (kullanılmadı), ip, yardımcı ip, perlon (kullanıldı), çığ sondası (kullanılmadı), çığ kaytanı, biepsi (kullanıldı) kürek (kullanıldı), Hedik (kullanıldı), ilk yardım çantası (kullanılmadı), Bivak (kullanılmadı), Telsiz (kullanıldı), GPS (kullanıldı).                                      
                                   Hava Durumu:Çoğunlukla güneşliydi. Rüzgâr zirve günü orta şiddetteydi. Diğer günler hafif sıcaklık vardı. 
Sıcaklık zirve günü ve gecesi düşüktü. Diğer günler güneşle birlikte mevsim normallerindeydi.                                                                                         
Faaliyeti Düzenleyen: Yılmaz SEFEROĞLU (Lider)                                                                                                                                              Faaliyet hikâyesi yazarı: Recep KULABER                                                          
Sporcular: Batuhan TÜFENK (Ordu Dağcılık İhtisas kulübü), Ercan KESTİ (Çamlıhemşin Doğa Sporları ihtisas kulübü), Mahmut YANIK (Kaçkar Dağcılık Rafting Kayak Spor İhtisas Kulübü), Osman ASLAN (Rize Çayeli Doğa Sporları Kulübü), Recep KULABER (Kulvar Lokal Santral Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulübü), Yılmaz SEFEROĞLU (Ordu Dağcılık İhtisas kulübü)

KAÇKAR KAVRUN ZİRVE 3932 m 

                                                                                                            
Kaçkar Dağları Türkiye'nin kuzeyinde, Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan, bir dağ sırası. Doğusundaki birçok zirvesi 3500 m üzerindeyken, batı kesimi 2000 m yüksekliğe kadar ulaşır. En yüksek noktası olan Kaçkar Kavrun Dağı 3932 m yüksekliktedir. 1994 yılında milli park ilan edilmiştir. Milli parkın büyük bir bölümü Rize ili Çamlıhemşin ilçesi sınırları içinde, küçük bir bölümü de Artvin ili Yusufeli ilçesi sınırları içinde kalmaktadır. (Vikipedi)

KAÇKAR KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN GEÇMİŞ KIŞ ZİRVE TIRMANIŞLARI


Küçük buzul rotasından bilinen ilk kış zirve tırmanışı Aydın AKSAKAL ve Haydar CELAYİR 25 Şubat 1994 tarihinde gerçekleştirmişlerdir. İnişi ise Büyük buzul rotasından karar vermişler fakat buzula kestirmeden iple inmeye çalışırken üzücü kaza meydana gelmiş ve Aydın AKSAKAL beklenmedik bir şekilde düşüp ölmüştür.
Bu rotada bilinen ikinci kış tırmanışı ise 2005 Mart’ında Fatih TOSUN, Yıldırım SEÇMEN ve Zafer DEDEOĞLU’ndan oluşan ekip tarafından yapılmıştır.

KÜÇÜK BUZUL ROTASINDAN KAÇKAR (KAVRUN) KIŞ ZİRVE FAALİYETİ
Tırmandığımız dağlar yalnızca kaya ve buzdan değil, aynı zamanda hayal ve arzulardan oluşur (Mountain Filminden)

Yılmazın çabası ve havanın elvermesi ile nihayet faaliyet artık başlayacaktı. Son hazırlık ve eksiklerimi süratle tamamladım. Uzun yıllardır bu rotadan kış faaliyeti yapılamaması beni ayrıca heyecanlandırmıştı. Rota hedefini Yılmaz koyup bu konuda ciddi bir hazırlık yapmıştı. Türkiye’nin 4. Yüksek zirvesi olan 3937 metre yüksekliği ile Kaçkar kavrun dağının en teknik rotası olan Küçük Buzul Rotasından kışın tırmanacaktık. Bu rota gerek eğimi gerekse de bir kısmının mix (kar-buz-kaya) tırmanış parkurları içermesi tırmanış esnasında sırt çantamızın daha ağır olmasına neden olacak ve ekstra dikkat gerektirecekti. Ayrıca Mezovit’e iki günde ulaşmak enerjimizin büyük bir kısmını harcayacaktı. Faaliyet ekibinin ülkenin farklı şehirlerinde yaşayan altı Rizeli hemşeriden oluşması da güzel bir tesadüf olmuştu. Rize’de yaşayan Mahmut ve Osman ile süphan dağı tırmanışında tanışmıştık. Ordu’da yaşayan Yılmaz ve Batuhan’ı beraber yaptığımız faaliyetlerden zaten yakinen tanıyordum. Sadece Erzurum’da okuyan Ercan ile tanışmamıştık onunla da tanıştığımızda ortak pek çok noktamız olduğu ortaya çıktı.
06.03.2020                                                                                                                         
Saat 17.45
İstanbul Havalimanı’ndan 1 sa 30 dk sonra Ordu Giresun havalimanı’na ulaştım. Yılmaz havalimanından beni aracı ile aldı. Hızlı şekilde markete gittik ve üç kişilik faaliyet alışverişimizi buradan yaptık. Daha sonra yılmazın evine geçtik.Teknik malzemelerin büyük kısmını yılmaz tedarik ettiği için herhangi bir malzeme unutmamak için titiz bir şekilde tekrardan gözden geçirdik.    
Saat 23.45                                                                                                       
Yılmaz’ın aracı ile ordudan hareket ettik.Saat 03.00’da Rize merkeze ulaşarak, Batuhan’ı aldık ve birinci grup olarak Ayder’e hareket ettik. Diğer grup arkadaşlarımız Osman, Mahmut ve Ercan arkamızdan daha sonra gelip Yukarı Kavrun’da buluşacağız                                                                              
07.03.2020                                                                                                                                                                                                             saat 05.00                                                                                                                      
Hava aydınlanmadan Ayder’e (1300 m) ulaşıp aracımızı burada park ediyoruz yol karla kapalı olduğundan kamp yükümüzle yukarı kavruna buradan yürümeye başladık. 20 dakikada fazlalık eşyalarımızı araca bırakıp son hazırlıkları yaptık. Karanlık ve soğuk bir havada üç kişi ile faaliyete başladık.                                                                           
Saat 06.30
Tahmini -3 derecede rüzgarsız ve yıldızlı bir havada yürüyorduk, Aslında kar buraya kadar sert gibi gözüküyordu Âmâ hayallerimiz kısa bir süre sonra suya düştü. Daha 50 metre yürümeden kar batmaya başladı, mecburen hediklerimizi taktık. Ayder’den beri peşimize takılan çok sevimli Çoban köpeğini de uzun çabalardan sonra nihayet geri döndürdük.                                                                                           
Saat 07.30
Günün aydınlanması ile beraber Gallerdüzü (1750m)’ne ulaştık. Burada fırtınadan açılmış bir yayla barakasına sığınıp, beslenip sıvı alıp nefeslendik. Artık keyifler yerine geldiğine göre, yürümeğe devam edebilirdik.
 Saat 11.00
Yürüyüşe başlayalı 6 saat olmuştu, fakat sırt çantamdaki 28 kg yükle o kadar uzun süre gel diki bana. Neyse ki Aşağı Kavron yaylası görüş alanımızı girmişti. Bu da bize moral oldu yolumuzun azaldığını biliyorduk artık orman içine girdikçe, karda hedikle bile batıyorduk, bizden önce buradan geçmiş kişilerin ayak izlerini takip etmemiz bile bize bir avantaj sağlamamıştı. Aşağı kavron yaylasını geçer geçmez ayak izlerinin sahipleri ile geri dönerlerken karşılaştık. Yalçın ve bir grup genç çığ düşen yayla evlerine bakmaya çıkmışlardı. Sohbet ederken nefeslendik. Aslında Yukarı Kavron’a gelmiş olmamız gerekirdi sonuçta 12 km yürümüştük ama o hala çok uzaklardaydı. Yorgunluk iyice kendini hissettirmeye başladı. Önümüzde son yarım saatlik bir yol kalmıştı ama bu yol bana hiç bitmeyecek gibi görünüyordu.  
                
Saat 14.00                                                                                                                                     
Sevinçliyim, nihayet Yukarı Kavrun yaylasına ulaştık. Ayrıca gece yayla evinde konaklayacak olmamız mutluluğumu artırıyordu, bizim için büyük bir konfordu. Yayla girişindeki evlerin çığdan dolayı hasar gördüğünü gördük, defalarca geldiğim yayla evleri kar altında, ŞAHİN Pansiyon da tamamen karlar altında kalmıştı tanıyamamıştım.

Yılmaz’ın Ordu’dan konuşup kalmak için izin aldığı yayla ev de kar altında. Temizleyip içeri girmemiz çok çok zordu. B planını Yalçın Şahin’in atalarından kalan eski evinde kalmaya karar verdik. Evin kapısını açar açmaz kuzine sobasını yaktık, yeterli sıvı alamamıştık ve bu yüzden vücutlarımız dehidre olmaya başlamıştı. Derenin hala akması işimizi kolaylaştırdı.İçebildiğimiz kadar su içtik. Arkasından Yılmaz’ın evde hazırlattığı pişmiş kıyma ile harika bir kıymalı makarna yaptım, keyfimiz yerine geldi.

Saat 17.00                                                                                                                      
Sıcacık odada şekerleme yaparken Osman, Mahmut ve Ercan geldi. Ekip tamamlandı. Akşam güzel bir sohbetle moralleri yükseltip, günü noktalayıp uyuduk.
08.03.2020                                                                                                                           
Saat 08.00                           
 Yukarı Kavrun yaylasından Mezovit’e (Öküz Çayırı) hareket etmeden son hazırlıklarımızı yapıp, yola çıktık. Yürüyüş için mevsime göre hava gayet güzeldi. Memnun olmadığımız sırtımızdaki yüktü. Fakat böyle bir faaliyet yapıyorsanız taşıyacağınız malzemede fazla olacaktır. Buna göre Kendi aramızda malzeme taşıma paylaşımı yapmıştık, bizim ekibin tüm yiyeceği bendeydi. Yılmaz ve Batuhan teknik malzeme ve çadırı taşıyorlardı. Yılmaz her zamanki gibi önden kopup gitmişti bile üstelik ayağında bir sakatlık olmasına rağmen. Osman ise sürekli konuşuyor ekibi eğlendirip, moral veriyordu. Ercan ise tur kayağı ile artistlik hareketleri ve arada düşmesi, ekibe yeni bir hava getirmiş, enerjimiz yükselmişti. Kaçkarlarda yağmur gibi kar da çok yağardı.Durduktan sonraki günlerde güneş açınca, vadi yamaçları ve bu vadilere akan dere yatakların eğimleri yağan karın ağırlığına dayanamaz ve büyük bir gürültüyle koparak aşağılara doğru kayar. O an orada olmak kesinlikle istemezsiniz. Kaçkar kışı faaliyetinde en büyük risk çığ altında kalmaktır.Bende çığdan deli gibi korktuğumdan çığ parkurlarından geçerken çanta perlonum açık, gözüm hep yukarıda, kalbim ise daha da hızlı atıyordu. 
                                             
                                 
Saat 09.50                                                                                                                                 
Ayağımızda hedik olmasına rağmen bazen dizimize kadar kara batıyorduk ve ben faaliyetin ilk gününden beri hediğimle problem yaşıyordum. Sık, sık perlonu gevşeyip ayağımdan çıkıyor ve yeniden takmak süre aldığından sürekli geride kalıyordum, hatta hediksin bile gitmeyi göze aldım fakat kısa süre sonra belime kadar batınca, bu faaliyeti hediksin yapılması çok zor olduğuna karar verip tekrar hediklerimi takmak zorunda kaldım.
Buna rağmen Kapıya varıp burada mola verdik. Boğaların vadiden çıkmaması için yapılmış taş sur tamamen karların altında kalması ilgimizi çekti. Bu anı fotoğraf karesi ile ölümsüzleştirdik.


 Saat 12.00                                                                                                                                     
Güzel havada ve Kaçkarların muhteşem manzarası eşliğinde yürüyüşümüzün ikinci hedefi Mezovit’e(2900m) yaklaşık 4 saatlik yürüyüşün ardından ulaştık. 6 KM lig yürüyüşümüz bizi yormuştu. Mezovit’e Kaçkar Dağın eteğine ulaşmak,  Koca kayalar kar altında kaybolmuş, karlar altında bu mevsimde coğrafyayı tekrar görmek, zirveye çıkmak kadar mutluluk verici. Hemen karı düzleştirip hızlıca iki çadır kurduk, ertesi gün gerçekleştireceğimiz tırmanışın son hazırlıklarını yapıp, buranın tadını çıkartıp, dinlenecektik. Ayrıca dereninde küçük bir kısmı açık olması hazırlıklarımızı kolaylaştıracağı için bizim için güzel haberdi.

  09.03.2020                                                                                                                                                                                                        Saat 02.00
Zirveye çıkmak sadece inanmak ya da çok istemekle olmuyor. Fiziksel durumunuz, aklimatize olmanız, uykunuz, yiyip içtikleriniz, hatta karakteriniz ve inatçılığınız bile tırmanış için çok önemli ve ben bunun farkında olmama rağmen gece telefon alarmı ile uyandığımda kendimi çok yorgun hissediyorum. Uyku tulumundan çıkmam zor oldu, âmâ bugün faaliyetin en özel günü idi. Kalktık hemen sıcak bir çay içip, atıştırdık, donmuş botlarımızı üstüne hediklerimizi giydik ve saat 03.00 da gecenin karanlığında yola çıktık. Önden ben gidiyordum Umduğumuz gibi kar sertti ve dağ kayağı izleri vardı. Her zaman olduğu gibi yürümeye başlayınca üstümdeki heyecan da geçmişti.      
                                                                                                                        
Saat 04.20
İyi bir tempo tutturarak yükseldik, hava yaklaşık -8 derece rüzgâr ise yükseldikçe sertleşiyordu, buna rağmen her şey iyi gidiyordu. Su içmek için durup sırt çantamdaki suyumu çıkartım bunun için dış katman eldiveni çıkartıp bileğime asmıştım. Suyu içip tekrar çantamı sırtıma aldığımda, sağ dış katman eldivenim yoktu. Bileğimden ipi çıkmış, Rüzgârdan uçmuştu. Şok oldum, Kendime çok kızdım bu hatayı nasıl yaptım diye zirveyi tehlikeye sokmuştum. Sakinleşip düşündüm arkadaşlarıma söyleyip geri mi dönsem diye. En azından küçük buzulun dibine kadar gidip orda durumumu tekrar gözden geçirmeye karar verdim. Elimdeki batonumun birini toplayıp tek batonla devam etmeyi, buzulun dibine kadar elimi sürekli hareket ettirerek ve tek eldiveni değiştirerek devam edecektim. Buzula geldiğimizde ise gün doğumu ile havanın ısınacağını düşünerek devam etmeye karar verdim. Bu fırsatı kaçıramazdım.                                                                                                                       
Saat 06,00
Üç saatlik yürüyüşün ardından Küçük buzulun sol altına varmıştık ve artık bundan sonraki maceramız yer yer 60-70 dereceyi bulacak kar, buz ve kayadan oluşan teknik tırmanış rotasından devam edecekti. Hediklerimizi ve Ercan’ın tur kayağını buzula bırakarak tırmanmaya başladık. Yaklaşık 250 metrelik etabı iz açarak krampon ve kazma ile rahat ve hızlı bir şekilde yükseldik. Fakat kaya ve kar setlerinden oluşan tırmanış parkuruna girdiğimizde, uzaktan can simidi gibi gördüğüm kayaların hiç de öyle olmadığını sığınacak liman yerine setler, dik balkonların oluştuğu için en ufak dikkatsizlikte ölümcül tuzaklar olduğunu gördüm. Bu tırmanışın hiç kolay olmayacağını anlamıştım. Elimizde kazmamız ayağımızda kramponlarımız ile kayaların arasında dik eğimde tırmanışımız zor ve zaman alıyordu. Ercan ve arkasından Batuhan burada inisiyatifi alarak önden ipi yukarıya taşıyıp, yaklaşık iki ip boyu bizim emniyetli çıkmamızı sağladılar.     
                                                                                                       
Saat 09.00
Artık gün doğmuştu ve elim üşümüyordu. Tekrar kayaların arasındaki kar kulvarlarına girmiştik. Yer yer kayaların üstündeki ince kar tabakası kramponların oturmadığından kayganlaşmasına neden oluyordu. Dikkatimizin hiç kaybolmaması gerekti. İrtifa aldıkça arkama baktığımda, boşluk hissi iyice kendini göstermişti. 
Saat 11.00
Bitmez tükenmez tırmanışımız devam ediyordu ve sırta yaklaşırken sanki eğim daha çok artıyordu. Ekibin en arkasında derinleşmiş izlere basmak güven veriyordu, âmâ benimde bu takımda bir şeyler yapmam gerekiyordu. Öne geçip bir süre iz açtım yükseldik. Artık kuzey klasik sırt rotası görünüyordu. Rotaya bağlanabilmek için yan geçmemiz gerekiyordu. Bunu planlarken Mahmut öne gelip iz açarak bizi saat 11’de sırta bağladı.

                                                                                                                           
Saat 11.30
Artık kuzey klasik sırt rotasındaydık zor bölümünü geride bırakmıştık ve yaz tırmanışından dolayı bu sırtı tanıyordum. Bu bana güven vermişti. Fakat bu kılçık sırt yazın gördüğüm gibi değildi karın yığılmasından dolayı burada da boşluk hissi vardı. Buna rağmen daha güvenliydi. Müsait bir noktada mola verdik, küçük buzul rotasında eğimden dolayı su içmemiş yemek yememiştik. Artık moraller düzelmişti. Kaygılarımız arkada kalmış, zirveye yaklaşmıştık. Arkamızda bıraktığımız müthiş rotaya ve boşluğa bakıp, içimden umarım inişi buradan yapmayız dedim, sanki arkadaşlarım bunu duymuşlar gibi Yılmaz; dönüş rotamızı Büyük Buzuldan yapmaya ne dersiniz deyince oybirliği ile Büyük Buzuldan inmeye karar verdik.                                     
Saat 12.15
Zirveye giden son metreler kısmen yumuşak ve rahattı. 45 dakikalık tırmanışın ardından saat 12,15’da 3937 metrelik bulutların üstü Kaçkar Dağı’nın zirvesindeydik. Müthiş manzara eşliğinde, zorlu bir tırmanışı geride bırakmanın mutluluğu ile tüm ekip birbirimizi kutluyorduk. Daha önce Kaçkar (kavrun) zirvesini hem kuzeyden hem de güneyden iki kere tırmanmıştım. Fakat bu tırmanış farklıydı. Mezovit’den Kaçkar buzullarını seyrederken gözüm hep buraya kayar, hayali rota oluşturup gözümle tırmanırdım. Hayalim gerçekleşmişti. Küçük buzuldan çıkıp büyük buzuldan inmek hem de bu faaliyeti kışın yapmak benim için fantastikti.  
recep kulaber
Saat 13.15                                                                                                                                                      
Zirve defteri ıslanıp donduğundan isimlerimizi yazamamıştık. Fakat zirve rüzgârlı olsa bile geçirdiğimiz bir saatte güzelce dinlenip bir şeyler atıştırıp fotoğraflar çekildik.  
Yorgunluğumuzu atmış enerjimizi yükseltmiştik, artık Büyük Buzul rotasına doğru inişe geçebilirdik. Dağın güney yakası rüzgârsız ve sıcaktı, karla örtülü olmasına rağmen sanki buraya bahar gelmiş güneş içimizi ısıtmıştı. Dağın bu yakasının rotasını hepimiz biliyorduk, fakat Ercan bu rotada ticari rehberlik yaptığı için bizden tecrübeli idi öne geçti. Güney batı yönüne kılçıktan uzun bir süre ilerledik. 


Sırtın sonuna gelince eğimli karlı arazide aşağıya inmek bana kaldı. Güney yönünde dikkatle aşağıya inerek birinci balkonu arkamızda bıraktık, tekrar yönümüzü güney batıya çevirdik.    

                                     
                
                             
Saat 15.00                                   
Yaklaşık 60 metrelik iki yan geçişi olan çığ parkuru karşımızda idi ve güneş ışıkları tam parkurun üstünde çığ riskinin en yüksek olduğu zamandı. Burayı geçmek çok büyük bir riskti. Bu geçiş sırasında çığ düşmesi durumunda vadi eğimi ve uzunluğundan dolayı kurtulma şansımız çok azdı. Uzun süre bu noktada kalarak ne yapmamız gerektiğini konuştuk, alternatiflere baktık, o sırada ilk vadinin yavaş yavaş gölgeye dönmesini görünce riski göze alarak dikkatli bir biçimde geçmeye karar verdik. İyice gölge olunca, kırmızı kurdele kuyruklarımız ile ilk Batuhan sonra sırası ile hepimiz parkuru hızlı ve mesafeli geçerek derin bir nefes aldık.                                               
Saat 17.00
Nihayet Büyük Buzul ’un en üst noktası Kapı geçidine ulaştık.Küçük buzul’daki boşluk hissi beni olumsuz etkilediği için buranın eğimini merak ediyordum. Eğimin fazla olmadığını görünce şaşırdım, anlatılan ve okuduklarımdan buranın çok daha eğimli olduğu söylenmiş veya ben hayalimde böyle canlandırmıştım, beklentimin altında olması beni mutlu etti. Girişte bir ip boyu ipli inmeye karar verdik.hemen yakındaki büyük bir kaya babasından yardımcı iple emniyet alıp 60 metrelik iple ekip tek tek indi.
İpi toplamak da bana kaldı ve en son ben indim.Büyük buzulun eğimi beni mutlu etmiş rahatlamıştım ve nerdeyse koşarak aşağıya 30 dk. İnip arkadaşlarıma buzulun çıkışında yetiştim.                                
Saat 18.45
Yaklaşık 50 dakika süren buzul inişinin ardından karanlık çökmüş ve heybetli buzul kütlesini arkamızda bırakmıştık. Fakat bir problemimiz daha vardı. Çıkarken bıraktığımız hediklerimiz ve tur kayağı Küçük Buzul’da kalmıştı. Batuhan ve Ercan gidip almak için gönüllü olurlarken Mahmut, Osman ve Yılmaz onları bekleyeceklerdi, ben de sıcak bir şeyler hazırlamak için kampa gidiyordum.
Saat 19.30
Kampa vardığımda ortalık zifiri karanlıktı. Bir taraftan sıvı alıp arkadaşlarım için sıcak su ve bulgur pilavı hazırladım. Ekipte saat 21.10’da yorgun ve üşümüş bir şekilde kampa ulaştı. Bol sıvı alıp beslendik. Plana göre bu akşam Kavrun yaylasına inecektik, bu yorgunlukla inmemiz zor.Planı değiştirip sabah inmeye karar veriyoruz.Başarılı bir tırmanışı geride bırakmanın gururu ve yorgunluğu ile tulumlarımıza girdik. Yılmaz elinde dolu çay bardağı ile uyuya kalıyor,uyku tulumunda ıslaklığı sabah fark edince uyuya kalıp döktüğünü anlıyor.yorgunluğumuzun özetiydi.                                                                                 
10.03.2020                                                                                                                               
Saat 07.50
Sabah 7 gibi uyanıp kahvaltı yapmadan kampımızı topladık ve inişe geçtik. 1 Saat 30 dakika sonra yukarı Kavrun yayla evine ulaştık.

Yemek ve fazlalık eşyalarımız için kısa bir mola verdik. Ercan tur kayağı ile önden gidip sobayı yakması paha biçilemezdi ve 4 saat sonra da Ayder’e ulaştık. Çamlıhemşin’de yemek molasından sonra artık eve dönme zamanı gelmişti.

Kışın dağda olmak, zirveye çıkmak, zorlu bir uğraştır. Donanım, Bilgi, Tecrübe ister, kondisyon hatta kontrollü inatçılık ister. Ödülü ise sadece kayıtlara geçmek zirvede manzarayı seyretmek, Ego okşamak değildir. Aynı zamanda hayal ve arzulardan oluşan içinizdeki zirveye de tırmanırsınız. Kışın dağ zordur. Bu zor faaliyetin öğrettikleri de ilginç aynı zamanda korkutucuydu. Faaliyet boyunca gözlerim çığ riski nedeni ile sürekli parkurlardaydı. Yukarı Kavrun’daki çığın, elektrik direkleri ve yayla evlerini kâğıt gibi yırtıp sağa sola savurmasına tanık oldum. Ayder’in hemen iki kilometre üstünde yola düşen,içinde kaya ve ağaçların da olduğu çığ kütlesini gördüm. Ve Yakın zamanda düşen bu çığ kütlesinin üstünden geçtim. Üstelik çığ parkuru olarak görmediğim araziden kopmuş olması çığ konusunda beni biraz daha korkuttu.Fakat korku beni eğiterek kış faaliyetlerinde çok daha dikkat edilmesi konusunda tecrübe sahibi yaptı. 
Hayatımın en zor tırmanışlarından birini gerçekleştirmeme ve bu deneyimi beraber yaşadığım ekip arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler.
 Recep KULABER

6 Ocak 2020 Pazartesi

CİLO REŞKO ULUDORUK(4135m)2019 KIŞ FAALİYETİ

Faaliyetin adı: CİLO REŞKO ULUDORUK (4135) Zirve KIŞ Faaliyeti Aralık
Faaliyet tarihi: 21-27 Aralık 2019                                                                                                            Teknik malzeme: Kazma, Krampon, Emniyet Kemeri, HMS, ATC, Perlon, 60 metre İp,... vs. (Kask ve baton dışında hiç biri kullanılmadı)                                                                                      Tırmanışa katılan kulüp ve kurumlar: Klosdag,Cisad, Didosk, Efe Dağcılık, Sodos, Hakkari Dağcılık Sporcular:Mehmet Özmalkoç, Yekbun Özmalkoç, Hatice Erener, Yasemin Kapıyoldaş, Serkan Karadağ, Kadriye Terzioğlu, Recep Kulaber, Sefer Öztürk, Naci Ertunç, Nuri Zeyrek, Fırat Akyüz, Fatih Katrancı, Kadri Sencar, Baran Bayar, İrfan Özden, Hakan Kavaklıçeşme, Emrah İhtiyatoğlu, Sönmez Erkaya.
CİLO -REŞKO ULUDORUK (4135) DAĞI                                                                                                                                    
recep kulaber

Cilo Dağı Türkiye’nin 2. en yüksek tektonik bir dağıdır. Zirvesi dört mevsim boyunca erimeyen kar ve buz örtüsü ile kaplı bir dağ olan Cilo Dağı Güneydoğu Toroslar’ın en doğu uzantısını oluşturur. Türkiye’nin güneydoğu ucunda, Hakkâri ilinin sınırları içerisinde yer almaktadır.Önemli zirveleri
1. Reşko(uludoruk)-4136
2. Suppa durek(Erinç)-4060
3. Köşedireği Dağı (3700m),
4. Maunseli Sivrisi (3850m) (kaynak wikipedia)
CİLO -REŞKO ULUDORUK (4135) ZİRVE KIŞ FAALİYETİ
Hakkâri bölgesinde bulunan Cilo dağ silsilesinin içinde yer alan Reşko ‘Uludoruk’ sarp ve ulaşılması zor coğrafyada olmasından dolayı Türkiye’deki dağcıların gitmeyi en çok hayal ettiği bölgedir. Fakat faaliyeti kış mevsiminde yapacaksan, soğuk gecelerinde çadırda üşümeyi, Karlı sert rotalarda ağır sırt çanta ile uzun tırmanmayı göze alman gerek. Ödülü ise Kış mevsiminde tırmanıp sert iklim ve zorluklarla mücadele ettiğinden, güzel anılar ve prestijli zirven olur.                                                                                                                
2013 yılından tırmanışa yeniden açılan Cilo dağına 2019 Mart ayında gitmiştim. Faaliyet duyurusunu Sönmez hoca iletince bedenime bir heyecan dalgası kapladı. Tekrar gidip bu sefer zirve yapmalıyım, dedim. Bölge 1982 yılından beri kapalıydı. Yaklaşık 32 yıl aradan sonra yeniden dağcıların gidebilmesi sevindirici bir gelişme oldu. Zirvenin ilk kış çıkışı yıllar önce yapılmış sonra aynı başarı ikinci kez Klosdag ekibi tarafından 2013'te gerçekleşmişti. Aynı başarıyı yakalamak adına benimde olduğum 2019 Mart ayında tekrar bölgeye gittik, Fakat zirveye 130 m kala ip birliğinde iken bastığımız buzul kırılmış, iki arkadaşımız Reçko buzul duvarında ipte asılı kalmış, gayretlerimizle kurtarmış ve bir felaketten dönmüştük. Bir kez daha Reşkonun doruğuna çıkma fikri benim için sanki yarım kalmış bir işi tamamlamak gibi idi.
Dağlara sık gittiğimden ve sporla Kondisyonumu yüksek tuttuğum için hazırdım.21 Aralık Cumartesi günü, İstanbul Havalimanı'nda Yüksekova yolcuları olarak bir araya geldiğimizde her birimizin telaş ve sevinçliydik.

Yüksekova(1950m)bizi o ünlü soğuk havasıyla değil, gülümseyen bir güneşle karşıladı. Umarım zirve yolun da da hava güzel Olur. Havalimanından kent merkezine taksi ile 10 dakikada ulaşıp otele yerleştik. İlk gün, Grand Yılmazlar Otelinde kalıp ekibe katılacak diğer arkadaşlarla buluşacağız. İstanbul ekibi 9 kişi; Yüksekova, Hakkâri, İzmir, Diyarbakır, Manisa ve Kayseri'den katılan dağcı dostlarla sayımız ikiye katlanacak (Toplam 18 sporcu).
On sekiz kişilik ekip 21 Aralık 2019 Cumartesi günü Yüksekova’da bir araya geldi. Akşama doğru Otel lobisinde toplantı yapıldı. Tırmanış ile ilgili tüm detaylar konuşuldu.  Son olarak yurdun değişik illerinden gelen dağcılara ‘ neden Reşko dağı ‘ diye sorular soruldu. Tanışma faslı ve teknik toplantı sonrası eksikler için alışveriş turu yapıp çanta hazırlığı için erkenden odalara çekildik.
Plan, sabah saat 8'den önce Yeşiltaş köyüne hareket etmek. Önümüzdeki 2 gün hava güzel olacak; çabuk hareket edersek zirve şansımız yüksek. Sonrasında havanın bozma tehlikesi var.

22 Aralık Pazar günü, dağa yaklaşım için yola çıkacak ekip kapıda hazır, Fakat aracımız trafikte kalmış... Gecikmeli de olsa yola düştük ve 35 km ötedeki Yeşiltaş (Şitazin) bölgesine saat 8.50'de vardık. Rakım 1250 m. Yani 1950 metrede kurulu, "gerçekten yüksek mi" diye sorulan Yüksekova'dan aşağı indik. Deniz seviyesinden gelen İstanbul takımı için küçük çaplı aklimatize katkısı. Tırmanış için daha önce izin alınmış olsa da Yeşiltaş Karakolu'nda kimliklerimiz kontrol ediliyor ve izinler için teyitler alınıyor. Ülkenin kim bilir hangi köşesinden gelmiş, bu zorlu coğrafyada görev yapan askerlerle selamlaşma... Çeşmeden su takviyesi ve tuvalet ihtiyacı için moladan faydalanıyoruz. Geri çevrilir miyiz tedirginliği, kimliklerin iadesi ile ortadan kalkıyor ve yeniden araca biniyoruz.
Yolda kar olmadığı için aracın çıkabildiği yere kadar gitmek istiyoruz. Sonrasında sırtımızda 15-20 kg kamp yükü ile Serpil mezrası denen, 1993'te boşaltıldığı için kimsenin yaşamadığı Darıca köyünün altından başlıyoruz yürümeye...2019'un Mart ayında Reşko  (Uludoruk) kış çıkışı için geldiğimizde bölgedeki muazzam kar miktarını ve koşulların zorluğunu hatırlayıp bu kez kendimizi şanslı hissediyoruz. Gerçi önümüzde çok uzun bir yol var, erken konuşmamak lazım.
İlk molayı, 10.45'te köyün üstünde veriyoruz. Faaliyet öncesinde hissedilen endişeler, ufak çaplı sağlık sorunları, yol aldıkça yerini enerji ve neşeye bırakıyor. Belirgin patikadan döne döne yükseliyoruz. Sırtlarındaki ağır çantalara rağmen doğrudan dik yamaca vurup koşturanlar da var. 2100 m'deki birinci kamp alanına yaklaştıkça zemin kara dönüyor.

Saat 14'te Serpel yaylasına varıp çadırları atıyoruz. Hava günlük güneşlik. Kamp alanında şırıl şırıl akan dere, gece boyu güçlü sesiyle bize eşlik edecek. Etraf çok güzel dağlarla çevrili, ortam yabanıl ve el değmemiş gibi. Hayvanların geride bıraktıkları izler görülebiliyor. Yemek, çadır sohbeti derken yarınki zorlu yürüyüş için biz Ercan, Recep ve Sönmez'den oluşan çadır ekibi erkenden uyuyoruz ne de olsa yarın bizi zorlu yaklaşık 800 metrelik çıkış yapacağımız Nurettin Renda Kulvarı namı diğer Azap Kulvarı bekliyor olacak.
23 Aralık Pazartesi sabah 8.30'da ikinci kamp alanı olan Horkadim Yaylası-Talane Geçidi için hareket ettik. Plana göre Horkadim'de bir gün dinlenme ve sonrasında zirve çıkışı var. Kamp alanından hafif bir tırmanışla uzaklaşıp yamaçtan dere yatağına indik. Herkes koşar adım kendini aşağı salarken Yasemin yürümekte zorlanıyor Geç başladığı için geride kalan bir arkadaş el veriyor, biraz toparlanıyor “İkinci kampa gelmesem olur mu, burada kalayım" Diyor Sönmez Hoca'ya "çantayı hafifletiyoruz, ha gayret diyor'hoca

Sönmez hocanın dik olmasından dağcılara zor anlar yaşattığı için Azap Kulvarı adını taktığı Nurettin Renda kulvar girişine geldik. Bu noktada bir sporcu kendini iyi hissetmediğinden birinci Kampa geri dönüp dönüşümüzü bekleme kararı alıyor. Artçı olarak isteğini kabul edip kamp eksiği olup olmadığını gözden geçirerek geri uğurluyorum.Sabah 10'da girdiğimiz kulvarı, Hakkâri’den gelen sporcuların gayretli iz açması ile 14'de kolaylıyoruz, ancak kamp alanına varış akşam 4'ü buluyor. Zaman zaman diz boyunu aşan batak karda, sırtta ağır çantalarla 800 metre irtifa almak, ekipteki herkes için gerçek bir sınav.

Azap Kulvarı, sonunda tüm ekibi azat etti ve 2900 rakımlı Horkadim Yaylası, yeni kamp alanımıza ulaştık.Burada kar çok, düz zemin kıt. Etraf bembeyaz doruklarla çevrili.Rüzgar eşliğinde çadırları kuruyoruz.

Tırmanışta Çikolata, Bisküvi ile vücudumuzun enerji ihtiyacını geçici bir şekilde karşılamıştık ama artık açlık bizi zorluyordu. Önce Kar eritip Su ihtiyacımızı hemen arkasından yemek yapıp atıştırdık. Bu arada dışarıda sert rüzgâr aralıklarla etkisini göstermeye başlamıştı. İki kamp arasındaki rakım farkı dokuz yüz metre olduğundan birinci kampın konforu burada olmayacaktı. Yatmadan evvel Sönmez ve Naci hoca teknik toplantı yapıyorlar. Fakat sönmez hoca çadıra iyi haberler ile dönmüyor hava durumunun giderek sertleşeceğini, bu durumda bir gün dinlenme iptal edilip bu gece saat 04’de zirveye hareket edileceğini söylüyor. 24 Aralık 2019 Rüzgârın etkisi ve irtifa bizi kaliteli uyku uyutmamasına rağmen az da olsa dinlendik. Zaman geldiğinde soğuk havada Çadırların lambaları birer, birer yanmaya başlamış ama kimse çadırlardan çıkmıyordu sanki Rüzgâr hızını kesmediği için zirve çıkışından vazgeçildi havası ortaya çıktı. Sonunda gidebildiğimiz yere kadar gitme kararı alındı. Çantalara Teknik malzemeler ve akşamdan Kar eritip sıcak Su Termoslar ve hafif yiyecekler konuldu. Artık rüzgâr giderek etkisini artıracağını ve bize zor anlar yaşatacağını biliyorduk. Ekip tam donanımlı bir şekilde yola çıkmak için hazırdı. Gecenin karanlığında kafa lambalarıyla yükselmeye devam ederken beklendiği gibi rüzgâr sert, sonra daha da sertleşti. Oysa gökyüzü açık yıldızlar net gözüküyordu. Nihayet gün doğmuş ve doğu yönünde heybeti ile göz kamaştıran Sat dağları tüm ihtişamı ile bende buradayım diyordu.
Kara bulutların kapladığı Reşko duruğuna kimse bakmak istemiyordu. Gözler Vadileri dolduran sis bulutlarındaydı. Üç saat zarfında hiç durmadan tırmanmış ve bir hayli ilerlemiştik. Artık saatler sekizi gösteriyordu. Geniş bir kayanın üstünde toplanan ekip sayısı, on sekiz kişiden on üç kişiye inmişti. Aşırı yorgunluk ve yüksek irtifa bazı arkadaşlarımızın zirveye gelmeme kararı aldırmıştı. Fakat tırmanışa gelen sporcu arkadaşlarda burada bir karar vermesi gerekiyordu. Tüm arkadaşların fikirleri alınarak karar vermemiz en doğrusuydu. Kötü hava koşulunda Reşko zirvesine yakın kılçık bölgesini geçmek de çok zordu.Karar geri dönmekle sonuçlanmış.aynı gün her iki kampta kalmamak düşüncesiyle Yeşiltaş köyüne ulaşılarak, gece araç ile Yüksekova’ya dönmeye karar verilmişti.

Kampa döndüğümüzde bir hayli yorulan ekip dinlenmeye geçmişti. Tam o sırada Naci hoca Kamışlı ve Yeşiltaş Karakolu Askeri yetkililerin telefon ile kendisine ulaştıklarını ve Kar fırtınası beklendiğini hemen zaman kayıp etmeden dönmemizi istediklerini iletti. Bu haberle Kampı daha hızlı bir şekilde toplayıp malzemeleri çantalara yerleştirdik. Ekip aralıklarla inişe başlayıp Toz karla dolu Kulvarı, bata çıka bitirip saat 2 gibi birinci kamp alanına indik. Serpel yaylasına geldiğimizde henüz akşam olmamıştı ve burada hava henüz yumuşak; Tüm ekip burada toplanıp soluklandı. Serpel yaylasından ayrıldığımızda güneş batmış hava kararmıştı, kafa fenerleri ile yolumuza devam ettik. Yeşiltaş Yolunda yorgunluk ve çantaların bize vermiş olduğu ağırlık sanki yol hiç bitmeyecek hissi vermişti.
Akşam saat 19,00 civarı yolu bitirip bizi otele götürecek dört tekerin içine atıyoruz kendimizi. Dağdan inmenin en güzel yanlarından biri de o gece yaşanacak deliksiz uykudur. Malum, yükseklerde pek uyunmaz.Reşko serüvenimiz zirve siz ama güzel anılar biriktirerek sona ererken Otelin sıcak ve rahat yatakları bizi bekliyor derken Yüksek ovadaki dostlarımız Kahraman ve Emrah bizi buluyor. Erken yatmak yok eğlence var.


 Reşko bu defa bizi kabul etmemişti. Fakat seneye bir daha gelme ile ilgili bir birimize söz verdik, umarım bu sefer kabul eder.Planlanandan daha erken dağı terk etmek zorunda kalınca, kalan günü gezerek değerlendirelim dedik. Seçenekler arasında Şemdinli, eski adıyla Navşar öne çıktı. Şelalesi, Taş Köprüsü, yeşil ve bereketli Nehri Köyü (Bağlar), 2018'de restorasyonu tamamlanan Kayme Sarayı ve bizleri evinde ağırlayan ÇINAR ailesinin samimiyeti, günden geriye kalan güzellikler oldu.


 bozduğu için gidemediğimiz, Derecik tarafındaki mutlak görülesi Balkayalar, başka bir zamana kaldı. Nitekim dönüş yolu, tümüyle beyaza kesmişti. İstanbul’da hasretini çektiğimiz kar, bizi önce Van'a sürükledi, yetmedi 2 gün otele kapattı. Tam üç kez uçak biletlerini değiştirdik. Yani uçakla eve dönüş, dağdaki inişten daha maceralı oldu!

 Eğlendik mi? Eveeeet.Recep KULABER

24 Ekim 2019 Perşembe

KEMERLİ KAÇKAR 3562 M FAALİYETİ


KEMERLİ KAÇKAR DAĞI 3562 M ZİRVE FAALİYETİ     

Faaliyet Tarihi: 27-29 Eylül 2019

Faaliyeti Düzenleyen: Kaçkar Dörtlüsü(Recep KULABER,Cemal BAŞ,Erdal ÖZBEK)  
            
Kamp Yeri: Avusor Yaylası Marsiz dağ evi (Muhammet KESİCİ 05459535253)

Tırmanış Süresi:  6 Saat 50 Dk.

Teknik Malzemeler: krampon, kazma,(kullanılmadı),Bivak(kullanılmadı) GPS(kullanıldı)

Hava Durumu:
Hava açık, rüzgâr yok, tahmini 3-8 derece
                                          
Rota: Klasik kuzey batı rota      

Raporu yazan:Recep KULABER                          

Dağlara tırmanma isteğinin nedeni sorusuna, tüm dağcıların ortak bir yanıtı vardır. Everest'e tırmanırken ölen İngiliz dağcı George Mallory'nin ünlü sözleri: "Çünkü dağ orada...
Altıparmak Libnin zirveden Kemerli Kaçkar(Recep KULABER)
KAÇKAR BULUT DAĞLARI
   Kavrun Dağları'nın kuzeydoğusunda yer alan, Bulut Dağları diye adlandırılan Kaçkar sıra dağları içerisinde ufak bir dağ silsilesidir. Bu silsilenin en yüksek zirvesi birçok yerden seçilebilen Kemerli Kaçkar Dağıdır. İsmi ise Dağ kütlesinin içerisindeki farklı renkteki kaya yapısı kuşağı andırdığından alınmış olsa gerek. Verçenik ve kavrun Dağları'na kıyasla Bulut Dağları daha az gidilen daha sakin bir bölgedir. Bulut Dağlarına ulaşımı ise Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinden Ayder ve Kavrun yolu üzerinden Avusor yolundan yaylaya ulaşırsınız. Avusor yaylası, Kemerli Kaçkar zirvesine en yakın yayla olup Lazların kullandığı bir yayladır. Ayrıca adını verdiği Avusor Gölü ’de bilinen bir göldür.
Avusor Yaylasından Kaçkar Bulut dağları(Recep KULABER)
KEMERLİ KAÇKAR 3562 M FAALİYETİ
27 Eylül 2019 Saat 12,30
Kemerli Kaçkar Dağını kış şartları iyice hakim olmadan son yaz dağcılığı için seçmiştik. Hava tahminleri Cuma ve Cumartesi yağış gösteriyor ancak Pazar zirve için uygun görünüyordu. Bu nedenle kesin kararı vermek için son günün akşamına kadar bekledik. Faaliyeti yapma kararı alınca da sabahında İstanbul Halkalıdaki evimden Esenler otogarına geçtim. Son dk. Karar verdiğimizden Otobüse kılı kılına yetişebildim. Cemal,Süleyman ve Ankaradan gelecek Erdal ile Rize’de buluşacağız. Ayrıca bir gün önce olan depremi de arkamda bıraktığım için sevinçliyim. Artçıları hissetmeyeceğim.
Cemal BAŞ,Recep KULABER,Erdal ÖZBEK
28 Eylül Saat 10.00
19 saat otobüs yolculuğundan sonra nihayet Rize ye varıyorum.Liman lokantasında buluşuyoruz. Güzel bir kahvaltıdan sonra alış verişimizi yaparak Süleyman’la vedalaşıyoruz. Avusor yaylasına Mazereti olduğundan Süleymansız hareket ediyoruz.
 Saat 13,45
Cemal in aracı ile 3 kişilik ekiple nihayet yaylaya varıyoruz. Yol bozuk olduğundan gecikmeli ulaşıyoruz. Hemen Muhammet’in Marsiz dağ evine gidip hasret giderip konuklarla sohpet ediyoruz.Bu arada Muhammet’in yeni doğan bebeği olduğunu öğrenip seviyoruz.

Yaylada soluklandıktan sonra teknik toplantı yapıp Avusor gölünde kamp atma planını iptal ediyoruz, konforlu bir gece geçirmek için akşam burada kalacağız. Yaşlanıyoruz mu ne bizde tembellik başladı. :)
Yayladaki kafede Bir süre vakit geçirdikten sonra uyum tırmanışı için yaylada tanıştığımız iki İsrailli doğasever ile bir kaç saatlik yürüyüş yapıyoruz.az da olsa ıslanmamıza rağmen keyifli bir yürüyüş oluyor.

Akşam yemekten sonra Erdal'ın tercümanlığı sayesinde misafir dostlarımızla koyu bir muhabbete giriyoruz,ilerleyen saatte sabah erken dağ evinden ayrılacağımız için tatlı çiftle vedalaşıyoruz.Ardından zirve çantamızı hazırlayıp yağmur sesi eşliğinde uykuya dalıyoruz.
29 Eylül Saat 04.00
Pazar sabah 04.00 gibi kalkıp 04.30’da belirgin patikadan Avusor göl yönüne doğru yükselmeye başladık.Hava ilk yarım saat şaşırtıcı şekilde açık yıldızlar belirgin tahminen 5/10 derece iken göle yaklaştıkça hava kapanıp açmaya ve yağmaya ve soğumaya başladı. Sis ardımızdan olanca hızıyla vadiyi doldurdu. yukarıda yükseklerde işler pek de tahminlerin gösterdiği gibi gitmiyordu. :)
Avusor gölü(Recep KULABER)
Saat 05.45
Göle çıktığımızda hava aydınlanmak özeri idi artık kafa lambalarımızı kapatıyoruz. Avusor Gölünden sonra dere kenarındaki eğimi yüksek patikadan yükselip çanağa varıyoruz.

Bu noktadan sonra yönümüzü güneye çevirip ikinci çanağa yükselip, sırta varıyoruz güneyimizde Kaçkar kütlesi tüm kudreti ile bembeyaz kara bürünmüş şekilde karşımıza çıkıyor.

Saat 07.40
Kahvaltı molasını manzara eşliğinde bu noktada yapmaya karar veriyoruz.Rüzgar almamıza rağmen değiyor.Biraz nefeslenip motivasyonumuzu yükselttikten sonra tekrar hareket ediyoruz.Karlı ve buzlu kayalardan oluşan zemin nedeniyle ve Krampon takmaya da uygun olmadığından bu noktada rotayı değiştirmeye karar veriyoruz, çanağın güney sırtı Kaçkar’a bakan kayalık sırt hattını tercih edip bu rotadan yükseliyoruz.

 Hafta sonu ve önceki hafta yağan yağmur ve kar, zemini kayganlaştırdığından bazı noktalarda bizi zorluyor,geri dönme ile ilgili kısa bir görüş alışverişi yapıyoruz.Ancak kısa bir süre sonra güneşin şefkatli ışıkları kendisini hissettirince işimiz kolaylaşıyor.
recep kulaber

Saat 10.50
Kısa 2-3 derecelik kaya tırmanışından sonra zirveye ulaştık. 
Saat 11.20
Zirve defterinin imzalanması ve fotoğraf çekimlerinden sonra dönüşe başladık.
Saat 14.40
kaya inişlerinin ardından, çıkarken tercih etmediğimiz buzlu ve kaygan çarşak çanaktan inmemiz yolumuzu kısalttı.13.25’de Avusor Gölünün yukarıdan gören sırta, 14.00’da göle, 14.40’da ise yaylaya, kamp noktamıza ulaşmıştık.

Bu harika coğrafyada beni yanalız bırakmayan değerli dağcı dostlarım  Erdal Özbek, Cemal Baş ve gelemeyen Süleyman Keskin'e teşekkür ediyorum.
Hep birlikte Kaçkar Dörtlüsü’nün zirve ajandasına gerçekleştirilmiş güzel bir faaliyet ve tırmanılmış yeni bir zirve yazdırdık.